Ateş Oku RPG ~~ Hogwarts
Merhaba

Foruma Hoşgeldiniz

Kayıt Olduktan Sonra Rütbe Seçmelisiniz. Ve Daha sonra Lejant Oluşturmalısınız;

Ateş Oku RPG ~~ Hogwarts


 
AnasayfaAramaÜye ListesiKayıt OlGiriş yapKapı

Paylaş | 
 

 DERS

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Christian A. Wilson
Fotoğrafçı | Ressam
Fotoğrafçı | Ressam
avatar

Mesaj Sayısı : 167
Kayıt tarihi : 16/03/10

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
91/100  (91/100)
Patronus:

MesajKonu: DERS   Ptsi Haz. 21, 2010 5:41 pm

Güneşin gökyüzündeki tahtına her zamanki asaletiyle kavuştuğu sakin bir sabahtı. Hafif rüzgarın etkisiyle birbirine çarpışan ağaç dallarının hışırtısı dışında dışarıda en ufak bir ses bile yoktu. Tabii öğrenciler geldikten sonra bu ortamdan eser kalmayacaktı.

Buz mavisi gözleriyle gökyüzünü hafifçe süzdükten sonra bahçeye doluşan bir dizi öğrenciyi izledi. Süpürgesine atladı ve hafif bir reverans ile öğrencileri selamladı.

-Günaydın hanımlar ve beyler. Ben yeni Uçuş Profesörü; Daniel Crownie...

dedi keskin bir ses tonu ile. Öğrencilerin fısıldaşmalarını bastıracak şekilde sözlerine devam etti.

-Bazı kurallarım vardır ki derslerimde çiğnenmesine müsaade etmem. İlki; ben konuşurken hepiniz sessiz olacaksınız. İkincisi; dediklerime harfiyen uyulacak. Üçüncüsü; beceriksizlere tahmmülüm yoktur. Elinizden gelenin en iyisini yapmak zorundasınız sorusu olan??

Öğrencilerin kısa süreli suskunluklarından sonra havaya ürkek bir parmak kalktı.

-Söyleyin Bay Cavendish.

-Ya süpürgeden düşersek?

Crownie içini çekti ve sesini gittikçe yükselterek yanıtladı.

-En kötü revire kaldırılırsınız. Başka soru? ... Güzel şimdi herkes süpürgesinin yanına!

Öğrencilerin süpürgelerini bulmak için bir oraya bir buraya koşuşturmaya başlamasından sonra herkes süpürgesinin yanına gitmiş ve Crownie'yi can kulağı ile dinlemeye hazır görünüyordu.

-Sağ eller süpürgenin üzerine, "Yukarı!" diye bağırın.

Öğrencilerin bazıları denemeye çalışırken bazıları komutu uygulamış ve bir sonrakini bekliyordu.

-Sağ el dedim! Sağ! Bu yaştan sonra sağınızı solunuzu ben öğretmeyeyim isterseniz!

dedi küçümseyen bir tonla. Tanrım! Bu birinci sınıf öğrencilerinin hepsi birer canavardı.

-Aman Tanrım! Bayan Hunington! Ben süpürgenin yerinde olsam komutunuzu anlamazdım. "Yukarı!" diye bağıracaksınız. Sesinizi duyamıyorum bile.

Bütün öğrenciler süpürgelerin üzerinde yerini aldığında -ki bu oldukça uzun zaman almıştı- o da süpürgesine atladı ve öğrencilere seslendi.

-Beni takip edin! Korkaklara yer yok!

İlk olarak kulelerin etrafında daire çizmeye başladılar. Bu süreç içinde geride kalan öğrencileri cesaretlendirircesine bağırıyordu. Öğrenciler çok işe yaramaz görünüyorlardı. Fakat öğretmek onun işiydi. İki birinci sınıf çocuğu onun şevkini kıramazdı. Yavaşça inişe geçti. Geride kalmış olanları bekledi ve konuşmaya başladı.

-Daha ilk denemenizde uçmanızı ben de beklemiyorum fakat siz korkaklık yaptıkça uçmayı öğrenemezsiniz. Anlaşıldı mı? Şimdilik bu kadarı yeter sanırım. Fakat gelecek dersimizde kimse korkaklık yapmayacak! Şimdi dağılabilirsiniz.

dedi ve beraberinde gürültüyü de götüren öğrencilerin ardından baktı. Sanki yıllarca konuşmamış ve anlatacak çok şeyleri varmış gibi hepsi birbiriyle laflıyorlardı.

-Uzun bir dönem olacak!

Rüzgar gittikçe şiddetlenmiş ve devamında çiseleyen yağmurla birlikte kararan gökyüzü tüm ışığını kaybetmişti. Güneş saklambaç oynarcasına bir bulutun ardına girip, çıkıyordu. Güzel başlayan günü kendini sessizliğe ve yağmurun getirdiği huzura bıraktı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Evaline Mélita Draker

avatar

Gerçek İsim : Berşan.
Mesaj Sayısı : 161
Kayıt tarihi : 18/04/10
Yaş : 19
Lakap : Eva.

MesajKonu: Geri: DERS   Ptsi Haz. 21, 2010 8:08 pm

İlk dersten sonra Uçuş dersi vardı. En sevdiğim üç ders arasındaydı. Profesörün gerçekten merak ediyordum. Dersler bugün başladığı için elim ayağıma dolaşmıştı. Ben her zaman ablamın şirin dükkanında oturup kitap okurdum, derslerin başlaması biraz ağır gelmişti doğrusu. Sabahtan beri koşturmaktan bacaklarım ağrımıştı, çığlık atıyorlardı sanki. Bu kadar yorulacağımı düşünmezdim. Üstelik Uçuş en yorucu derslerden biriydi. Hogwarts'tan çıkıp elimdeki süpürge ile bahçeye yöneldim. Kendi yerime geçtim. Sonra profesör geldi. Süpürgesine binerek gelmişti. Güzel bir gelişti doğrusu. Süpürgeden inip “Günaydın hanımlar ve beyler. Ben yeni Uçuş Profesörü; Daniel Crownie...” dedi. Ses tonu keskin ve ciddiydi. Öğrenciler, özellikle kız öğrenciler aralarında fısıldamaya başladı. Böyle gizlice fısıldaşan öğrencileri hiç sevmezdim. Profesör sonra “Bazı kurallarım vardır ki derslerimde çiğnenmesine müsaade etmem. İlki; ben konuşurken hepiniz sessiz olacaksınız. İkincisi; dediklerime harfiyen uyulacak. Üçüncüsü; beceriksizlere tahmmülüm yoktur. Elinizden gelenin en iyisini yapmak zorundasınız sorusu olan?” dedi. Ben bunlara zaten tüm derslerde uyan biriydim, Quidditch'te ise başarılı olduğumu düşünüyordum. Sonra tanımadığım biri parmak kaldırdı ve profesörde “Söyleyin Bay Cavendish.” dedi. Kız ürkekçe “Ya süpürgeden düşersek?” dedi. Gülmemek için kendimi zor tuttum. Profesör içini çekerek “En kötü revire kaldırılırsınız. Başka soru? ... Güzel şimdi herkes süpürgesinin yanına!” dedi. Herkes gibi bende süpürgemin yanına gittim. Profesörde süpürgesinin yanına yaklaşınca “Sağ eller süpürgenin üzerine, 'Yukarı!' ” diye bağırdı. Herkes bekledi çünkü yapamayanlar vardı. Profesör “Sağ el dedim! Sağ! Bu yaştan sonra sağınızı solunuzu ben öğretmeyeyim isterseniz!” dedi küçümseyen bir tavırla. Bu sefer de gülmemek için zor tutuyordum kendimi. Profesör bir öğrenciye “Aman Tanrım! Bayan Hunington! Ben süpürgenin yerinde olsam komutunuzu anlamazdım. 'Yukarı!' diye bağıracaksınız. Sesinizi duyamıyorum bile.” dedi. Sonunda öğrenciler yerini aldı. Profesör süpürgesine atladı, bizde onu takip ediyorduk. Yukarıdan topladığım saçlarım darmadağın olmuştu. Aslında toplu değildi ama rahat uçabilmek için bağlamıştım. Şimdi kulenin etrafında daireler çiziyorduk. Bazı öğrenciler aşağıda kalmıştı. Onlara üzülüyordum aslında, bu zevki tadamamak kötüydü. Sonra yere doğru indik. Profesör “Daha ilk denemenizde uçmanızı ben de beklemiyorum fakat siz korkaklık yaptıkça uçmayı öğrenemezsiniz. Anlaşıldı mı? Şimdilik bu kadarı yeter sanırım. Fakat gelecek dersimizde kimse korkaklık yapmayacak! Şimdi dağılabilirsiniz.” dedi. Herkes dağılmaya başladı, ben ağır adımlarla yürüyordum. Profesör arkadan bağırdı “Uzun bir dönem olacak!” dedi. Rüzgar iyice harekete geçmişti. Bende saçlarımı düzeltim bir sonraki ders için Hogwarts'a doğru yürüdüm...


En son Evaline Mélita Wright tarafından Perş. Haz. 24, 2010 11:13 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Adelina Garnet Swain
Hufflepuff IV. Sınıf
Hufflepuff IV. Sınıf
avatar

Gerçek İsim : Gökçen.
Mesaj Sayısı : 125
Kayıt tarihi : 26/04/10
Lakap : Adelin, Adela, Adels, Ady, Garnet, Garny

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
84/100  (84/100)
Patronus: Gal Ejderhası

MesajKonu: Geri: DERS   Salı Haz. 22, 2010 8:37 pm

Adelina koridordaki kalabalığı yararak panoya yaklaştı. Ayak parmaklarının üstüne çıkarak, parmak uçları ile panodaki ‘’Ders Programı’’ kısmın da kendi adını aramaya başladı. Çok geçmeden gireceği ilk dersin Uçuş Dersi olduğunu öğrendi. Açıkçası bu dersten korkuyordu. Çünkü kuzeni Genevieve’den duyduğu kadarı ile teyzesi Catherine’nin en yakın arkadaşı olan Bay Crownie derse girecekmiş ve yine kuzeninden duyduğu kadarı ile Bay Crownie’nin beceriksizlere tahammülü yokmuş! Garnet’da sakar olduğu için büyük olasılıkla bu dersde kalacaktı.

Garnet bunları düşünürken bahçeye çıkmıştı bile. Bahçede bekleyen onlarca öğrenciye baktı. Doğrusu gülmemek elde değildi. Çünkü herkes öyle heyecanlıydı ki bahçeden hiç ses çıkmıyordu. Adelina Bay Crownie’nin uçarak geldiğini görünce hemen koştu ve sırada yerini aldı. Bay Crownie hafif bir reverans ile bizi selamladıktan sonra açılan çenemizi kapatmak için;

‘’Günaydın hanımlar ve beyler. Ben yeni Uçuş Profesörü; Daniel Crownie...’’ dedi keskin ve net bir ses tonu ile. Profesör daha sonra ‘’Bazı kurallarım vardır ki derslerimde çiğnenmesine müsaade etmem. İlki; ben konuşurken hepiniz sessiz olacaksınız. İkincisi; dediklerime harfiyen uyulacak. Üçüncüsü; beceriksizlere tahammülüm yoktur. Elinizden gelenin en iyisini yapmak zorundasınız sorusu olan?’' dedi.

Genevieve haklıymış. Bay Crownie'nin gerçekten de beceriksizlere tahammülü yokmuş! Garnet suratını asarken Louis'in sırtınıı hafifçe sıvazlaması onu biraz olsun rahatlatmıştı. Bu sırada ürkek bir çocuk Bay Crownie’ye soru sormak için parmağını kaldırdı. Bay Crownie’ninde izin vermesinin ardından çocuk sessizce;

‘’Ya süpürgeden düşersek?’’ diye sordu. Çocuğun bu sorusu üzerine Bay Crownie derin bir iç çekti ve sesini yükselterek;

‘’En kötü revire kaldırılırsınız. Başka soru?’’ Öğrencilerden hiç kimse parmak kaldırmayınca ‘’Güzel şimdi herkes süpürgesinin yanına!’’ dedi sertçe.

Adelina dâhil herkes telaşla süpürgesini bulmak için bir oraya bir buraya koşturuyordu. Uzun uğraşların ardından nihayet herkes süpürgesini bulmuş ve süpürgesinin yanına sıraya geçmişti. Herkes sustuktan sonra Bay Crownie nasıl uçulacağını anlatmaya başladı;

‘’Sağ eller süpürgenin üzerine, "Yukarı!" diye bağırın.

Bu komutun ardından herkes sağ eliyle süpürgesini yukarı kaldırmaya çalışıyordu. Ancak bazıları şaşkınlıkla sol eliyle kaldırmaya çalışmış olacak ki Bay Crownie sinirlenip;

‘’Sağ el dedim! Sağ! Bu yaştan sonra sağınızı solunuzu ben öğretmeyeyim isterseniz!’’

Küçük sarışın bir kızı da sesini duyamadığından ötürü bir güzel azarladı;

’Aman Tanrım! Bayan Hunington! Ben süpürgenin yerinde olsam komutunuzu anlamazdım. "Yukarı!" diye bağıracaksınız. Sesinizi duyamıyorum bile.’’

Neyse ki Adelina’nı azarlayamadan süpürgesini kaldırmayı başardı. Diğer öğrenciler de süpürgesini kaldırmayı başardıktan sonra Bay Crownie süpürgesine atladı ve öğrencilere seslendi;

‘’Beni takip edin! Korkaklara yer yok!’’ dedi ve sırıttı.

İlk olarak kulelerin etrafında daire çizmeye başladılar. Bay Crownie hem daire çiziyor hem de aşağıda kalan öğrencileri cesaretlendirmeye çalışıyordu. Ders bittikten sonra Bay Crownie;

‘’Daha ilk denemenizde uçmanızı ben de beklemiyorum fakat siz korkaklık yaptıkça uçmayı öğrenemezsiniz. Anlaşıldı mı? Şimdilik bu kadarı yeter sanırım. Fakat gelecek dersimizde kimse korkaklık yapmayacak! Şimdi dağılabilirsiniz.’’dedi.

Bunun üzerine Adelina dâhil herkes bir sonraki derse girmek için koşar adımlarla içeriye geçtiler.


En son Adelina Garnet Swain tarafından C.tesi Haz. 26, 2010 9:22 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Benito S. Argento
Slytherin V. Sınıf
Slytherin V. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 103
Kayıt tarihi : 04/06/10

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
91/100  (91/100)
Patronus: Yarasa

MesajKonu: Geri: DERS   Salı Haz. 22, 2010 9:31 pm

Büyük Salon'daki gürültüden kurtulur, kurtulmaz kendimi bahçeye atmıştım. Ders öncesi biraz bahçede dolaşmak iyi olur diye düşünüyordum. Tabii sınıfta Profesör Crownie'yi en iyi tanıyan öğrencilerden biri bendim. Onun nelere tahammül edemeyeceğini de az buçuk kestirebiliyordum. Zilin çaldığını duyunca aceleyle dersliğin yapıldığı bölüme koşturdum. Biraz geç kalmıştım fakat uzaktan gelen sesini duyabiliyordum Bay Crownie'nin.

-Günaydın hanımlar ve beyler. Ben yeni Uçuş Profesörü; Daniel Crownie...Bazı kurallarım vardır ki derslerimde çiğnenmesine müsaade etmem. İlki; ben konuşurken hepiniz sessiz olacaksınız. İkincisi; dediklerime harfiyen uyulacak. Üçüncüsü; beceriksizlere tahmmülüm yoktur. Elinizden gelenin en iyisini yapmak zorundasınız sorusu olan??

Gülmekten alamamıştım kendimi... Bu bilindik sözleri söyleyeceğinden adım gibi emindim zaten. Öğrenci kalabalığını yarıp öne doğru ilerlemeye başladım. Üst sınıf öğrenci tribi işte...

O sırada düşüncelerim bir çocuğun oldukça komik sorusuyla bölünmüştü.Süpürgeden düşüldüğünde neler olacağını sormuştu. Profesör de oldukça aşağılayıcı ve gülünç bir tavırla yanıt vermişti.

Kalabalıkta tanıdık birilerini gözüme kestirmeye çalıştım. Adelina ile Evaline'i görebiliyordum fakat görülme korkusuyla onlara el sallayamadım. Önemli değildi zaten onlarla dersten sonra da görüşebilirdim. Öğretmenin komutuyla süpürgemi bulup yanına geçtim ve bir sonrakini dinledim.

-Sağ eller süpürgenin üzerine, "Yukarı!" diye bağırın.

Hah, bu benim için çocuk oyuncağıydı. Beauxbatons'da nasıl uçulacağını öğrenmiştim bile... Fakat bunu başaramayanlar da Profesör'ün azarından nasibini alıyordu. Onları izlemek bana ilk zamanlarda kendi yaptığım hataları hatırlatıyor ve yüzümde ufak bir tebessüme sebep oluyordu. Nihayet herkes bunu başardığında bir sonraki komut geldi.

-Beni takip edin! Korkaklara yer yok!

Ben korkak değilim diye düşünsem de yükseklik beni az ürkütmüyordu. Profesör'ü izleyip kulenin etrafında bir süre daire çizdikten sonra yerime döndüm ve sinirli bir bakışla geride kalanları azarlayan Profesör'ü izledim.

-Daha ilk denemenizde uçmanızı ben de beklemiyorum fakat siz korkaklık yaptıkça uçmayı öğrenemezsiniz. Anlaşıldı mı? Şimdilik bu kadarı yeter sanırım. Fakat gelecek dersimizde kimse korkaklık yapmayacak! Şimdi dağılabilirsiniz.

Ders bitmişti. Dağılan öğrencilerin arasında Adelina'yı bahçeden Hogwarts'ın içine girerken gördüm ve onu takip ettim.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Louis McGrount
Ravenclaw III. Sınıf
Ravenclaw III. Sınıf


Gerçek İsim : Çağrı (İsmin ne önemi var ki?)
Mesaj Sayısı : 60
Kayıt tarihi : 07/04/10
Yaş : 22
Lakap : Lo,Loui

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
75/100  (75/100)
Patronus:

MesajKonu: Geri: DERS   Çarş. Haz. 23, 2010 9:29 pm

Uçuş dersi başlamak üzereyken Louis çoktan çıkmış ve bahçede yerini almıştı. Uçuş Louis için pek problem değildi çünkü diğer senelerde zaten öğrenmişti. Ama yinede uçuş hakkında temel bilgilerde eksik olduğunu düşünüyordu. Zaten bugünde bu eksiklerini kapatmak için buradaydı.

Louis karşıdan Adelina’nın koşarak geldiğini gördü o sırada da uçuş Profesörü bizleri oldukça hoş bir şekilde selamladı ve kendini tanıttı;

‘’Günaydın hanımlar ve beyler. Ben yeni Uçuş Profesörü; Daniel Crownie. Bazı kurallarım vardır ki derslerimde çiğnenmesine müsaade etmem. İlki; ben konuşurken hepiniz sessiz olacaksınız. İkincisi; dediklerime harfiyen uyulacak. Üçüncüsü; beceriksizlere tahammülüm yoktur. Elinizden gelenin en iyisini yapmak zorundasınız sorusu olan?’’ dedi sertçe.

Bay Crownie bunları söylerken Garnet’ın yüzünü asmasına bir anlam veremeyerek Garnet’ın sırtını ona cesaret vermesi için hafifçe sıvazladı. Bu sırada bir çocuk ürkekçe elini kaldırdı ve;

‘’Ya süpürgeden düşersek?’’ dedi.

‘’En kötü revire kaldırılırsınız. Başka soru? ... Güzel şimdi herkes süpürgesinin yanına!’’

Bunu duyan herkes telaşla süpürgesini aramaya koyuldu. Louis ise olan biteni gülerek izledi ve kendinden emin bir şekilde yerde olan ve hiç kimsenin fark etmemiş olduğu eski ama henüz sağlam olan süpürgeyi aldı. Ardından hiç telaşlanmadan diğerleri gibi süpürgesinin yanına geçti. Louis diğerlerinin aksine oldukça rahat hareket eden bir çocuktu. Bunu biraz daha açarsak bir Hufflepuff’lı gibi havalı ve rahattı.

‘’Sağ eller süpürgenin üzerine, "Yukarı!" diye bağırın.’’ diye komutu verdi Bay Crownie.

Herkes süpürgesiyle cebelleşirken Louis’de bu işi ilk kıvıran kişilerden biri olmuştu. Gerçi birinci ve ikinci sınıfları arasın da tek üçüncü sınıf kendisi olduğu için şanslıydı. Gerçi tek üçüncü sınıf o değildi. Sonuçta sayıları azdı.

Herkes süpürgesinin üstüne çıkmayı becerince Bay Crownie süpürgesinin üzerine atladı ve;

‘’Beni takip edin! Korkaklara yer yok!’’ dedi ve hafifçe sırıttı.

Louis’de korkak biri değildi! Bir Hufflepuff’lıydı ama öyle çıtkırıldımlardan değildi. Zaten Hufflepuff’lıların geneli kendilerine son derece güvenen, cesur ve havalı tiplerdi. Eh birkaç korkak vardı tabi. Ama onlar her bina da varlardı. Hufflepuhff’a özgü bir şey değildi yani.

Louis her ne kadar düşünmekten önüne bakmaya fırsat bulamasa da kulelerin etrafında daire çizme işinde oldukça başarılıydı. Geri kalan birkaç birinci sınıf öğrencisi de daire çizmeyi başardıktan sonra yere indiler ve Bay Crownie ;

‘’Daha ilk denemenizde uçmanızı ben de beklemiyorum fakat siz korkaklık yaptıkça uçmayı öğrenemezsiniz. Anlaşıldı mı? Şimdilik bu kadarı yeter sanırım. Fakat gelecek dersimizde kimse korkaklık yapmayacak! Şimdi dağılabilirsiniz.’’ dedi.

Bunun üzerine herkes dağıldı. Louis’de Adelina’nın peşinden giden Genevieve’nun arkasından ağır adımlarla içeriye doğru ilerledi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Adrian Darcell

avatar

Gerçek İsim : Deniz
Mesaj Sayısı : 111
Kayıt tarihi : 01/04/10
Yaş : 21

MesajKonu: Geri: DERS   Perş. Haz. 24, 2010 10:56 pm

Tılsım dersinden sonra Uçuş iyi gelecekti. Ayrıca yeni profesörümüz hakkında öğrendiklerim beni heyecanlandırmıştı. Yakışıklı ve karanlık bir profesör. Tılsım dersinden sonra bahçeye çıktım, gezerken birkaç aptal Gryffindorlu kızın Slytherin'in yeni quidditch takımı hakkında konuştuklarını duydum. Korkuyorlardı ve bizimle karşılaşmak istemiyorlardı. Bu hoşuma gitmişti. Quidditch... Belki de küçüklüğümde amcamı izlerken alıştığım bu spor hayatım olmuştu. Ben de amcam ve babam gibi vurucu olarak oynuyordum takımda. Bu senede vurucu olmayı planlıyordum. O küçük Bludger'leri rakiplere yollamak eğlenceli oluyordu. Ayrıca elimdeki sopa sadece toplara vurmaya yaramıyordu. Gıcıklık işte. Ben bunları heyecanla düşünürken kız topluluğuna görünmüş olacağım ki "Sen ne arıyorsun burada?" diye bir
ciyaklama duydum. Tiz ve kendince kızgın. Yüzüme sinsi bir gülüş yerleştirip
"Ah. Sizi dinliyordum. Konuştuklarınız hoşuma gitmedi değil." dedim. Ardından bana bağıran kızın sesini taklit ederek "Ay kızlar bu sene Slytherin takımı çok güçlü. Ne yapacağız. Ben çok korkuyorum.” diye söylendim. Elbette bu yetmemişti, kıza biraz sokulup fısıldadım “Merak etme canım, maç başlar başlamaz kafana bir Bludger yer ve hastane kanadına götürülürsün. Böylece çok güçlü Slytherin takımıyla karşılaşmazsın.” Kızın yüzündeki korku ifadesi hoşuma gitmişti. Elimi onun omzuna koyup “Anlaştık herhalde.” diyip Uçuş dersliğine doğru yürümeye başladım. Ardından süpürgemi almayı unuttuğumu fark edip “Accio Ateş Oku.” diye seslendim. Süpürgem dolaptan bana doğru gelirken az önce tartıştığım kıza bakıp selam verdim. Elbette yüzümde hiç eksik etmediğim sinsi gülüşüm vardı.

Süpürgemi alınca hemen dersliğe gittim. Süpürgemi diğer dizilmiş süpürgelerin yanına bırakırken profesör geldi. Süpürgesiyle bizi selamladı ve “Günaydın hanımlar ve beylar. Ben yeni Uçuş Profesörü Daniel Crownie.” dedi. Ne Crownie mi? Acaba Profesör George’un nesi oluyordu. Ama ondan akıllı olduğu kesindi. Ben şok geçirmiş heykel gibi ona bakarken Dikkat çekici bir sesle konuşmaya devam etti. “Bazı kurallarım vardır ki derslerimde çiğnenmesine müsaade etmem. İlki; ben konuşurken hepiniz sessiz olacaksınız. İkincisi; dediklerime harfiyen uyulacak. Üçüncüsü; beceriksizlere tahammülüm yoktur. Elinizden gelenin en iyisini yapmak zorundasınız! Sorusu olan?” Bu kuralların hepsine uyabilirdim; ancak bir çocuk emin olamamış olacak ki el kaldırdı. Profesör “Söyleyin Bay Cavendish.” dedi ve çocuk ürkük bir ses tonuyla “Ya süpügeden düşersek?” dedi. Profesör sinirlenmişe benziyordu. Sesli bir nefes aldı ve oldukça yüksek bir sesle “En kötü revire kaldırılırsınız.” dedi. Konuşurken sesi gittikçe yükseliyoru. Tehtitkâr bir şekilde “Başka soru?” diye söylendi. Kimseden ses çıkmayınca –ki herkes korkudan susmuştu, eminim ki sorusu olan bir sürü bebek vardı- Bay Crownie kendi süpügesine ilerledi ve “Güzel şimdi herkes süpürgesinin başına!” diye bağırdı. Hemen süpürgemin yanına gittim ve profesörün komutunu bekledim. O sırada beklediğim komut geldi. Profesör Sağ elleri süpürgenin üzerinde tutup ‘Yukarı.’ diye bağırmamızı istedi. Sağ elimi güzel Ateş Oku’mun üzerine koyup “Yukarı!” diye bağırdım. O anda süpürge hızla elime çarptı. Onu sımsıkı tutup beceremeyenleri bekledim. Artık sıkılmaya başlamıştım ki korkutucu bir sesle irkildim. Profesör Crownie bir çocuğa “Sağ el dedim! Bu yaştan sonra sağınızı solunuzu ben öğretmeyeyim isterseniz.” diye çıkıştı. Ardından başka bir kıza daha söylendi. “Aman Tanrım! Bayan Hunington! Ben süpürgenin yerinde olsam komutunuzu anlamazdım. ‘Yukarı!’ diye bağıracaksınız. Sesini duyamıyorum bile.” Bu ders kesinlikle eğlenceliydi. Keşke toplu olmasaydı da birinci sınıflarla girmek zorunda kalmasaydık diye düşünmekten vazgeçmiştim. Herkes komutu gerçekleştirince süpürgmin üzerinde yerimi aldım ve Profesör Crownie’yi bekledim. O da süpürgesine binince “Beni takip edin. Korkaklara yer yok!” diye bağırdı. Ben de hemen ayağımı yere vurdum ve Profesör’ün arkasında yermi aldım. İlk önce kulelerin etrafında döndük. Arkada kalan birkaç çocuk olduğunda profesör onlara bağırıyordu; ama bu kızmak için değil cesaret vermek içindi. Kulelerden sonra derslikten çıkmamak kaydıyla serbest -serbest derken bir yolumuz yoktu, elbette profesörü takip ediyorduk- dolaştık. Ardından hafif bir şekilde aşağı indik. Profesör herkes inince Dersle ilgili bir konuşma yaptı. Moral konuşması gibi bir şeydi bu. Son olarakta dağılabileceğimizi söyledi. Süpürgemi alıp Hogwarts’a doğru yürüdüm.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://twilight-rp.forumtwilight.com/index.htm
Desire Belcourt
Ravenclaw V. Sınıf
Ravenclaw V. Sınıf
avatar

Gerçek İsim : Liena
Mesaj Sayısı : 148
Kayıt tarihi : 25/10/09
Yaş : 22
Lakap : Dee the Bee

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
100/100  (100/100)
Patronus: Tek Boynuz

MesajKonu: Geri: DERS   C.tesi Haz. 26, 2010 2:09 am

Güzel… Açık hava dersi. Uçuş dersini sevdiğimi söyleyemem… Ama hala uykuluyum ve temiz havaya kesinlikle ihtiyacım var!
Bahçeye doğru ilerlerken, Hufflepuff’lı bir yer cücesi tam önümde yere kapaklandı. Ayağa kalkmaya çalışırken cüppesinin üzerinde garip durduğunu fark ettim. Tamam, ben selvi boylu falan sayılmam… Ama lütfen! Kısa olmama rağmen, ayrıca bir kızım, birinci sınıftayken bile bu çocuktan uzundum. Tam olarak tanımadığım için kaçıncı sınıfta olduğunu söyleyemem ama her yaşa göre, kısaydı işte!
Gözlerindeki gözlük büyük camlarıyla komik duruyordu ve burnunun üzerinde yamuk bir şekilde düzeltilmeyi bekliyordu. Çocuğunun aceleci parmakları gözlükle oynarken güldüm. Kaba bir hareketti ve ben bunun farkındayım… Yalnız aşırı derecede komikti ve kimse bunun aksini iddia edemezdi.
Yer cücesini izlemekle yeterince vakit kaybetmiştim aslında, yönümü geri bahçeye çevirdim.
Bahçeye çıktığımda sert bir rüzgar yüzüme çarptı. Sanki soğuk su çarpmışım gibi hissettim. Oh ya…
Kendimde değilmişim gibi bir o yana bir bu yana sallanarak yürümeye başladım. Bahçenin sağ tarafında Carlen Gatés oturuyordu. En sevimli gülümsememle selam verdim. Bu kızı severdim, kibardı. Yani bana karşı en azından…
Dersliğe gittiğimde süpürgemi diğer dizilmiş süpürgelerin yanına aceleyle bıraktım. Zamanında gelmiştim ama elimde olmayan bir alışkanlıktı bu hızlı olma çabası işte… O sırada profesör geldi. Süpürgesinin üzerinden bizi selamladı,
“Günaydın hanımlar ve beyler. Ben yeni Uçuş Profesörü Daniel Crownie.” dedi. Konuşurken yavaş ve içinde nasıl bir duygu olduğunu anlayamadığım, değişik bir ses tonu kullanıyordu. “Bazı kurallarım vardır ki derslerimde çiğnenmesine müsaade etmem. İlki; ben konuşurken hepiniz sessiz olacaksınız. İkincisi; dediklerime harfiyen uyulacak. Üçüncüsü; beceriksizlere tahammülüm yoktur. Elinizden gelenin en iyisini yapmak zorundasınız! Sorusu olan?” Şey sanırım konuşmamak dışında hepsine uyabilirdim. Kolay olay! Yalnızca bir gevezeyi susturmak pek basit değildir ve ben profesyonelim beni kimse yakalayamaz. Sonuç, sorun morun çıkmaz…
Tüm bakışlar benim bulunduğum yöne dönünce tereddütsüz bir biçimle arkama döndüm. Ve bingo! Soru sormak için bekleyen ufak tefek bir velet… Profesör
“Söyleyin Bay Cavendish.” Dedi. İsme bak ya. Çocuk ürkek bir ses tonuyla “Ya süpürgeden düşersek?” diye mırıldandı.
Profesör ilginç bir surat ifadesiyle çocuğa baktı. Pardon canım? Sinir mi o yüzündeki? Oldukça yüksek bir sesle
“En kötü revire kaldırılırsınız.” Diye cevap verdi. E iyiymiş… Konuşurken sesi gittikçe yükseliyordu. “Başka soru?” derken adamın yüzünden “kolaysa sorun bakalım” dediği anlaşılıyordu. Herkes korkudan sesini kesince Bay Crownie kendi süpürgesine ilerledi ve “Güzel şimdi herkes süpürgesinin başına!” diye bağırdı. Ağır adımlarla süpürgeme doğru ilerledim. Diğerleri gibi itiş kakış içine girebilecek bir tip değilim ben...
Bilindik o komutu duyduğumda, sağ elimi süpürgemin üzerine koyup
“Yukarı!” diye bağırdım. Onu sımsıkı tutup diğer komutu bekledim. O sırada bağırmayı çok sevdiğini düşünmeye başladığım profesör Crownie bir çocuğa “Sağ el dedim! Bu yaştan sonra sağınızı solunuzu ben öğretmeyeyim isterseniz.” diye çıkıştı. Ardından bir başkasına “Aman Tanrım! Bayan Hunington! Ben süpürgenin yerinde olsam komutunuzu anlamazdım. ‘Yukarı!’ diye bağıracaksınız. Sesini duyamıyorum bile.” Dersin tek zevkli yanı küçüklerin o ağlamaklı ifadelerini izlemekti.
En sonunda profesör süpürgesine bindi ve
“Beni takip edin. Korkaklara yer yok!” diye bağırdı. Ben de hemen ayağımı yere vurdum. Haydi bakalım…
İlk önce kulelerin etrafında döndük. Arkada kalan birkaç çocuk olduğunda profesör onlara bağırıyordu; gene de korkulacak bir tarafı yoktu. Yalnızca çok bağırıyordu o kadar!
Tur bittiğinde hafif bir şekilde aşağı indik. Profesör herkes inince dersle ilgili bir konuşma yaptı. Kısa sürdü. Neyse ki... Dağılabileceğimizi söyleyip konuşmasını sonlandırdı. Bu kadar. Bir ders daha geride kaldı Lils.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
DERS
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» `Mitoloji Dersi; Ders Alımları´
» sol beyin mi sağ beyin mi
» I.Snıflar---I. Ders:Astronomiye Giriş ve Tanışma

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Ateş Oku RPG ~~ Hogwarts :: Genel :: Hogwarts Geçmişi-
Buraya geçin: