Ateş Oku RPG ~~ Hogwarts
Merhaba

Foruma Hoşgeldiniz

Kayıt Olduktan Sonra Rütbe Seçmelisiniz. Ve Daha sonra Lejant Oluşturmalısınız;

Ateş Oku RPG ~~ Hogwarts


 
AnasayfaAramaÜye ListesiKayıt OlGiriş yapKapı

Paylaş | 
 

 Üst Sınıflar | I. Tılsım Dersi : Reparo |

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
George Crownie
Hogwarts Müdürü
Hogwarts Müdürü
avatar

Gerçek İsim : umut.
Mesaj Sayısı : 1989
Kayıt tarihi : 11/07/09
Yaş : 25
Lakap : geo.

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
100/100  (100/100)
Patronus: Mantikor

MesajKonu: Üst Sınıflar | I. Tılsım Dersi : Reparo |   Salı Haz. 22, 2010 3:35 am

" Ah, hangisini seçsem? Sanırım... Sanırım şunlar olabilir. "

Dolabının üst rafına elini uzatıp siyah bir tişört, siyah bir pantolon, siyah bir bileklik ve havanın soğuk olmamasına rağmen her ihtimale karşı siyah bir hırka aldı. Hırkayı yatağının üzerine koyup bilekliği koluna geçirdi. Ardından elindeki tişörtü ile pantolonu üzerine tuttu ve boy aynısının kaşısına geçti. Kıyafetleri birbiriyle uyumlu görünüyordu. Siyah tişörtü, siyah pantolonu ve ayağındaki siyah spor ayakkabısı birbirini tamamlamış; siyah bilekliği ise ona bambaşka ve tam ona göre bir hava katmıştı. Aynadaki görünüşüne hayran hayran bakarken birden silkindip elindekileri üstüne geçirdi. Asasını da pantolonun cebine koyup hırkasını eline aldı ve aynada son bir kez kendine baktı. İyi göründüğüne kanaat getirdiğinde yavaş adımlarla odadan çıktı. Kapıya yöneldi, asasını çıkarıp kapının kilidine doğrulttu ve kapıyı kitleyecek sihirli sözcükleri söyledi...

Gümüş kaplamalı saatine baktığında dersinin başlamasına bir buçuk saat kadar olduğunu gördü. Bu epey bir süreydi onun için. Özellikle de kahvaltısını hızlıca kahvaltısını yaparsa... Hızlı adımlarla Büyük Salon'a indi. Merivenlerden inerken bir an tökezlemiş ve düşme tehlikesi geçirmişti. Neyse ki hiçbirşeyi yoktu.. Salonun en sağından profesörler masasına doğru ilerliyordu. Arada bir öğrencilerine selam verip, ufak sohbetler yapıyordu.. Profesörler masasına vardığında Hogwarts'ın müdürünün oturduğu büyük koltukğun yanındaki koltuğa oturdu ve gümüş kaplamalı saatine baktı tekrar.. Odasından büyük Salon'a tam 15 dakika da varabilmişti. Buna şaşırmamalıydı, profesörler masasına gelirken sürekli durup öğrencileriyle ufak sohbetler yapmıştı ne de olsa...

Kahvaltısına dönüğünde müthiş yemeklerin onu beklediğini yeni farketmişti. Bütün yemekler beni ye, beni ye diye George'a haykırıyordu sanki.. George küçüklüğünden beri boğazına düşkün biriydi, lakin hiç kilo almıyordu.. Kahvaltısı yerken arada sırada gözlerini kaldırıyor, öğrencilerinin ona bakıp güldüğünü görüyordu. O da bunu her gördüğünde tebessümle yemeğine devam ediyordu...Bir müddet sonra kadim dostu geldi. O da kahvaltıdan etkilenmişe benziyordu ama Black gibi boğazına düşkün biri değildi. Eh ne de olsa bayandı, kilosuna dikkat ederdi. Fakat adam O'nun bu kadar yiyip de kilo almamasına şaşar kalırdı... Rochelle de kahvaltısına başladıktan biraz sonra George'la konuşmaya başladı.

" Ooo George ... Siyahları giymişsin.. Bu ne iş?.. Ama gerçekten çok yakışmış. "

" Sağol, siyah sevdiğim renklerdendir. Ve bu kıyafetlerinde bende hatırası var... "

" Ah anlıyorum. Peki bu anı nedir? "

" Anlatmak istemiyorum. Benim içim çok kötü bir anı bu... "

" Peki, üzüleceksen anlatma... Ah, benim artık gitmem lazım, dersim var. Güle güle! "

" Güle güle!... "


George bir müddet daha yedi. Daha sonra yanındaki şişede duran portakal suyunun birazını bardağına koydu ve yavaş yavaş yudumladı.. Portakal suyunu bitirince köşedeki peçetelerden birini alıp ağzını sildi ve gümüş kaplamalı saatine baktı ve dersin başlamasına daha 45 dakika olduğunu gördü. Bir müddet düşündükten sonra 15 dakika bahçede gezebileceğine karar verdi ve Büyük Salon'un kapısından geçti ve birkaç adım sonra Hogwarts bahçesine ilk adımlarını attı...

Hogwarts bahçesi öğrenciler ile doluydu. Bazı küçükler birbirlerine Beddle Hikayeleri okuyor, bazı büyükler de minik çaplı düellolar yapıyordu. Kimi yerde ise kalabalık kız grupları vardı. Genellikle profesörleri ve diğer Hogwarts çalışanlarını çekiştirirlerdi..George Hogwarts arazisindeki göle doğru yürürken birçak kişiden oluşan bir kız grubunun " Belaqué- " dediğinin duydu. Kızlara gözükmeden onlara yaklaştı ve onları dinlemeye başladı...George'un iyi bir profesör olduğundan, yakışıklılığından ve eğlenceli tavırlarından bahsediyorlardı.. Uzun bir süre bunu konuştular.George'da onları dinledi, aslında bu iltifatlardan hoşlanmıştı. Ama yaptığının yanlış birşey olduğu düşüncesine kapıldı bir anda. Sonra tekrar göle doğru yöneldi ve gümüş kaplamalı saatine baktı. Kızları dinlemeye çok dalmış olmalı ki zamanın nasıl sa akıp gittiğini anlayamamıştı George. Dersin başlamasına 15 dakika vardı. Ve o hala sınıfında değildi...

Koşar adımlarla Hogwarts'a ilerledi. Hİç dinlenmeden, hiç soluklanmadan koşmaya başladı. Giriş kapısından bir fişek hızıyla geçti ve aynı hızla merdivenleri çıktı. Dersliğe girmeden önce biraz durdu ve soluklandı. Yavaş yavaş kendine geliyordu, rahatlıyordu. Bir müddet sonra kapıyı açtı ve içeri normal bir şekilde, soluk alıp verme hızı normal bir şekilde sınıfa girdi. İçeride birkaç öğrenci vardı. brody masasına doğru ilerlerken öğrenciler başlarıyla minik selamlar verdiler. brody da aynı şekilde karşılık verdi ve masasına oturdu. Tekrar gümüş kaplamalı saatine baktı, dersin başlamasına az kalmıştı. Öğrenciler de yavaş yvaş gelmeye başlamıştı zaten... 5-10 dakika sonra tüm sıralar dolmuştu, öğrenciler George'a bakıyordu. George da sınıfın tam olduğuna kanaat getirdikten sonra dersi resmen başlattı.

" Hoş geldiniz sevgili öğrencilerim, hoşgeldiniz... İşte yeni bir gün, kuşlar ötüşüyor, çiçekler Güneş'e gülümseyerek bakıyor, martılar gölün üzerinnde uçmaktan ziyada süzülüyor.. Öhöm, neyse. Bu felsefe ayaklarını bırakıp konuma döneyim. Hogwarts'ta yeni bir günde, yeni bir derste, yeni bir konu işleyeceğiz. Ben şahsen bunun için çok mutluyum... Evet, peki sizler nasılsınız? "

Öğrenciler 'iyiyiz' der gibi bakıyor ve başlarını sallıyordu.. Ani konu değişiklerinden kafaları karışmışa benziyordu. Felsefe, ders, duygu... George kimi öğrencilerin yüzündeki şaşkınlık ifadesini görünce, tebessümle baktı öğrencilerine.. Gülümsedi... Öğrencilerinin arasında dolaştı, ilk dersindeki gibi.. Birkaç öğrencinin parşömenlerine çeşitli karalamalar yaptığını gördü, lakin hiçbirşey olmamış gibi davrandı. Biraz daha öğrencilerin arasında dolaştıktan sonra tahtanın önüne geldi ve konuşmaya devam etti.

" Eğer birşeyler çizmek istiyorsanız, el kaldırın, söyleyin, beraber çizelim. Ama benden habersiz ve izinsiz böyle birşey yapmayın bir daha, affetmem... Şimdi eğer iyiyseniz konuları anlatmaya başlamadan önce şunları söyleyeyim. Parşömenlerinizi ve kalemlerinizi hazır tutun, not alacaksıız söylediklerimi... Elleriniz ve gözleriniz parşömeninizde, kulağınız bende olsun.. Bu arada, müziğe kulak verip de dersi dinlememezlik yapmayın. Yoksa müziği hemen kapatırım ve bundandan sonra hiçbir dersimde açmam... "

Öğrenciler 'hayır' der gibi bakıyordu George 'a. George 'da yüzünde bir tebessüm ifadesi oluşturdu. Masasının üstündeki plağa doğru asasını salladı vehafif bir müzik çalmaya başladı. George , öğrencilerinin arasında dolaşmaya başladı tekrar. Öğrenciler parşömenlerini ve kalemlerini çantalarından çıkarıp sıralarının üstüne koyuyordu. Bazı öğrenciler ise parşömenlerini ve kalemleriniönceden hazır ettiği için sıkılarak diğerlerini bekliyordu. George herkesin parşömenlerini ve kağıtlarını hazırladığından emin olduğunda tekrar tahtanın önüne geldi ve derse başladı.

" Evet, sevgili üst sınıflarım... Bu dönemin ilk biçim değiştirme büyüsünü öğrenmeye hazır mısınız? Ah, tabii ki hazırsınız... Şimdi size kafa yorucu bir soru daha, masamın üzerinde neden testi var? Tabii ki derste öğreneceğimiz büyüyle ilgili yapcağımız uygulama için.. Peki bu derste hangi büyüyü uygulayacağız? Hadi düşünün ve bulun! Ama önce, herkes arkama geçsin. "

Öğrenciler birer birer kalkıpı George'un arkasına geçti, bazıları hızla, bazıları ise uyuşuk uyuşuk... Herkes George'un arkasına geçtiğinde, George pantolonunun cebinden asasını çıkarıp sıralara yöneltti ve hemen ardından asasını salladı. Birkaç saniye sonra sıralar hareketlenmeye başlamıştı. Sıralar sınıfın duvarlarına doğru çekiliyorlardı. Bir miktar ses çıkarıyorlardı ve bu ses dersliktekilerin kulağını tırmalıyordu, lakin George sıraları bu şekilde yerleştirmenin dersi olumlu ekileyeceğinden emindi. 2-3 dakika sonra sıralar 'U' şeklinde dizilmişti. adam öğrencilerine oturmaları için işaret yaptı ve sorduklarını düşünmelerini istedi. Öğrenciler de ufak karmaşa yaratmadan sıralarına oturdu ve testileri hangi büyü için kullanacaklarını düşünmeye başladılar. 'U' şeklindeki sıra diziliminin ortasına geldiğinde herkesi rahat bir biçimde görebiliyordu.. Öğrencilerinin yüzlerinde düşünceli bir ifade vardı. Bir süre kimse bulamamıştı sorunun cevabını.. Sonra George gülerek sınıfa kendilerinin korumalarını söyledi ve tahtanın önüne geldi. Asasını testilere doğrultup salladı, testiler yavaşça havalandılar. Öğrenciler gözünü kırpmadan testilerin havalanmasını izlerken, testiler sınfın ortasında bir yerde durdu ve aniden yere düşüp parçalandı. Testilerin parçaları öğrencilere ulaşmamıştı, ulaşamamıştı. Öğrenciler böyle bir hareketi beklemedikleri için küçük dillerini yutmuş gibiydi. Bir testilerin parçalarına, bir de George'a bakıyorlardı. George tebessümle öğrencileriyle konuşmaya devam etti.

" Sevgili öğrencilerim, belki bunlar size bir açıklama olmuştur... Eğer olmadıysa sorumu yanıtlayın lütfen. Bu testileri Prof. Monaghan'dan ödünç aldım. Bu testilerin tarihi 500 yıla dayanıyor. Bunun için de çok değerli. Ama ben onları kırdım... Şimdi söyleyin bakalım, bu testileri nasıl eski haline getirebilirim? "

Öğrencilerinden bazılarının kara kara düşünürken, bazılarının da kolları çıkana kadar el kaldırdıklarını gördü. Diğer öğrencilerin de düşünmesi için bir müddet bekledi. Sonra hemen karşısında oturan ve kıza söz verdi. " Evet, Miss. Greyword, siz söyleyin lütfen. " Öğrenci ilk önce ayağa kalktı ve sağ bileğini sıvazladı. Sonra da cevabı verdi. " Ah, bu soruyu bilmek çok basit. Bir kitapta okuduğuma göre 'Reparo' büyüsü kullanarak bu testileri düzeltebiliriz. " Öğrenci yerine otururken George öğrenciyi alkışlayıp tekrar konuştu.

" Aferin, Ravenclaw'a 5 puan... Evet, Reparo büyüsü, hasar gören, zarara uğramış nesneleri düzeltmemize yarar. Bu nedenle günlük hayatta sıkça kullandığımız büyülerdendir. Eminim annenizi, babanızı veya başka bir yakınınızı bu büyüyü kullanırken görmüşsünüzdür... Evet, Reparo büyüsü daha öncede söylediğim gibi hasar görmüş nesnleri düzeltmeye yarar, fakat bütün nesneleri Reparo büyüsü ile dültemeyebiliriz... Buna en basit örnekler asalarınız ve süpürgeleriniz... "

Öğrenciler, bir an için süpürgelerinin ve asalarının kırılıp da bir daha tamir edilemeyeceğini düşündüler. Bu durum onlar için çok kötüydü. Çünkü asasız ve süpürgesiz bir büyücü olamaz diye düşünüyorlarıdı... George ise gülerek öğrencilere baktı. Öğrencileri çok komik ve güldürücüydü şu an. Biraz sonra testilerin yanına geldi ve konuşmasına devam etti.

" Hepinizin bildiği gibi, asa sihirbazı seçer. Yani bir asanın içinde sizden bir parça vardır ki, sizi tanır sizi seçer. Fakat asa hasar gördüğünde, örneğin kırıldığında, asanın içindeki sizden parça yok olur. Bir asa yapımcısı asanızı tamir edebililir. Fakat asanız elinizde gerektiği gibi işlemez... Süprgeye gelince, süpürgeler çok büyük hasarlar görmedikçe tamir edilebilir... Neyse, konumuza dönelim. Şimdi bu büyüyü yapmayı deneyelim. Evet, kesinlikle büyüye odaklanmalısınız. Bu birçok büyüde olduğu gibi, bu büyüde de gerekli.Bir an için bekleyin, asanızı normal hızla çevirin ve büyülü kelimeyi söyleyin: Reparo. Evet, şimdi sağ taraftan başlayarak yanıma gelin ve büyüyü yapmayı deneyin. Testileri eski haline getirin. Yapamazsanız ben size yardımcı olacağım. Evet, şimdi sağtaraftaki ilk kişi gelsin. Ah, gelin Mr. Silimaurë... "

George'un çağırdığı öğrenci geldi. Gözlerini kapadı, biraz tereddüt etti ama onun kulağına söylediklerinden sonra asasını sallayıp büyülü sözleri söyledi: Reparo. İlk denemesinde büyüyü yapmayı başaramamıştı. Ama sonra daha kararlı ve daha azimli bir şekilde denedi ve evet, büyüyü yapmayı başardı. Diğer öğrencilerin alkışları eşliğinde yerini oturdu ve sıradaki öğrenci geldi. Biri yapıyor, diğerleri yapabilenleri alkışlıyordu. Uzun bir müddet sonra sınıfın yarsı büyüyü yapmayı denemişti. Tahtaya kalkan öğrenciler, büyüyü yapamadıkları zamanlarda üzülüyorlardı. Fakat diğerleri onları yatıştırmak için, sadece başaranları değil, başaramayanları da alkışlıyordu. Öğrenciler sırayla gelip gittiler. Bazı öğrenciler, sevinçle, bazı öğrenciler hüzünle diğer arkadaşlarının alkışları eşliğind yerlerine oturdu.. Ders üst sınıflara ortak olduğu için gereğinden fazla uzun sürdü. Kimileri sıkıntıdan uyur gibi başlarını sıralarının üszerini koymuş, gözlerini kapamıştı.. Sonunda herkes büyüyü yapmayı denediğinde George tüm dikkatleri üzerine çekecek şekilde konuşmaya başladı.

" Beni dinleyin.... Hepinize çok teşekkür ederim. Büyüyü yapabileriz de yapamayanlarınız da çok başarılıydı. Büyüyü yapamayanlar da en azından denemiş oldu. Derslerden arta kalan zamanlarda bol bol pratik yapın. Büyüyü yapabilenler, yapamayanlara yardımcı olsun lütfen. Hepinize iyi günler, dersimiz bitmiştir... "

Öğrenciler dersin bitimine üzüldüler, fakat profesörlerinin sözünü dinlediler. Bu sefer hiç kimse geçen dersteki gibi dersin devam etmesini istemedi. Sorunsuz eşyalarını toplayıp dersliği boşalttılar. George da bir müddet sonra göle gitmek üzere derslikten çıktı...

_________________

görlüm yapar yea.


::..¨..::f42a:
 




Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://eskiao.roleplaylife.net
Evaline Mélita Draker

avatar

Gerçek İsim : Berşan.
Mesaj Sayısı : 161
Kayıt tarihi : 18/04/10
Yaş : 19
Lakap : Eva.

MesajKonu: Geri: Üst Sınıflar | I. Tılsım Dersi : Reparo |   Salı Haz. 22, 2010 7:29 pm

Zırr! Yorgun bir şekilde kalktım. Saate bakıp ‘Kes sesini, ben her gün seni dinleyemem!’ dedim içinden. Saate sert bir şekilde vurup susturmuştum. Tabii bunun sonucunda elim öyle bir acımıştı ki içimden lanet okuyordum. Bugün ilk dersler başlayacaktı. Henüz heyecan yoktu. İlk ders Tılsım'dı ve geç kalma korkusuyla çabuk hazırlanmaya başladım. Yeni aldığım Hogwarts cüppemi giydim. Geçen sene ki olmuyordu artık. Ve omuzlarıma dökülen saçlarımı açık bıraktım. Tekrar aynaya bakıp kendimi kontrol ettim. Kendi kendime ‘Harika görünüyorsun Eva, tek eksik kahvaltı ve ders güzel geçecek.’ diye avutuyordum. Babamın doğum gününde aldığım kol saatine baktığımda kahvaltı saatinin geldiğini gördüm. Büyük Salon'a hızla indim. Merdivendeki halim komikti. Hızlı davranmaktan dağınık bir görünüm kazanmıştım. Büyük Salon'a geldiğimde Ravenclaw masasına doğru yürüdüm. Masada bir kaç arkadaşımla konuşarak yemek yedim. Kahvaltı sevmediğim bir öğündü. Sabah sabah yemek yiyemiyordum, ama portakal suyumun hepsini bir dikişte bitirmiştim.

Biraz erkende olsa sınıfa gelmiştim. Biraz bekledim. Orada ki arkadaşlarımla muhabbet ettim, sonra profesör geldi. Bizlere bir tebessümle “
Hoş geldiniz sevgili öğrencilerim, hoşgeldiniz... İşte yeni bir gün, kuşlar ötüşüyor, çiçekler Güneş'e gülümseyerek bakıyor, martılar gölün üzerinnde uçmaktan ziyada süzülüyor.. Öhöm, neyse. Bu felsefe ayaklarını bırakıp konuma döneyim. Hogwarts'ta yeni bir günde, yeni bir derste, yeni bir konu işleyeceğiz. Ben şahsen bunun için çok mutluyum... Evet, peki sizler nasılsınız?” dedi. Herkes başını sallayıp, iyiyiz der gibi baktı profesöre. Profesör öğrencilerin arasında dolaşıyordu, bende onu dikkatle izliyordum. Yakışıklı biriydi aslında... Çok çekiciydi ama bunu kafamdan uzaklaştırıp derse odaklandım. Profesör tahtanın önüne geçip “Eğer birşeyler çizmek istiyorsanız, el kaldırın, söyleyin, beraber çizelim. Ama benden habersiz ve izinsiz böyle birşey yapmayın bir daha, affetmem... Şimdi eğer iyiyseniz konuları anlatmaya başlamadan önce şunları söyleyeyim. Parşömenlerinizi ve kalemlerinizi hazır tutun, not alacaksıız söylediklerimi... Elleriniz ve gözleriniz parşömeninizde, kulağınız bende olsun.. Bu arada, müziğe kulak verip de dersi dinlememezlik yapmayın. Yoksa müziği hemen kapatırım ve bundan sonra hiçbir dersimde açmam...” dedi. Herkes hatır der gibi baktı ve parşömen, kalemlerini çantalarından çıkardı.

Profesör “
Evet, sevgili üst sınıflarım... Bu dönemin ilk biçim değiştirme büyüsünü öğrenmeye hazır mısınız? Ah, tabii ki hazırsınız... Şimdi size kafa yorucu bir soru daha, masamın üzerinde neden testi var? Tabii ki derste öğreneceğimiz büyüyle ilgili yapcağımız uygulama için.. Peki bu derste hangi büyüyü uygulayacağız? Hadi düşünün ve bulun! Ama önce, herkes arkama geçsin.” dedi. Herkes birer birer profesörün arkasına geçti. Profesör pantolonunun cebinden asasını çıkarıp sıralara yöneltti ve asasını salladı. Birkaç saniye sonra sıralar hareketlenmeye başlamıştı. Sıralar hareket etti ve U şekli oluşturdu. Profesör oturmamızı işaret etti. Karmaşa olmadan oturduk. Hepimizin yüzünde düşünveli bir ifade vardı. Kimse bulamamıştı.

Profesör sınıfa gülümsedi ve tahtanın önüne geldi. Asasını testilere doğrultup salladı. Testiler havalanmıştı. Hepimiz dikkatle izliyorduk, sonra testiler durdu ve hemen yere düşüp parçalandı. Ama parçalar bize ulaşmamıştı. Bu şaşırtıcıydı. Profesör bizlere gülümsedi ve “
Sevgili öğrencilerim, belki bunlar size bir açıklama olmuştur... Eğer olmadıysa sorumu yanıtlayın lütfen. Bu testileri Prof. Monaghan'dan ödünç aldım. Bu testilerin tarihi 500 yıla dayanıyor. Bunun için de çok değerli. Ama ben onları kırdım... Şimdi söyleyin bakalım, bu testileri nasıl eski haline getirebilirim?” dedi. Bazıları düşünüyor, bazıları neredeyse sırasından kalkacak bir şekilde parmak kaldırıyordu. Profesör karşısında oturan Ravenclaw'lı kıza söz verdi “Evet, Miss. Greyword, siz söyleyin lütfen.” dedi. En azından aynı binadaydık diye düşündüm. Zaten yanlış bilemezdi çünkü Ravenclaw öğrencileri yanlış yapmazlardı genelde. Kız “Ah, bu soruyu bilmek çok basit. Bir kitapta okuduğuma göre 'Reparo' büyüsü kullanarak bu testileri düzeltebiliriz.” dedi. Profesör Greyword'u alkışladı. Ve tekrar konuştu “Aferin, Ravenclaw'a 5 puan... Evet, Reparo büyüsü, hasar gören, zarara uğramış nesneleri düzeltmemize yarar. Bu nedenle günlük hayatta sıkça kullandığımız büyülerdendir. Eminim annenizi, babanızı veya başka bir yakınınızı bu büyüyü kullanırken görmüşsünüzdür... Evet, Reparo büyüsü daha öncede söylediğim gibi hasar görmüş nesnleri düzeltmeye yarar, fakat bütün nesneleri Reparo büyüsü ile dültemeyebiliriz... Buna en basit örnekler asalarınız ve süpürgeleriniz...” dedi.

Yüzümde bir gülümseme belirdi. En azından puan kazanmıştık. Ama süpürgeler ve asalar da büyüyle düzelmeliydi, bunu haksızlık buluyordum. Süpürge neyse yenisini alabilirdik ama asalar... Profesör tekrar gülümseyerek “
Hepinizin bildiği gibi, asa sihirbazı seçer. Yani bir asanın içinde sizden bir parça vardır ki, sizi tanır sizi seçer. Fakat asa hasar gördüğünde, örneğin kırıldığında, asanın içindeki sizden parça yok olur. Bir asa yapımcısı asanızı tamir edebililir. Fakat asanız elinizde gerektiği gibi işlemez... Süprgeye gelince, süpürgeler çok büyük hasarlar görmedikçe tamir edilebilir... Neyse, konumuza dönelim. Şimdi bu büyüyü yapmayı deneyelim. Evet, kesinlikle büyüye odaklanmalısınız. Bu birçok büyüde olduğu gibi, bu büyüde de gerekli.Bir an için bekleyin, asanızı normal hızla çevirin ve büyülü kelimeyi söyleyin: Reparo. Evet, şimdi sağ taraftan başlayarak yanıma gelin ve büyüyü yapmayı deneyin. Testileri eski haline getirin. Yapamazsanız ben size yardımcı olacağım. Evet, şimdi sağtaraftaki ilk kişi gelsin. Ah, gelin Mr. Silimaurë...” dedi.

Çocuk profesörün yanına gitti. Büyülü sözcükleri söyledi ama olmamıştı. İkinci kez denedi.Bu sefer daha kararlıydı ve başardı. Herkes onu alkışladı. Yapanları da, yapamayanları da alkışlıyorduk. Tahtaya çıkmakta bir cesaretti. Sıra bana gelmişti. Pek heyecanlı değildim. Derin bir nefes alarak sözcükleri söyledim. Sonra her şey bitti. Yapmıştım zaten yapacağımı biliyordum. Önemi olan kendine güvenmekti ve bende böyle bir sorun yoktu. Profesör “
Beni dinleyin.... Hepinize çok teşekkür ederim. Büyüyü yapabileriz de yapamayanlarınız da çok başarılıydı. Büyüyü yapamayanlar da en azından denemiş oldu. Derslerden arta kalan zamanlarda bol bol pratik yapın. Büyüyü yapabilenler, yapamayanlara yardımcı olsun lütfen. Hepinize iyi günler, dersimiz bitmiştir...” dedi. Herkes üzülmüştü. Eşyalarımızı toplayıp çıktık. İlk dersim güzel ve eğlenceliydi...


En son Evaline Mélita Wright tarafından Cuma Haz. 25, 2010 8:36 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 4 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Benito S. Argento
Slytherin V. Sınıf
Slytherin V. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 103
Kayıt tarihi : 04/06/10

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
91/100  (91/100)
Patronus: Yarasa

MesajKonu: Geri: Üst Sınıflar | I. Tılsım Dersi : Reparo |   Salı Haz. 22, 2010 10:07 pm

Ders Programı'na kısa bir göz gezdirdim. Bugün Uçuş ve Tılsım vardı. Çok da zorlanacağımı düşünmüyordum. Zaten ders öğretmeni George Crownie'ydi. Dönemin kısa sonunda gelmeme rağmen bu adamı tanımışsam dersin eğlenceli geçebilmesi için elinden geleni yapacaktı.

-Hoş geldiniz sevgili öğrencilerim, hoşgeldiniz... İşte yeni bir gün, kuşlar ötüşüyor, çiçekler Güneş'e gülümseyerek bakıyor, martılar gölün üzerinnde uçmaktan ziyada süzülüyor.. Öhöm, neyse. Bu felsefe ayaklarını bırakıp konuma döneyim. Hogwarts'ta yeni bir günde, yeni bir derste, yeni bir konu işleyeceğiz. Ben şahsen bunun için çok mutluyum... Evet, peki sizler nasılsınız?

Herkesin teker teker yanıt vermesi imkansızdı pekala, fakat kimsenin kötü olabileceğini düşünmüyordum. Ben dahil... Onun bu inceliğine karşın sıcak bir gülümseme ve iyiyim dercesine bir bakışla yüzüne bakmıştım.

Önümdeki kağıt kaleme bir şeyler karalıyordum. Fakat onun bakışlarını görünce baştan aşağı kıpkırmızı olmuştum. Yine de öğrencilere renk vermemişti. İşte Bay Crownie bu nedenle sevecen ve iyi bir öğretmendi.

-Eğer birşeyler çizmek istiyorsanız, el kaldırın, söyleyin, beraber çizelim. Ama benden habersiz ve izinsiz böyle birşey yapmayın bir daha, affetmem... Şimdi eğer iyiyseniz konuları anlatmaya başlamadan önce şunları söyleyeyim. Parşömenlerinizi ve kalemlerinizi hazır tutun, not alacaksıız söylediklerimi... Elleriniz ve gözleriniz parşömeninizde, kulağınız bende olsun.. Bu arada, müziğe kulak verip de dersi dinlememezlik yapmayın. Yoksa müziği hemen kapatırım ve bundandan sonra hiçbir dersimde açmam...

Evet, tam da tahmin ettiğim gibi öğrencilerin eğlenmesini sağlamak için bazı incelikler göstermiş ve müzik açmıştı. Konuyu o kadar merak etmiştim ki faltaşı gibi açtığım gözlerim ve can kulağıyla onu dinliyordum.

-Evet, sevgili üst sınıflarım... Bu dönemin ilk biçim değiştirme büyüsünü öğrenmeye hazır mısınız? Ah, tabii ki hazırsınız... Şimdi size kafa yorucu bir soru daha, masamın üzerinde neden testi var? Tabii ki derste öğreneceğimiz büyüyle ilgili yapcağımız uygulama için.. Peki bu derste hangi büyüyü uygulayacağız? Hadi düşünün ve bulun! Ama önce, herkes arkama geçsin.

Yanıt basitti. "Reparo!" Bizden bir kız da böyle düşünmüş olacak ki hemen yanıt vermişti. Artı beş puanı almanın gönenciyle güldüm ve yeniden derse kulağımı kabarttım. Asaları ve süpürgeleri bu büyüyle düzeltememek mi? Şaşkına dönmüştüm. Çünkü; daha önce bu büyüyü bu şekilde kullanan insanlar görmüştüm. Fakat Bay Crownie'nin açıklamaları üzerine bahsettiği şeyin tam olarak bu olmadığını gördüm.

-Hepinizin bildiği gibi, asa sihirbazı seçer. Yani bir asanın içinde sizden bir parça vardır ki, sizi tanır sizi seçer. Fakat asa hasar gördüğünde, örneğin kırıldığında, asanın içindeki sizden parça yok olur. Bir asa yapımcısı asanızı tamir edebililir. Fakat asanız elinizde gerektiği gibi işlemez... Süprgeye gelince, süpürgeler çok büyük hasarlar görmedikçe tamir edilebilir... Neyse, konumuza dönelim. Şimdi bu büyüyü yapmayı deneyelim. Evet, kesinlikle büyüye odaklanmalısınız. Bu birçok büyüde olduğu gibi, bu büyüde de gerekli.Bir an için bekleyin, asanızı normal hızla çevirin ve büyülü kelimeyi söyleyin: Reparo. Evet, şimdi sağ taraftan başlayarak yanıma gelin ve büyüyü yapmayı deneyin. Testileri eski haline getirin. Yapamazsanız ben size yardımcı olacağım. Evet, şimdi sağtaraftaki ilk kişi gelsin. Ah, gelin Mr. Silimaurë...

Adıyla hitabettiği çocuk büyü denemesinde başarılı olmuştu. Bu sebeple sınıfta bir alkış fırtınası koptu. Herkes teker teker büyüyü yapmak için gerekli kelimeyi söylüyordu. Sıra bana gelmişti. Kendimi toparladım ve büyüyü söyledim. Fakat işe yaramamıştı. Bütün hevesim kırılmışçasına yerime geçtim. Sınıfın çoğu başarılı olmuştu halbuki.

Dersin bitmesine kısa bir süre kala Bay Crownie bize seslenmiş ve uyuklamakta olan bazılarımızın da gözlerini açmasına sebep olacak şekilde yüksek ve belirgin bir sesle konuşmuştu.


-Beni dinleyin.... Hepinize çok teşekkür ederim. Büyüyü yapabileriz de yapamayanlarınız da çok başarılıydı. Büyüyü yapamayanlar da en azından denemiş oldu. Derslerden arta kalan zamanlarda bol bol pratik yapın. Büyüyü yapabilenler, yapamayanlara yardımcı olsun lütfen. Hepinize iyi günler, dersimiz bitmiştir...

Sınıf son derece sakince dersliği terk etmişti. Zaten çoğumuz bu dersin bittiğine üzülmüştük. Eşyalarımı topladım ve Uçuş Dersi'ne gitmek için bahçenin yolunu tuttum.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Valeria Nerissa Wesley
Sihirli Yaratıkların Bakımı Profesörü
Sihirli Yaratıkların Bakımı Profesörü
avatar

Gerçek İsim : Ebru.
Mesaj Sayısı : 1504
Kayıt tarihi : 13/09/09
Yaş : 23

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
100/100  (100/100)
Patronus: Beyaz Leopar

MesajKonu: Geri: Üst Sınıflar | I. Tılsım Dersi : Reparo |   Salı Haz. 22, 2010 10:32 pm

Güzelim uykumu yine lanet bir çalar saatin sesi bozmuştu. Bu çalar saatlerle başım gerçekten beladaydı. Nasıl tiz bir sesdi bu anlayamamıştım. Doğrulup yatağa oturdum. Gerinip gözlerimi ovuşturdum. Uykumu alamamıştım. Oysaki geçte yatmamıştım. Gece iki geç bir saat değildi yani. Müzik dinleyip bir kaç kız laflamaktan saatin nasıl geçtiğini anlayamamıştık. Yatakran kalkıp üstümü değiştirdim. Aynanın karşısına geçip kıyafetimi düzelttiyordum. Ve Hogwarts'ın yeni bina formalarına sahip olması gerektiğine karar verdim. Çok demode ve kasıntı duruyorlardı. Kendimi dikkatlice izleyip üzerimde düzeltmeler yaparken tenimin ne kadar beyaz olduğunu fark ettim. Teyzemi ikna edip güzel bir tatil yapmalıydım. Güneşi bol olanından. Güneşi bol olanından ne demekti ya. İyice ne konuştuğumu bilemez hale gelmiştim. Kitaplarımı alıp kahvaltı için merdivenlerden yavaş adımlarla indim. Hoş istesemde hızlıca inemezdim. Merdivenler o kadar yavaş hareket ediyorlardı ki kaplumbağayla yarışa girseler kaplumbağalar kazanırdı. Büyük Salonda içeri girdim. Bir kaç kişiyle konuştuktan sonra bizim binanın masasına oturdum. Her şey mükemmel gözüküyordu. Ama nedense canım hiç birinden yemek istemiyordu. Bir kaç lokma bir şey yedikten sonra oradan çıktım.

Dersin başlamasına uzun bir zaman olduğu için kendimi bahçeye attım. Biraz temiz hava solumak bana iyi gelebilirdi. Bir köşeye oturacaktım ki tam Blacken'ı gördüm. Kalp atışlarım bir anda hızlanmıştı. Tabiri imkansız duygular hissetmiştim. Benim gibi bir kızın böyle duygular hissedebileceği hiç aklıma gelmezdi. Nasıl da karizmatik duruyordu, o seksi bakışlarıyla etrafı süzüyordu. Slytherin cüppesi nasıl da yakışmıştı ona. Gidip ona kendimi göstermeli miydim? Niye ben ona gidiyordum. Onun bana gelmesi gerekirdi. Hem onunla konuşursam tüm ders boyunca onu düşünürdüm. Ve hiç bir şeye konsantre olamazdım. Birde öperse beni iyice konsantrasyonum dağılırdı. En iyisi görmemelikten gelerek dersliğe doğru gitmekti. Bu yaptığımdan dolayı çok pişman olacağım kesindi ama yapmak zorundaydım. Koşar adımlarla dersliğe gittim. Ve boş olmasını beklediğim derslikte neredeyse herkes oradaydı. Herkes yılın ilk dersi için önceden gelmişti anlaşılan. Ya da Profesör Crownie'ye olan hayranlıklarındandı erken gelmelerinin sebebi. Çünkü sınıfın tamamı kızdı. Bende profesör Crownie'nin bir hayranı olarak onu rahatça kesebileceğim bir yere oturdum.

Profesörü görünce karnımda bir ağrı hissettim. Kalp atışlarım yine hızlanmıştı. Her gördüğüme karşı bir şeyler hissetmede üstüme yoktu bu aralar. Adamın kusursuz vücudu, karizmatik bakışları bitiriyordu beni. Mükemmelliğin vücut bulmuş haliydi adeta. Siyahlarda ne kadar çok yakışmıştı ona. Bu adamı izlemek varken nasıl o şiir gibi sesini dinleyebilirdim ki. Herkesin geldiğinden emin olduğunda şiir gibi sesini çıkardı ortaya. Her sene olduğu gibi giriş konuşasını yapmıştı. Bir kaç değişik lafla aynı konuşmaydı bir bakıma. Hoşgeldiniz. İyi bir sene olacak. Vesaire ... Konuşmasının yeterli olduğunu anlatıp kendisi hakkında ufak bir bilgi verdikten sonra bize nasıl olduğumuzu sordu? Muggle öğrenciler gibi hep bir ağızdan "İyiyiiiz." dememizi mi bekliyordu? Sıraların arasında gezmeye başladı. Tüy kalemi almış tam bir şeyler çiziktircektim ki parşömenime onun aralarda gezip neler yaptığımızı kontrol etmeye çalıştığımızı görmeye çalıştığını anlayıp onu söyleyeceklerini yazmaya hazır ve nazır bir biçimde bekliyormuşum gibi bir hal aldım. Karalama yapanları gördüğü halde bir şey söylememişti. Anlaşılan halka sesleniş tarzında bir uyarı yapacaktı. Kişisel bir uyarıdan ziyade dersin bir kuralı gibi yapacaktı bu uyarıyı. "Eğer birşeyler çizmek istiyorsanız, el kaldırın,
söyleyin, beraber çizelim. "
dediğini duydum. Tanrı aşkına resim dersindey miydik ? Adı üstünde Tılsım. Herkes resmini ders dışında çizsin. Neden ressam yetiştirme kurslarıdnaki gibi beraber çiziyorduk ki. Aslıdna bende bir şeyler çizecektim parşömenime ama son anda aklımı kullanıp profesörü fark edip bu zılgıtı kapsayan grupta olmaktan kurtulmuştum.

Sonunda derse geçebilmiştik. Profesör afif bir fon müziği açmıştı. Plak? Kaçıncı yüzyılda yaşıyorduk. Güzelim son teknolojiye sahip müzik setleri varken neden plak? Bu konuyu boşverip müziğin büyüsüne bırakır verdim kendimi. Parşömenim ve tüy kalemim sıramın üzerinde olduğu için bu hengame ordusuna katılmadım yine. Onları bekleyen gruptaydım. Herkes çıkardığında Profesör Crownie öğreneceğimiz ilk büyünün bir Biçim Değiştirme büyüsü olduğunu söyledi. Evet gerçek büyüler öğrenmeye başlamıştık. Hangisiydi acaba? Ben hangi büyü olduğunu onun ağzından duymak için can atarken o bize sormuştu. Profesörün maaşının bir kısmını bize vermesi gerektiği konusunu görüşmem iyi olacaktı sanırım. Arkasına geçmemizi söyledi. Türklerin onlar için önemli olan zamanlar girdikleri pide kuyruğuna girer gibi bizde onun arkasına geçtik. Sıraları kenara çekiyordu. Çıkan ses kulağımı tırmalıyordu. Sıralar en sonunda onun istediği şekilde dizilmişti. Sıralar "U" şeklini aldığında boş kalan alanın ortasına geçip bize güleryüzle baktı. Bu adamın mimiklerini kontrol etmeyle ilgili bir sorunu vardı sanırım. Sürekli mimikleri değişiyordu. Ama bu bile ona çok yakışıyordu. O bize gülen bir yüzle bakarken ben hala amacının ne olduğunu anlamamış bir şekilde boş gözlerle bakıyordum ona. Bize kendimizi korumamızı söyleyip tahtanın oraya geldi. Kaç tane olduğunu sayamadığım testileri havaya kaldırıp bıraktı. Kırılan testileri görünce herkes şaşırmıştı. Bense hala daha amaciyetini anlayamamıştım. Hatta bir ara
"Amacın ne yav. Biran önce çıkar şu ağzındaki büyülü sözleri." dedim. Ama bunu kısık sesle yaptım. Binamın bu ukala tavrımdan dolayı puan kaybetmesini istemezdim. Ki geçen dönemi sonuncu olarak bitirmiş bir bina olarak en son isteyeceğimiz şey puan kaybetmekti.

Testilerin kaç yıllık olduğunu, kimden aldığını ve testileri kırdığını söyledi. "Hadi ya ben onlara dans ettirdin sanıyordum." lafı çıkıverdi ağzımdan. Umarım duymamıştır. Duymamış ki hala daha bize büyülü sözleri soruyordu. Parçaları birleştirmeye çalışıyordum. Kırık testi, beş yüz yıllık bir tarih ve Profesör Monaghan'a verilecek olan hesap. Ah tamam Reparo büyüsü. Teyzem evde her sakarlık yapıp bir şeyleri kırdığını yapardı bu büyüyü. Açıkcası hangi büyü olduğunu söylemek istemiyordum. Neyse ki beni değil bizim binadan başka birisini kaldırmıştı. Bizim inek Greyword'ü kaldırmıştı. Her zaman ki gibi ukala bir cevap verdi. Kendini beğenmiş ukala embesil. Bir gün aveda büyüsünü yaparsam listenin başında yer alıyordu bu kız. Neyse ki Profesör istediği cevabı almıştı da bize sen sor makine cevaplasın muamelesi yapmayı bırakmıştı. Beş puanı da kapıvermiştik. Profesör Crownie yine konuşmaya başlamıştı. Tanrım artık uykum gelmişti. Sağ taraftan başlayıp yanıan gitmeyi başladık. Bana daha çok sıra vardı. Birde beklemekle uğraşacaktım. Neyseki beceriksiz Hufflepufflılar bu özelliklerini gösteremeyip sıranın çabuk ilerlemesini sağladılar. Bana sıra gelmesine az kalmıştı. Birde başaranları alkışlıyorlardı. Neden onlara böyle bir hediye veriyorduk. Başarmak zorundaydık zaten. Sonuçta biz birer büyücüysek her büyüyü yapabilmeliyiz. Birde teselli olsun diye beceriksiz büyücü bozuntularını da alkışlıyorlardı. Ben bu zorbalığa katılmayacaktım. En azından bana göre zorbalıktı.

Sonunda sıra bana geldi. Kendime güvenim tamdı. Konsantre oldum. Tüm dikkatimi testiye verdikten sonra büyülü sözleri söyledim : Reparo. Ve tabii ki başarılı oldum. Başarılı olmayacaktım da ne olacaktı. Eteğimin kenarlarında tutup selam verircesine eğildim hafifçe beni alkışlayanlara. Yerime geçip diğerlerini izlemeye devam ettim. Uzun bekleyiş son bulmuştu. Herkes büyüyü yapmayı denemişti. Profesör George herkesin dikkatini üzerine çekerek klasik bitiş konuşmasını yaptı. Tamam oldu işim gücüm yok beceriksizlere yapmayı öğretecektim birde. İlk işim bu merak etmesin. Tanrım neden bu kadar iyilik yapmak zorundaydım. Kimseye yardım etmediğimden Profesörün nasıl haberi olacaktı hem. Kimse gelip benden yardım istemedi dersem paçayı kurtarırdım. Dersliğin bu boğucu havasından kurtulmak için hızlı adımlarla derslikten çıktım.

_________________

Benim hatun benim gibi dengesiz. *.*:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Louis McGrount
Ravenclaw III. Sınıf
Ravenclaw III. Sınıf


Gerçek İsim : Çağrı (İsmin ne önemi var ki?)
Mesaj Sayısı : 60
Kayıt tarihi : 07/04/10
Yaş : 22
Lakap : Lo,Loui

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
75/100  (75/100)
Patronus:

MesajKonu: Geri: Üst Sınıflar | I. Tılsım Dersi : Reparo |   Çarş. Haz. 23, 2010 10:37 pm

Tılsım dersine girdiğinde çok rahat değildi. Hala Tılsım dersine karşı yaşadığı bir takım korkular vardı. Bunları atlatması kolay olmayacaktı ama bu dönem bu korkuyu yenmek için elinden geleni yapacaktı. Birden kapı açıldı ve Profesör içeriye girip her zaman ki etkileyici ama sakin ses tonu ile klasik konuşmasını yaptı;

‘’Hoş geldiniz sevgili öğrencilerim, hoş geldiniz... İşte yeni bir gün, kuşlar ötüşüyor, çiçekler Güneş'e gülümseyerek bakıyor, martılar gölün üzerinde uçmaktan ziyada süzülüyor... Öhöm, neyse. Bu felsefe ayaklarını bırakıp konuma döneyim. Hogwarts'ta yeni bir günde, yeni bir derste, yeni bir konu işleyeceğiz. Ben şahsen bunun için çok mutluyum... Evet, peki sizler nasılsınız?’’

Louis’de bu konuşmaya karşılık gülümseyip iyi olduğunu ispatlamaya çalıştı. Bay Crownie ise gülümseyip sıraların etrafın da dolaşmaya başladı ve Louis’in parşömen kâğıdına resim çizdiğini fark etti. Ama bir şey demeden tahtanın önüne geldi. Louis’de resim yapmayı bırakıp Bay Crownie’yi dinlemeye başladı;

‘’Eğer bir şeyler çizmek istiyorsanız, el kaldırın, söyleyin, beraber çizelim. Ama benden habersiz ve izinsiz böyle birşey yapmayın bir daha, affetmem... Şimdi eğer iyiyseniz konuları anlatmaya başlamadan önce şunları söyleyeyim. Parşömenlerinizi ve kalemlerinizi hazır tutun, not alacaksıız söylediklerimi... Elleriniz ve gözleriniz parşömeninizde, kulağınız bende olsun.. Bu arada, müziğe kulak verip de dersi dinlememezlik yapmayın. Yoksa müziği hemen kapatırım ve bundandan sonra hiçbir dersimde açmam... "

Bu uyarıyı duyunca Louis korktu. Bay Crownie masasını üstündeki plağa asasını salladı ve çok hoş bir müzik çalmaya başladı. Bu sırada Louis’ de çantasından yeni bir parşömen alıp, tüy kalemini de hazır tuttu. Şimdi dinlemeye hazırdı;

‘’Evet, sevgili üst sınıflarım... Bu dönemin ilk biçim değiştirme büyüsünü öğrenmeye hazır mısınız? Ah, tabii ki hazırsınız... Şimdi size kafa yorucu bir soru daha, masamın üzerinde neden testi var? Tabii ki derste öğreneceğimiz büyüyle ilgili yapacağımız uygulama için.. Peki, bu derste hangi büyüyü uygulayacağız? Hadi düşünün ve bulun! Ama önce, herkes arkama geçsin.’’

Louis masada ki testilere baktıktan sonra hızla yerinden fırlayıp Bay Crownie’nin arkasına geçti. Bay Crownie’de asasını çıkarıp sıralara yöneltti ve asasını hafifçe salladı. İnanılır gibi değildi! Sıralar hareket ediyordu. Fakat birkaç saniye sonra sıralar duvarların kenarına çekilip, hiç hoş olmayan kulak tırmalayıcı bir ses çıkarmaya başladılar. Louis hemen kulağını tıkadı. Neyse ki sıralar ‘’U’’ şekline gelince bu korkunç ses de bitti. Bay Crownie’de eliyle oturmalarını söyledi. Hiç kimse çıt çıkarmadan yerine oturdu ve testileri niçin kullanacaklarını düşünmeye başladılar. Ancak hiç kimse bunun cevabını bulamayınca Bay Crownie kendilerini korumalarını söyledi ve asasını testilere doğrultup salladı. Ardından testiler havalanıp sınıfın etrafında uçmaya başladı. Daha sonra testilerin hepsi yere düştü ve kırıldı. Louis dâhil herkes çok şaşırmıştı. Cevabın bu denli basit olabileceğini hiç düşünmemişti. Bay Crownie’de bu şaşkınlığı görüp gülümsedi ve;

‘’Sevgili öğrencilerim, belki bunlar size bir açıklama olmuştur... Eğer olmadıysa sorumu yanıtlayın lütfen. Bu testileri Prof. Monaghan'dan ödünç aldım. Bu testilerin tarihi 500 yıla dayanıyor. Bunun için de çok değerli. Ama ben onları kırdım... Şimdi söyleyin bakalım, bu testileri nasıl eski haline getirebilirim?’’ dedi.

Louis henüz şaşkınlığını üzerinden atamamışken yeni bir soruyla ürperdi birden. Bazı öğrenciler parmak kaldırırken Louis kendini düşünmeye vermişti. Çok geçmeden Bay Crownie ön sırada oturan bir kıza söz hakkı verdi;

‘’Evet, Miss. Greyword, siz söyleyin lütfen.’’

Kız önce ayağa kalktı. Tereddütle sağ bileğini sıvazladı ve;

‘’Ah, bu soruyu bilmek çok basit. Bir kitapta okuduğuma göre 'Reparo' büyüsü kullanarak bu testileri düzeltebiliriz.’’

Louis yanılmıştı. Kız hiç tereddüt etmemişti bunları söylerken. Kız otururken Bay Crownie alkışlayıp;

‘’Aferin, Ravenclaw'a 5 puan... Evet, Reparo büyüsü, hasar gören, zarara uğramış nesneleri düzeltmemize yarar. Bu nedenle günlük hayatta sıkça kullandığımız büyülerdendir. Eminim annenizi, babanızı veya başka bir yakınınızı bu büyüyü kullanırken görmüşsünüzdür... Evet, Reparo büyüsü daha öncede söylediğim gibi hasar görmüş nesnleri düzeltmeye yarar, fakat bütün nesneleri Reparo büyüsü ile dültemeyebiliriz... Buna en basit örnekler asalarınız ve süpürgeleriniz... " dedi.

Louis asasını tamir edemeyeceğini duyunca zaten bozulan morali daha da düştü. Ama her şeye rağmen ders eğlenceli geçiyordu. Tabi bunda Bay Crownie’nin payı büyüktü. Bay Crownie güldü ve testilerin yanına geldi. Konuşmasına kaldığı yerden devam etti;

‘’Hepinizin bildiği gibi, asa sihirbazı seçer. Yani bir asanın içinde sizden bir parça vardır ki, sizi tanır sizi seçer. Fakat asa hasar gördüğünde, örneğin kırıldığında, asanın içindeki sizden parça yok olur. Bir asa yapımcısı asanızı tamir edebilir. Fakat asanız elinizde gerektiği gibi işlemez... Süpürgeye gelince, süpürgeler çok büyük hasarlar görmedikçe tamir edilebilir... Neyse, konumuza dönelim. Şimdi bu büyüyü yapmayı deneyelim. Evet, kesinlikle büyüye odaklanmalısınız. Bu birçok büyüde olduğu gibi, bu büyüde de gerekli. Bir an için bekleyin, asanızı normal hızla çevirin ve büyülü kelimeyi söyleyin: Reparo. Evet, şimdi sağ taraftan başlayarak yanıma gelin ve büyüyü yapmayı deneyin. Testileri eski haline getirin. Yapamazsanız ben size yardımcı olacağım. Evet, şimdi sağ taraftaki ilk kişi gelsin. Ah, gelin Mr. Silimaurë...’’

Silimaurë kalktı, gözlerini kapadı. Bay Crownie kulağına bir şeyler fısıldadı ve ilk denemesi olmasına rağmen yapmayı başardı. Diğerlerinin ve Louis’in alkışıyla beraber yerine oturdu. Hemen hemen herkes yapmayı başardı. Yapamayanlar da vardı fakat onları da teselli etmek için alkışlamaktan başka bir şey gelmiyordu ellerinden. Louis’e sıra geldiğin de korkmasına rağmen ikinci deneyişinde Reparo büyüsünü yapabildi. Louis’den sonra son üç kişide büyüyü yaptıktan sonra Bay Crownie;

‘’Beni dinleyin.... Hepinize çok teşekkür ederim. Büyüyü yapabileniz de yapamayanlarınız da çok başarılıydı. Büyüyü yapamayanlar da en azından denemiş oldu. Derslerden arta kalan zamanlarda bol bol pratik yapın. Büyüyü yapabilenler, yapamayanlara yardımcı olsun lütfen. Hepinize iyi günler, dersimiz bitmiştir... " dedi.

Louis dersin bu kadar çabuk bitmesine üzülmüştü. Aslında hiç fark etmeden yavaş yavaş Tılsım dersine karşı duyduğu korku azalmaya başlamıştı. Bu iyi haberdi!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Adrian Darcell

avatar

Gerçek İsim : Deniz
Mesaj Sayısı : 111
Kayıt tarihi : 01/04/10
Yaş : 21

MesajKonu: Geri: Üst Sınıflar | I. Tılsım Dersi : Reparo |   Çarş. Haz. 23, 2010 11:32 pm

Sabahın köründe korkunç bir sesle uyandım. Çalar saat! Bu lanet olası saati neden işime yarayan bir şeye çevirmiyordum ki? Boğazı sıkılan bir adamotuna benzeyen sesiyle beni uyandırmaktan öte yerimden sıçratan çalar saatten daha çok işime yarayacak bir şeye. Normalde dört yıldır buna alışmış olmam gerekirdi; ama nafile. Beşinci yılımda da bunu beceremeyeceğim kesindi. Yataktan kalkıp hala ciyaklayan saate bir yumruk indirdim. Ses kesilince etrafın gereğinden fazla sessiz olduğunu fark ettim. Bütün beşinci sınıf öğrencileri yataklarını düzenleyip yatakhaneyi terk etmişlerdi bile. İnekleyen öğrenciler benden erken kalkmışlardı. Hangi aptal bu kadar erken kalkardı ki. Ben uykusuna düşkün biriydim. Kahvaltıya her zaman son inenlerdendim. Bugün de öyle olacaktı. Yavaşça yatağımdan kalktım ve siyah eteğimi giydim. Üzerine beyaz gömleğimi giydikten sonra Slytherin arması olan süveterimi gömleğin üstüne geçirdim. Ardından cüppemi boynuma bağladım. Çorabımı ve ayakkabılarımı giyince kusursuz saçlarıma bakmak için aynaya döndüm. Sanki hiç uyumamışım gibi düzgün görünüyorlardı. Gözlerime kalem çekip çantamı kaptım. Ardından ortak salona geçipr ordan dışarı çıktım. Zindanlar her zamanki gibi soğuk ve nemliydi; ama ben bunu seviyordum. Giriş katına çıkıp kahvaltı için büyük salona gittim. İçeri girdiğimde bütün öğrenciler kahvatılarını yarılamışlardı. Hemen Slytherin'in masasına yöneldim. Giderken gözlerim bizim kızları aradı. Hiçbirini göremeyince yedinci sınıfların arasına oturdum. Yedinci sınıflarla da iyi muhabbetimiz vardı. Kahvaltı tabağımı fazla doldurmadım; jambon, salatalık, zeytin ve azıcık peynir koydum. Aheste aheste kahvaltımı yaparken masanın yavaşça boşaldığını fark ettim. Çoğu öğrenci kahvaltısını bitirmiş, derslere girmeye gidiyorlardı. Tabağımın kenarında duran portakal suyumu kafama diktikten sonra bir salatalığı ağzıma tıkıp ben de masadan kalktım.

Büyük şölende verilen ders programlarımız yıkılmama neden olmuştu sanki. Haftanın ilk gününde ve ilk saatinde Tılsım dersinin yazılı olduğunu gördüğümde büyük hayal kırıklığına uğramıştım. Bu dersten nefret ediyordum. Belki de Hogwarts'a geldiğimden beri Bay Crownie'nin bu dersin profesörü olması buna büyük etkendi; ama o gitse, yerine amcam gelse bile bu dersi seveceğimi sanmıyordum. Bunları düşünürken farkında olmadan bir kat fazla çıkmıştım. Üçüncü kattan hemen aşağıya indim ve Tılsım dersliğine girdim. Profesör Crownie her girene gülücükler saçıyordu. Bana da gülümsedi; ama istediği cevabı aldığını sanmıyordum. Sinsi gülüşümle selam verip boş bir yere oturdum. Elbette ki arkalarda bir yere.

Sınıf dolunca profesör dikkat üzerine çekecek bir sesle konuşmaya başladı. Kafamı, koyduğum sıradan kaldırıp Bay Crownie'yi dinlemeye başladım. Önce sıkıcı bir 'Hoş geldiniz' konuşması yapacağı belliydi. Gözlerimi ona dikip dinliyormuş gibi görünmeye çalıştım. Durduğu yerden biraz daha bize doğru yaklaştı ve
"Hoş geldiniz sevgili öğrencilerim, hoşgeldiniz... İşte yeni bir gün, kuşlar ötüşüyor, çiçekler Güneş'e gülümseyerek bakıyor, martılar gölün üzerinnde uçmaktan ziyada süzülüyor.. Öhöm, neyse. Bu felsefe ayaklarını bırakıp konuma döneyim. Hogwarts'ta yeni bir günde, yeni bir derste,
yeni bir konu işleyeceğiz. Ben şahsen bunun için çok mutluyum... Evet, peki sizler nasılsınız?"
diye bir nutuk attırdı. Ne yani bir de ona 'İyiyim Bay Crownie, siz nasılsınız? Özlemişim sizi.' falan mı dememi bekliyordu? Birkaç salak Gryffindor ve Hufflepuff öğrencisi selam verirken onları izledim. "Eğer bir şeyler çizmek istiyorsanız, el kaldırın, söyleyin, beraber çizelim. Ama benden habersiz ve izinsiz böyle birşey yapmayın bir daha, affetmem." diye çıkıştı birden. Etrafıma baktığımda kafalarını önlerine eğmiş birkaç öğrenci gördüm. Ardından Crownie'nin sesiyle ona döndüm. Hiçbir şey olmamış gibi devam etti "Şimdi eğer iyiyseniz konuları anlatmaya başlamadan önce şunları söyleyeyim. Parşömenlerinizi ve kalemlerinizi hazır tutun, not alacaksıız söylediklerimi... Elleriniz ve gözleriniz parşömeninizde, kulağınız bende olsun. Bu arada, müziğe kulak verip de dersi dinlememezlik yapmayın. Yoksa müziği hemen kapatırım ve bundan sonra hiçbir dersimde açmam!" Ay çok meraklıydım senin müziğine! Şuan açacak olması bile canımı sıkmıştı. Asasını salladı ve slow bir parça çalmaya başladı. Fazla slowdu. Klasik müzikten nefret ederim. Çantamdan bir parşömen ve tüy kalemimi çıkardıktan sonra diğer uyuşukları bekledik. Herkes hazırlandığında Bay Crownie tahtanın önüne doğru yürüyüp “Evet, sevgili üst sınıflarım... Bu dönemin ilk biçim değiştirme büyüsünü öğrenmeye hazır mısınız? Ah, tabii ki hazırsınız... Şimdi size kafa yorucu bir soru daha, masamın üzerinde neden testi var? Tabii ki derste öğreneceğimiz büyüyle ilgili yapcağımız uygulama için.. Peki bu derste hangi büyüyü uygulayacağız? Hadi düşünün ve bulun! Ama önce, herkes arkama geçsin.” Ne? Tren falan mı oynayacaktık. Bu düşünce yüzümde küçük bir gülümseme belirtti. Sıradan kalkıp profesörün arkasına geçtim. O sırada Bay Crownie asasını sıralara tutup salladı ve sıralar kulak tırmalayıcı, iğrenç bir sesle ‘U’ şeklini aldılar. Ardından bize oturmamız için işaret verdi. Benim çantamın olduğu sıra tam da tahtanın karşısında, ‘U’ harfinin merkezindeydi. Lanet olsun! Sırama oturup Bay Crownie’nin söylediği gibi soruyu düşünmeye başladım. Testiler, kırılgan, biçim değiştirme büyüsü… Ben bunları düşünürken bir kırılma sesiyle irkildim. Şok geçirmiş bir halde testilere baktım. Sanırım büyüyü anlamıştım: Reparo! Tam elimi kaldırıp cevabı verecektim ki profesör yeniden konuşmaya başladı. “Sevgili öğrencilerim, belki bunlar size bir açıklama olmuştur... Eğer olmadıysa sorumu yanıtlayın lütfen. Bu testileri Prof. Monaghan'dan ödünç aldım. Bu testilerin tarihi beş yüz yıla dayanıyor. Bunun için de çok değerli. Ama ben onları kırdım... Şimdi söyleyin bakalım, bu testileri nasıl eski haline getirebilirim?” Bu nasıl bir soruydu şimdi? Anasınıfına gitmiyorduk herhalde. Sadece ‘Nasıl düzeltebilirim?’ demesi yeterli değil miydi? Bu saçmalığa gülmeden hemen elimi kaldırdım. Slytherin’e puan kazandırmak iyi olabilirdi. Ancak Bay Crownie kaldırmak ağrıyan kolumu görmemiş olacak ki “Evet, Miss. Greyword, siz söyleyin lütfen.” diyerek Ravenclaw’lu bir kıza söz verdi. Kız da ukala bir şekilde “Ah, bu soruyu bilmek çok basit. Bir kitapta okuduğuma göre 'Reparo' büyüsü kullanarak bu testileri düzeltebiliriz.” diye yanıtladı profesörü. Sanki çok zor bir soruyu bilmiş gibi Bay Crownie kızı alkışladıktan sonra “Aferin, Ravenclaw'a 5 puan... Evet, Reparo büyüsü, hasar gören, zarara uğramış nesneleri düzeltmemize yarar. Bu nedenle günlük hayatta sıkça kullandığımız büyülerdendir. Eminim annenizi, babanızı veya başka bir yakınınızı bu büyüyü kullanırken görmüşsünüzdür. Evet, Reparo büyüsü daha öncede söylediğim gibi hasar görmüş nesnleri düzeltmeye yarar, fakat bütün nesneleri Reparo büyüsü ile düzeltemeyebiliriz... Buna en basit örnekler asalarınız ve süpürgeleriniz...” Bunu biliyordum, çok büyük hasar olduğunda düzeltilemiyormuş, bunun için yeni bir asa ya da süpürge almak gerekiyormuş. Bu esnada Bay Crownie sanki aklımı okumuş gibi konuşmasına devam etti. “Hepinizin bildiği gibi, asa sihirbazı seçer. Yani bir asanın içinde sizden bir parça vardır ki, sizi tanır sizi seçer. Fakat asa hasar gördüğünde, örneğin kırıldığında, asanın içindeki sizden parça yok olur. Bir asa yapımcısı asanızı tamir edebililir. Fakat asanız elinizde gerektiği gibi işlemez... Süprgeye gelince, süpürgeler çok büyük hasarlar görmedikçe tamir edilebilir... Neyse, konumuza dönelim.” dedi ve ekledi. “Şimdi bu büyüyü yapmayı deneyelim. Evet, kesinlikle büyüye odaklanmalısınız. Bu birçok büyüde olduğu gibi, bu büyüde de gerekli. Bir an için bekleyin, asanızı normal hızla çevirin ve büyülü kelimeyi söyleyin: Reparo. Evet, şimdi sağ taraftan başlayarak yanıma gelin ve büyüyü yapmayı deneyin. Testileri eski haline getirin. Yapamazsanız ben size yardımcı olacağım. Evet, şimdi sağ taraftaki ilk kişi gelsin. Ah, gelin Mr. Silimaurë.” Çocuk profesörün yanına gitti. Oldukça tedirgindi. İlk denemesinde beceremedi. İkincisinde zorda olsa becermişe benziyordu. Sonra gülümseyerek yerine oturdu. Aptal! Ardından birkaç kişi daha denedi yapamayanlar ağlamaklı oluyordu –ki bu çok gülünçtü- yapanlar ise etraflarına bakıp alkış bekliyorlardı. Ben ise hiçbirine aldırmayıp sıramın bana gelmesini bekliyordum. Dalgın dalgın beklerken çok anıdık bir ses duydum. Kompartımanda tanıştığım kız: Carlen. Dönüp baktığımda büyüyü başardığını gördüm. Birkaç Hufflepuff’lı başaramadığı için sıra bana çabuk gelmişti. Yerimden kalktım ve asamı kırık testiye doğrultum “Reparo!” diye bağırdım. Testinin kırık parçaları hızlı hareketlerle birbirine yapıştı ve herkes alkışladı. Yüzümde sahte –ve hoşnutsuz- bir gülümsemeyle onlara selam verip yerime geçtim. Benden sonraki öğrenciler de denemelerini yapınca Profesör Crownie tüm dikkatleri üzerine çekmeyi başaran sesiyle “Beni dinleyin. Hepinize çok teşekkür ederim. Büyüyü yapabilenleriniz de yapamayanlarınız da çok başarılıydı. Büyüyü yapamayanlar da en azından denemiş oldu. Derslerden arta kalan zamanlarda bol bol pratik yapın. Büyüyü yapabilenler, yapamayanlara yardımcı olsun lütfen. Hepinize iyi günler, dersimiz bitmiştir.” diye her zamankinden bir konuşma yaptı. Yapamayanlara yardım etmekle hiç işim olmazdı. Dalga geçer gibi bir de söylüyordu. Çok istiyorlarsa o iyilik meraklısı Gryffindor öğrencileri yardım etsinler. Derslik boşalmaya başlayınca ben de hiç kullanmadığım parşömenimi çantama tıkıp kendimi dışarı attım. Uçuş dersinden önce bahçede biraz hava almak iyi olabilirdi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://twilight-rp.forumtwilight.com/index.htm
 
Üst Sınıflar | I. Tılsım Dersi : Reparo |
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» I.Snıflar---I. Ders:Astronomiye Giriş ve Tanışma
» Sınıflar
» `Mitoloji Dersi; Ders Alımları´

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Ateş Oku RPG ~~ Hogwarts :: Genel :: Hogwarts Geçmişi-
Buraya geçin: