Ateş Oku RPG ~~ Hogwarts
Merhaba

Foruma Hoşgeldiniz

Kayıt Olduktan Sonra Rütbe Seçmelisiniz. Ve Daha sonra Lejant Oluşturmalısınız;

Ateş Oku RPG ~~ Hogwarts


 
AnasayfaAramaÜye ListesiKayıt OlGiriş yapKapı

Paylaş | 
 

 Neredesin Yalnızlık? ...

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
George Crownie
Hogwarts Müdürü
Hogwarts Müdürü
avatar

Gerçek İsim : umut.
Mesaj Sayısı : 1989
Kayıt tarihi : 11/07/09
Yaş : 25
Lakap : geo.

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
100/100  (100/100)
Patronus: Mantikor

MesajKonu: Neredesin Yalnızlık? ...   Salı Haz. 29, 2010 7:28 am

Kendini sonsuzluğa bırakmışken bir çığlık ile uyandı. Odasındaydı fakat bir taraftan da farklı bir boyutta hissediyordu kendini. Arasa da bulamıyordu ışığı. Yok olup gitmişti karanlığın doruklarında. Bir çığlıktı onu kendine getiren. Ve boyut karmaşasından onu kurtaran sadece bir çığlık. Gözlerini aralayarak etrafa baktığında değişik hiçbirşey gözüne ilişmemişti. Yavaşça daha da açarak buz mavisi gözlerini ortaya çıkardı ve etrafı süzmeye başladı. Etrafı seyrederken yavaşça doğruldu yatağından. Gözlerini bir kez ovuşturduktan sonra yavaşça ayağa kalktı kuş tüyü yatağından. Nefret herkesde aynı duyguyu uyandırsa da onda her zaman farklı hisler belirtirdi. Nefret denilen şeyin tam anlamını bilmiyordu. Fakat her durumda kullanmayı da eksik etmiyordu o sözcüğü. Kaslarını gevşeterek güne başladı. Lavaboya doğru ilerlerken etrafın toplu olması ona neşe veriyordu. Keşke Fred'de biraz ona çekseydi. En azından bu konuda biraz iyi olsaydı. Lavaboya geldiğinde musluğu açarak avucuna bir miktar su aldı. Ve yüzüne serptikten sonra gelen rahatlama ile birkaç saniye bekledikten sonra yüzünü havluyu alarak kuruladı. Yaşamayı seviyordu. En azından Sorcha onunken yaşamak oldukça büyük bir şanstı. Hayatının aşkını bulmuşken onu kaybetmek, işte bu en son isteyeceği şeydi. Bu nedenle ona bir sürpriz yapmayı planlıyordu. Fakat ne yapabilirdi ki? Hogwarts'da onu şaşırtacak kadar büyük bir sürprizi nasıl yapabilirdi ki? Düşünmeye çalışırken birden arkadaki müzik seti çalışmaya başladı. Evet aklına harika bir fikir gelmişti. Uygulamak için üzerini değiştirirken göz bebekleri heyecandan bir büyüyüp bir küçülüyor, mavi gözlerinin gizemini ortaya çıkarıyordu. Gece takılıp şu an birden açılan müzik seti ona harika bir fikir vermişti. Yanına gidip müzik setini kapadıktan sonra odadan çıkarak resmi Müdür odasına ulaştı. Gizli geçitteki parolayı söyleyip bahçeye iner inmez aradaki merdivenlerden devam etti. Göl kenarına gitmeyi planlıyordu. Orada planını gerçekleştirebilirdi. Yavaşça göl kenarına ilerlerken bacakları heyecandan titriyordu. Rüzgar onun şansına doğru yönde esiyordu. Herşey istediği gibi mükemmel ilerliyordu. Merdivenler sona erdiğinde ormanın başlangıcındaki kısayoldan ilerlemeye devam etti. Etraftaki ağaçlarda yeni uyanmaya başlayan kuşların muhteşem şarkıları sürüyordu. George'u görünce kuşlar daha yüksek sesle ötmeye başlarken George onlara aldırmadan göl kenarına doğru ilerlemeyi sürdürmekteydi. Ormanın bitişine çabucak ulaşmıştı. Göl tüm ihtişamı ile karşısında dururken kenardaki kayalıklara doğru yürümeye başladı. Bu sırada asasını çıkarak patronusunu Sorcha'nın yanına gönderdi. İçerisine bir mesaj bırakarak onu Sorcha'ya gönderirken yapmak istediği şeyi belli etmeden sadece onunla buluşmak istediğini belirtmişti. Sürpriz hazırlığında herşey yolundaydı. Ve bundan ötürü çok memnundu George. Asasını kaldırarak etrafı montajlamaya başladı. Görünmez müzik çalar ve hoparlörler, gökyüzüne yazı şeklinde atılacak havai fişekler... Herşey hazır gibiydi. Göl sıradan görünse de tek bir hareket ile tüm ihtişamlı sürpriz ortaya çıkacaktı. Sorcha'nın gelmesini beklemekteydi. Bu sırada arkasındaki taşın üzerinde bir parşömen gözüne ilişti. Yavaşça yürüyüp parşömeni eline aldı. Yavaşça açarken etrafı gözlüyordu. Parşömen uzun süredir burada değildi. Az önce farketmemişti onu. Bu nedenle dikkatli bir şekilde okumayı sürdürdü. Alec Lucifer'dan geliyordu yazı. Katlayıp cebine koyduktan sonra asasını kaldırarak Hogwarts etrafındaki güvenliği arttırdı. Cisimlenme yolunu da son kez kontrol ederek tamamen kapadı. Gözleri ile etrafı süzerken birşey bulamayacağını anlamıştı zaten. Yavaşça ilerleyip kayalardan birinin üzerine oturdu. Ve beklemeyi sürdürdü. Sorcha birazdan burada olacaktı.

_________________

görlüm yapar yea.


::..¨..::f42a:
 




Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://eskiao.roleplaylife.net
Sorcha Kuran

avatar

Gerçek İsim : Burcu.
Mesaj Sayısı : 95
Kayıt tarihi : 09/12/09
Yaş : 24
Lakap : Sorcha neyinize yetmiyor?!

MesajKonu: Geri: Neredesin Yalnızlık? ...   Salı Haz. 29, 2010 8:23 am

Kadere yön veremezdiniz. O size yol gösterirdi. Ama yolunuzda nasıl gideceğiniz size bağlıydı benim yolum zor değildi sadece kimsenin baş edemeyeceği kadar sıkıntılı bir yoldu. Buna sevgilimin bir aydınlık yandaşı ve kalbiminde karanlık yandaşı olması da tuz biber ekiyordu. Bir kaç yıl yani mezun olduktan sonra dünyayı dolaşmıştım. Ama sadece yok etmek için yapılan bir yolculuktu bu. Yurduma döndüğümde ise bir süre yerleşik hayat istediğime karar verdim. Hogwarts'a başvurdum ve ilk boş öğretmenliğe diplomam yettiği için girdim. Tamam, benim için sağlıksız bir karardı ama sonra onu tanıdığımda bütün düşüncelerim değişti.

Size Hogwarts'ı çekilir kılanın ne olduğunu tek isimle açıklayabilirim, George. Kendisi hayatımın tek istisnasıdır. Beauxbatons'ta da iş bulabilirdim. Ama George kadar enfis birisinin orada müdürlük yapmadığından emindim. Hatta Gwéldai adında bir cadının müdire olduğunu duymuştum. Ama Gwél'le asla anlaşamazdım. Ve asla onun yönettiği bir okulda çalışmazdım. Prensip meselesi yani. Neyse eski meseleleri deşmeye gerek yoktu.

Her zaman öğretmenlerin öğrencilerden daha fazla işi olurdu. Ama elim hiçbir kağıda gitmiyordu. Canım sıkılıyordu. Masadan kalktım, arkamdan rastgele topladığım saçlarımı açtım. Sırtıma siyah bir pelerin gibi döküldüler. Aynanın karşısına geçip saçlarımı taradım. Bedenim odamdaydı ama ruhum özgürdü. Ruhumu dört duvara tıkamıyordum. Bir yere bağlı olmak benim için zordu. Hogwarts'ta ilk yılım olmasına rağmen bazen kaçmak geliyordu, aklıma. Çocukça ama öyle oluyordu. Engellenebilir bir şey değildi anlayacağınız...

Penceremde gecenin karanlığını yok eden mavimsi bir ışık belirdi. O'ydu! İçimde büyük ve göz ardı edilmeyecek bir umutla doldu. Beni istiyordu. Yaşasın! Ev ödevlerinin ve diğer ıvır zıvırların canı cehennemeydi. Sevgilimle buluşmaya gidiyordum. Yarın yüksek müfettişin geleceğini bilsem yinede giderdim. Benimle buluşmak istiyordu işte. Ve gölde bekliyordu. Sevgilim. Aşkım. Özlem beni bir annenin kolları gibi sarmıştı. Tek kaçışım vardı; George'un kolları...

Dolabımın içine girip en sade ama en çekici gösterecek süper bir elbise buldum. Bu elbiseyi nereden aldığımı hatırlamıyordum. Ama bedenimi ikinci bir deri gibi sarmıştı. Beyaz tenimle tezatlık oluşturuyordu. Mavi gözlerimse birer boncuk gibi bütünlüğüme renk veriyordu.

Dışarıya çıktığımda derin bir nefes aldım. Kanatlarım varmış gibi hissediyordum. Ama melek kanatları değildi bunlar. Hadi ama bana kim melek derdi?! Bu düşünce beni gülümsetti. Sonra dikkatimi düşüncelerime değilde hareketlerime odaklıyınca oldukça hızlı gittiğimi fark ettim. Gölüm kenarına geldiğinde gözleri onu buldu. Zaten ondan başka bir şey görmüyorlardı ki... O bir kayanın üzerinde oturuyordu. Dudaklarım şirin bir gülümsemeyle kıvrıldı. En samimi sesimle 'Umarım bekletmemişimdir.' dedim. Gücümün beni sardığını hissediyordum. Ama bu onu gördüğümde direkt bir refleks gibi olmuştu. Öğrenciler önünde parlamamaya dikkat etmem gerekiyordu. Ona doğru bir kedi kadar zarif hareketlerle yürüdüm iki elimide ona uzattım ve 'Seni çok özledim,sevgilim...' dedim. Hala bir rüyadaymışım gibi geliyordu. Onunla olmak ve onun beni sevmesi... Bu anları o kadar hayal etmiştim ki birden uyanacağım da bütün yaşadıklarımın rüya olduğunu öğreneceğim diye çok korkuyordum.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://roleplayergame.twilightlegend.net
George Crownie
Hogwarts Müdürü
Hogwarts Müdürü
avatar

Gerçek İsim : umut.
Mesaj Sayısı : 1989
Kayıt tarihi : 11/07/09
Yaş : 25
Lakap : geo.

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
100/100  (100/100)
Patronus: Mantikor

MesajKonu: Geri: Neredesin Yalnızlık? ...   Salı Haz. 29, 2010 4:58 pm

Sorcha'nın gelmesini beklerken parşömeni düşünüyordu George. Fakat ne olursa olsun şu an okuyup moralini bozmayacaktı. Elini cebine atarak parşömeni kontrol etti. Yerindeydi. Gözlerini göle yoğunlaştırarak düşüncelere daldı. Fred'i düşünüyordu. Kardeşinin geleceğini ve şu an içinde bulunduğu durumu. Xaviér dönecekti. Eninde sonunda gelecekti ve bunu durdurabilecek tek kişi George'du. Kendi durumuna dönmesini istemiyordu. Jack ve Alec ile sıkı dost iken bu duruma gelmişlerdi. Fred'i her olasılığa karşı kollamalıydı. Tüm bunları düşünürken iyice dalmıştı gölün derinliklerine. Sorcha'nın o muhteşem sesi yankılanıyordu. Bu bir hayal olamayacak kadar güzeldi. Arkasını döndüğünde onu farketmişti. Tüm güzelliği ile karşısındaydı. Gözlerine inanamasa da, bunun bir rüya olmadığına inanmak istiyordu. Yavaşça doğruldu. Sorcha'nın söylediği söz karşısında hafifçe gülümsedi. "Sensiz geçen her dakikada ölümün kollarındayım. Sensin beni hayata bağlayan." diyerek ona doğru ilerledi. Rüya gibiydi. Bu sözleri söyleyebildiğine bile inanamazken karşısındaki güzelliğe dokunma arzusu bir anda tüm benliğini sarmıştı. Yavaşça ona yaklaşarak sarıldı. Mavi gözleri kapandığında göz bebekleri heyecanla büyüyüp küçülürken tek istediği onun yanında olmaktı. Sımsıkı sarılmıştı ve bırakmak istemiyordu. Bu bir rüya değildi. Öyle olsa bile uyanmamak için herşeyini verebileceği bir rüya olurdu. Sarılırken bir yandan da elindeki asasını hafifçe salladı. Yavaş bir müzik ortama hakim olmuştu. Birkaç saniyeliğine Sorcha'nın bedenini bırakıp ona doğru bakarak "Bu dansı bana lütfeder misiniz güzel bayan?" dedi. Tanıştıkları ilk anda da aynı sözü söylemesi üzerine biraz çekinse de, tarihin tekerrür etmesi onun hoşuna gitmekteydi. Gözlerini onun gözlerini çivilemiş bir biçimde bakarken onun yanından ayrılmak istemiyordu. Gerçeklik bir anda yok olmuştu. Sadece bu boyut vardı onun için. Tüm düşüncelerini bir kenara bırakmış sadece Sorcha'yı ve bu anı düşünüyordu. Hayatında gördüğü en muhteşem kadın kollarındaydı. Ve bu rüyayı bitirmek zalimce bir davranış olurdu. Biraz tadını çıkarmalıydı bu anın. Buz mavisi gözlerini Sorcha'ya doğru odaklayarak ondan gelecek cevabı beklerken suratında masum bir tebessüm vardı. Müziğe kulak veriyordu bir yandan da. Her notası Sorcha diye yankılanan bu müziği özenle seçmişti. Gözlerini Sorcha'dan ayırmayarak gelecek cevabı beklerken gözlerinin okyanusuna dalarak soyutlaştı. Onu kendine getirecek tek şey Sorcha'nın sesiydi.

_________________

görlüm yapar yea.


::..¨..::f42a:
 




Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://eskiao.roleplaylife.net
Sorcha Kuran

avatar

Gerçek İsim : Burcu.
Mesaj Sayısı : 95
Kayıt tarihi : 09/12/09
Yaş : 24
Lakap : Sorcha neyinize yetmiyor?!

MesajKonu: Geri: Neredesin Yalnızlık? ...   Cuma Tem. 02, 2010 4:45 am

Gözlerini bana odakladığında söylediğim sözlerin ne kadar doğru olduğunu bir kez daha anladım. Onu çok özlemiştim. Öyle ki her kelimesi beynimde özenle yankılanırken bedenim ona doğal bir hasretle çekiliyordu. Ona dokunmak, onu öpmek ve daha bir sürü etik olmayan şeyler yapmak istiyordum.
"Sensiz geçen her dakikada ölümün kollarındayım. Sensin beni hayata bağlayan."
Sözler. Öylesine hoş öylesine eşsizdi ki. Onun bana ait olduğunun minik ama dünyaya kafa tutacak kanıtlarıydı sanki. Zarifçe bana doğru ilerleyerek bana sarıldı. Kollarının bedenimi sarışı kelimenin tam anlamıyla mükemmeldi. Sonsuza dek onun olmak istiyordum. İşte o an onun için her şeyden ve herkesten vazgeçebileceğimi anladım. Bunun imkansız olduğunu biliyordum. Ama öyle hissediyordum. George'un kolları beni öylesine sarmıştı ki kendimden geçmem an meselesiydi. Bir müzik duyuldu. İliklerime kadar işleyebilecek kadar yumuşak bir müzik. Ardından sevgilim kollarını benden esirgedi. Hayal kırıklığına uğramıştım. Sonsuza dek kollarında durabilirdim. Ama sonra onun heyecanla yıkanmış sesi duyuldu. "Bu dansı bana lütfeder misiniz güzel bayan?" Şimdi heycanlanma sırası bendeydi. İlk gün o adını temiz bir başlangıca kazığım gün de onunla dans etmiştim. O gün beni öptüğü gibi tekrar öpmesini umarak 'Seni reddeceğim güne lanet olsun!' dedim.
Aslında öyle bir günü yazana lanet olsun da diyebilirdim.Zaten cehennemlik biriydim. Öldürdüğüm iinsanlar için kiliseye gidip günah çıkarma lutfunda bile bulunmamıştım. Niye yapıyım ki? Sonuç olarak eğer dedikleri gibi Tanrı varsa değiştiğimi anlardı. Gidip sıradan ama fazladan göbek yapmış insanların önünde sahte göz yaşları döküp kendimi rezil etmeyecektim. En azından bunu yapabilirdim. Kollarımı boynuna doladım. Müziğin yavaş ritmine uyan adımlarla dans etmeye başladım. O an öylesine mutlu olmam yanlış mıydı? Biri tarafından böyle tutkulu sevildiğimi bilmek... Böylesine saf bir sevgiyi hak edecek ne yapmıştım? Başımı yavaşça omzuna yasladım. Onu kokladım. Yanağına masum bir öpücük kondurdum. Sonra yüzünü okşadım. Dansa konsantre olmama gerek yoktu zaten doğal bir şekilde ona ayak uyduruyordum. Konsantre olmak istediğim tek şey kollarında olduğum adamdı. Derin bir nefes aldım ve 'Teşekkür ederim. Gerçekten iyi oldu.' dedim. Ardından aklıma gelen çılgınlığı düşünerek güldüm 'Sen beni çağırmadan önce okuldan kaçma planları yapıyordum. ' dedim. Ne söyleyeceğimi bilemiyordum. Konuşamıyordum. Onunla olmak dışında hiçbir şey düşünemiyordum, çünkü.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://roleplayergame.twilightlegend.net
 
Neredesin Yalnızlık? ...
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Manyaq Nickler

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Ateş Oku RPG ~~ Hogwarts :: Genel :: Hogwarts Geçmişi-
Buraya geçin: