Ateş Oku RPG ~~ Hogwarts
Merhaba

Foruma Hoşgeldiniz

Kayıt Olduktan Sonra Rütbe Seçmelisiniz. Ve Daha sonra Lejant Oluşturmalısınız;

Ateş Oku RPG ~~ Hogwarts


 
AnasayfaAramaÜye ListesiKayıt OlGiriş yapKapı

Paylaş | 
 

 I. Ortak Ders || Tılsım...

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
George Crownie
Hogwarts Müdürü
Hogwarts Müdürü
avatar

Gerçek İsim : umut.
Mesaj Sayısı : 1989
Kayıt tarihi : 11/07/09
Yaş : 25
Lakap : geo.

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
100/100  (100/100)
Patronus: Mantikor

MesajKonu: I. Ortak Ders || Tılsım...   Ptsi Ağus. 23, 2010 10:38 pm

Yağmurun hafifçe çiseldiği, ilkbaharın yerini yaza bıraktığı sıradan bir gün. Hogwarts sabah saatlerinde oldukça sessiz. Tıpkı sonsuzluk gibi. Sessiz ve uçsuz bucaksız bir şatoda heykelin arkasındaki oda karanlık bir görünümde iken ufak bir parıltı ile bu sessizliğin bozuluşu günün belki de ilk olayıydı. Işık gittikçe büyüdü, büyüdü... Yerini yirmili yaşlarda bir delikanlıya bırakana kadar gelişen ışık, görkemli bir şekilde pencereden süzülürken odanın içi yavaşça aydınlanmaya başlıyordu. Duvardaki portreler ışık ile aydınlanırken, resimler bir sevinçle gözlerini ovuşturarak bu delikanlının gelişini izliyorlardı. Oda gittikçe aydınlanıyordu. Işık pencereden süzülerek dışarıya çıktığında gülümsemesi ile mavi gözlerinin parıltısı birlikte uyum oluşturan delikanlı elini cebine götürerek asasını çıkardı. Az önceki görkemli giriş odanın içerisini güneşli bir günkü kadar aydınlatmıştı. Gözleri birşeyi arıyordu. Masanın üzerine doğru bakınırken köşedeki şamdanın altında küçük bir zarf gözüne ilişti. Yavaşça masaya yaklaşırken etrafa yaydığı parfümünün o müthiş kokusu odayı sarmalamıştı. Şamdana yaklaştığında elini uzatıp şamdanı kaldırdı. Ve altından zarfı alıp şamdanı yerine koydu. Zarfı yavaşça açarak içerisindeki küçük kartı çıkardı. Parşömene benzeyen kart üzerindeki altın işlemelerle parıldıyordu. Zarfı masaya bırakıp kartı okumaya koyuldu. Bu bir nottu. Jack'den geldiğini düşünüyordu ki, altta Jack P. Flame ismini görünce gülümsedi. George onun bu değişmiş tavrına inanmıyordu. Kimse bu kadar kolay değişemezdi. Daha geçen dönem aralarında büyük bir mücadele yaşanmıştı. Hatta basına bile yansımasına izin verdikleri bu mücadele o kadar kolay unutulabilecek birşey değildi. Dost tavırlar sergiliyordu fakat buna inanacak kadar saf olmadığını da biliyor olmalıydı. Notu masanın üzerine, zarfın yanına bıraktığı gibi arkasını dönerek ilerideki dolaba doğru yürümeye başladı. Asasını cebinden çıkardığında ucundan çıkan dalgalanma karta doğru ilerleyerek kartın yok olmasını sağlamıştı. Dolaba vardığında yavaşça kapağını açtı. İçerisindeki içkilerden birini çıkartarak kapağını açtı. Etrafa yayılan kokuyu içerisine çekerek kontrol etti. Birkaç saniye sonra diğer elini de dolaba uzatarak bir kadeh çıkarttı ve sol taraftaki bara doğru ilerledi. Kadehi üzerine bırakarak içkiden doldurdu. Daha sonra asasını şişeye çevirdi. Şişe geldiği yere, dolabın içine geri dönmüştü. Kadehi eline alarak sırtını bara yasladı. Ve kadehinden bir yudum alırken gözlerini kapadı. Tablolardaki resimler onu dikkatle izlerken ne yaptığına anlam veremiyorlardı. Kadehi tekrar yaklaştırarak içmeye devam etti. Aynı zamanda ilerideki masanın arkasından bir müzik çalmaya başlamıştı. Az önceki sessiz okul, şu an odadan çıkan müzik ile yankılanmaya başlamıştı. Kadehteki içkiyi bitirdikten sonra barın üzerine bırakarak tekrar masaya doğru ilerledi. Sol taraftan bir kart alıp masanın üzerine koydu. Özel tüy kalemini kalemliğinden çıkararak güzel yazısı ile karta birşeyler yazdı. Ve kartı masanın üzerinde bırakarak asasını pencere doğrultarak salladı. Gümüş renkli bir baykuş yavaşça gelip masanın üzerindeki kartı alır almaz pencereden dışarıya havalandı. Bir haber yolluyordu George. Tablolar ona garip şekilde bakarken planını anlayabilmiş değillerdi. Bir anda şatonun etrafında bir hafifleme hissedildi. Odanın üzerindeki mühür kalkmış, cisimlenme yeniden aktif olmuştu. Asasını müzik çalara doğru salladığında müziğin yavaşça duruşunu dinledi.



Saate doğru başını çevirdi. Öğrencilerin uyanma vakti gelmişti. Dönemin ilk dersi kendisine ait olduğu için pek mutlu olduğu söylenemezdi. Fakat öğrencilerle zaman geçirmeyi seviyordu. Listeye göz gezdirdi. Aaron ismini görünce duraksadı. Yüzüne bir gülümseme konduğunda eski günlerini hatırladı. Bu çocuğun davranışları aynı kendi gençliği gibiydi. Kızlardan başka hiçbirşeyi umursamayan bir gençlik. Oldukça heyecan dolu olsa gerekti. Düşüncelerini bir kenara bırakıp elindeki listeyi cebine koydu. Asasını da diğer cebine yavaşça yerleştirdikten sonra kapıya doğru ilerlemeye başladı. Taş heykel onu görünce kanatlarını kaldırarak selam gösterisinde bulunuyordu. Basamağa adımını attığı gibi heykel dönerek onu bahçeye indirmişti. Bahçe sessiz görünüyordu. Öğrenciler henüz kahvaltılarını bitirmemiş olmalıydı. Yavaş adımlar ile okul kapısına yöneldi. Kapıya doğru ilerlerken etrafa göz gezdiriyordu. Bu sabah oldukça güzel bir hava vardı. Kapıyı yavaşça araladıktan sonra merdivenlerden devam etti. Hareketli merdivenleri nasıl avantaja çevireceğini öğrenci yıllarında çözmüştü. Hareket edeceğini bildiği merdivenlerden birine ilerleyip ilk basamağına çıktı. Ve merdiven hızla II. Kat koridoruna doğru ilerlemeye başladı. Kahvaltısını bitiren öğrenciler yavaş yavaş merdivenleri doldurmaya başlamışlardı bile. George'a doğru bakıp birşeyler söylüyorlardı aralarında. Bu sırada merdiven II. Kat koridoruna yanaşmıştı bile. George koridora adımını atarak ilerlemeyi sürdürdü. Koridor boyunca ilerlemeyi devam ettirdi. Etraftaki tabloların ona selam verişlerine karşılık veriyordu. Hogwarts'da öğrenciler ile birlikte olmak müthiş bir duyguydu. Hatta en müthiş duyguydu. Koridorun sonuna ulaştığında Tılsım Dersliği'nin kapısını araladı. İçerisi bomboş ve tozluydu. Asasını kaldırıp odanın içerisinde birkaç kez halka şeklinde çevirdi ve ardından duraksadı. Oda kendini temizliyordu. Kitaplar raflara yerleşiyor. Kimin tuttuğu belli olmayan temizlik malzemeleri raflardaki tozları alıyor, yerler silinip süpürülüyordu. Masasına doğru ilerledi. Sandalyeye oturup bu temizliğin bitmesini izlerken bugün anlatacağı konuyu düşünüyordu. Dönemin ilk dersiydi. Ve bu ders ortak ders olacağından tüm sınıflar katılacaklardı. I. Sınıfların korku dolu ama aynı zamanda meraklı gözleri bu sıralardan George'a bakacaktı birkaç dakika sonra. Temizlik biter bitmez asası ile herşeyi durdurdu. Ardından asasını ilerideki dolaba doğru hedefleyerek içinden birşeyler mırıldandı. Dolabın içerisinden çıkan malzemeler arka taraftaki boşlukta sıralandı. Havada duran vazolar tek sıra halinde yerlerini almışlardı. Dolaptan çıkan kuş tüyleri masanın üzerine gelmişti. I. Sınıflar için ilk ders Wingardium Leviosa olacaktı. Bu büyüyü her büyücünün yapabilmesi gerekmekteydi. Bu nedenle ilk olarak büyüyü öğrenmeleri daha mantıklı olacaktı. Üst sınıflar için ise Reducto büyüsünü uygulayacaktı. Vazoları kırarken öğrencilerin oldukça zevk alacağını düşünüyordu. Ve son olarak dolaptan birkaç tebeşir çıkarak yerde halkalar çizmeye başladı. Bu da 6. Sınıflar için olacaktı. Evapsie büyüsü. Nesneleri büyü yardımı ile halkanın içerisine cisimlemeye çalışacaklardı. Oldukça eğlenceli bir ders olacağa benziyordu. Tüm hazırlıklar tamamlandığında asasını kapıya doğru çevirip kapıyı ardına kadar açtı. Öğrencilerin gelişini beklerken bir yandan da masanın üzerinde açık duran kitabın sayfasına göz gezdiriyordu. Büyücülük Tarihi isimli bir kitaptı. George'un ilgisini çekmiş olmalıydı ki, başını kaldırmıyordu. Ve birkaç öğrencinin sınıfa girmesi ile dersin başlaması gerektiği düşüncesi beyninde yer almıştı. Tahtaya geçip asasını tahtaya yöneltti.


| 1. Sınıflar İlk Tılsım Dersi (Wingardium Leviosa) Her öğrencinin profesör masasından bir kuş tüyü alması gerekmekte.
| 2-3-4-5. Sınıflar İlk Tılsım Dersi (Reducto)
| 6. Sınıflar İlk Tılsım Dersi (Evapsie) Zihninizi boşaltmayı unutmayın.


Tahtada bu yazılar belirdiğinde asasını cebine yerleştirerek masaya döndü. Son öğrenciler de içeriye girdiğinde kapı arkalarından kapandı. George masalarda oturan yüzleri tek tek süzdü. Aaron'da oradaydı. Yüzüne her zamanki gülümsemesini kondurduğunda konuşmaya başladı.

“İlk Tılsım dersinize hoşgeldiniz Hogwarts öğrencileri. Çoğunuz beni tanıyor, fakat yeni öğrenciler için kendimi daha ayrıntılı tanıtayım. Hogwarts Müdürü George Crownie. Ve aynı zamanda Tılsım Profesörlüğü yapmaktayım.” dedikten sonra derin bir nefes alarak yeniden konuşmaya devam etti. “Aslında direk olarak konuya geçmek istiyorum. Hangi büyüleri öğreneceğiniz tahtada sınıflara göre belirtildi. Şimdi 1. Sınıflar benim masama gelip birer tüy alacaklar. Üst sınıflar arkadaki vazolara doğru ilerlesinler. Her öğrenciye bir vazo düşmekte. Ve 6. Sınıflar için yanda gördüğünüz halkalar mevcut. Herkes yerine bakalım.” dedikten sonra öğrencilerin koşuşturmasını seyretti. 1. Sınıflar hemen masaya doğru hizalanmışlardı. Hepsi birer tüy aldıktan sonra masalarına döndüler. "Evet ilk olarak 1. Sınıflarımızla başlayalım. En sabırsızlarımız onlar gözüküyor ne de olsa. İlk dersimiz Wingardium Leviosa. Nesneleri havalandırma büyüsüdür. Her büyücünün yapabildiği bir büyüdür. Bir büyücünün en önemli özelliği havada durabilmek veya nesneleri havalandırabilmektir. Basit bir el hareketimiz var. Asasız gösteriyorum dikkatle izleyin.” dedikten sonra elini asa tutar gibi yaparak havaya kaldırdı. Öğrencilerin görebileceği bir hizada saat yönünde çevirerek “Çevir, ve hafifçe vur.” şeklinde gösterdi. “Ve büyülü sözlerimizi söylüyorum. Wingardium Leviosa. Doğru söylemeye dikkat edin.” dedikten sonra üst sınıfların yanına doğru ilerledi. “Evet arkadaşlar, şimdiki büyümüzün adı Reducto. Nesneleri kırmaya yarar. Eminim hepiniz vazo kırmaktan hoşlanırsınız.” dedikten sonra gülümseyerek öğrencilere baktı. Çoğu meraklı görünüyordu. “Her neyse şimdi büyümüzü yaparken o nesnenin kırıldığına inanarak konsantre olun. Ve asanızı zarif bir şekilde sallayarak büyülü sözü söyleyin. Reducto. Hepinize başarılar diliyorum.” diye sözüne devam etti. Ve sıra 6. Sınıflara gelmişti. Onların yanına gidip sözüne devam etti. “Ve son olarak siz 6. Sınıflar. Geçen sene gördüğünüz cisimlenme dersinden hiçbir farkı yok bu büyünün. Fakat bu sefer kendiniz için konsantre olmayacaksınız. O nesnenin orada olmadığına ve halkanın içerisinde olduğuna inandırın kendinizi. Eminim bunu yapabilirsiniz. Her zamanki gibi büyülü sözü belirteyim. Evapsie. İyi şanslar.” dedikten sonra masasına doğru ilerlemeye başladı. Öğrencileri bu şekilde çalışırken görmeyi seviyordu. I. Sınıflar önlerindeki tüylere asalarını sallıyor, üst sınıflar önlerindei vazoları kırmaya çalışıyor, VI. Sınıflar ise önlerindeki nesneleri halkanın içerisine sokmaya çalışıyorlardı. Arada birkaçı ayağı ile ittiriyordu nesneleri. George gülümseyerek çocukluğunu hatırladı. Hatıraları yeniden canlanırken I. Sınıflardan bir öğrencinin tüyü havalandırması ile gerçekliğe döndü. Tüy havalanmış tavana doğru ilerliyordu. George ayağa kalkıp “Arkadaşımızı tebrik ediyorum. Haydi şimdi sıra sizde. Siz de gösterin hünerinizi.” diye konuştu. Sözünü tamamlar tamamlamaz arkadan bir gürültü geldi. Aaron başarmıştı. Reducto ile kırmıştı vazoyu. George gülümseyerek onlara doğru baktı. Bu sırada halkalardan birinin dolu olduğunu farketti. Fred Jacob Crownie. Kapıya doğru başını çevirdiğinde kapının aralık olduğunu farketti. Büyüyü yapar yapmaz sıkılıp dışarıya çıkmış olmalıydı. Bu aralar zor günler geçiriyordu. Ders bittikten sonra onunla konuşmalıydı. Yeniden derse odaklanıp herkesin bitirmesini bekledi. Tüm sınıflar büyüleri tamamladığında ayağa kalkıp konuşmaya başladı. “İlk dersimiz muhteşemdi gerçekten arkadaşlar. Hepiniz muhteşemdiniz. Her güzel şeyin bir sonu olduğu gibi dersimizin de sonuna gelmiş bulunmaktayız. İlk ders için sizlere ödev vermiyorum. Daha ilk gününüz. Okulda yaşayacağınız çok şey var. Bu nedenle hepinize iyi eğlenceler diliyorum. Okulda olmanın tadını çıkarın.” dedikten sonra hızla kapıya yöneldi. Kapıdan çıkar çıkmaz gözden kayboldu.

_________________

görlüm yapar yea.


::..¨..::f42a:
 






En son George Crownie tarafından Cuma Ağus. 27, 2010 10:17 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://eskiao.roleplaylife.net
Adelina Ysebel

avatar

Gerçek İsim : Sevde.
Mesaj Sayısı : 22
Kayıt tarihi : 22/08/10

MesajKonu: Geri: I. Ortak Ders || Tılsım...   Ptsi Ağus. 23, 2010 11:38 pm

Adelina dakikliğinden nefret edercesine, henüz çalmamış saatin alarmını devredışı bırakırken homurdandı. Güneş daha yüzünü yeni göstermişti. Yatağından kalktığında Beatrice'in hala uyuduğunu gördü. Sessizce yanına gitti ve yüzüne baktı. Hafifçe ikizine doğru eğilip "Umarım bu dönem sakin olur, Beatrice." diye fısıldadı. Onun duymadığını biliyordu, zaten bunu ona duyurmak için söylememişti. Bu sadece bir dilekti, hiç gerçekleşmeyecek bir dilek. Beatrice'den uzaklaşıp kendi yatağına gitti ve asasının bir hareketiyle yatağını topladı. Kıyafetlerini değiştirmekte pek zorlanmamıştı. Yatağının tam karşısındaki aynada saçlarına baktı, her zaman ki gibi kusursuz görünüyorlardı. Düz olan saçları pek karışmazdı. Her zaman fönlü dururdu. Adelina, her zaman yaptığı hafif makyajını bitirince saçlarını bir eliyle geriye doğru attı. Aynadaki mavi gözlere bakıp beğendiğini belli edecek bir edayla gülümsedi. Yatağının ucunda duran cüppesini giydi ve asasını içindeki cebe koydu. Yatağının baş ucuna oturup pencereden dışarıa baktı. Bir eylül sabahlarını severdi. Sabahlarını... Yatağın kenarında duran saate baktığında daha zamanı olduğunu fark etti. Biraz daha sessiz Hogwarts'ı izleyerek zaman geçirebilirdi. Yarım saat sonra da Büyük Salon'a gider ve kahvaltısını yapardı. Öyle de yaptı.

Büyük Salon her zamanki kalabalıklığıyla Adelina'yı sıkıyordu. Ravenclaw'un masasına oturur oturmaz karşısında Beatrice'i gördü. Bu kadar hızlı mı? Kardeşine bakıp gülümsedi ve "Beatrice." diye selam verdi. Adelina karşılığında zarif bir gülümseme aldı ve ismini duydu. Gülümseyip olgunlukla yemeğini yerken ilk dersi için ders programına baktı. Tılsım. Karanlık Sanatlara Karşı Savunma'dan iyidir, diye geçirdi içinden Adelina. Dört yıldır yaptığı ve bu yılda yapacağı şeyi yapıp birkaç lokmadan sonra meyve suyunu yudumladı ve bitirdiği kahvaltısını sindirmek için bahçeye çıktı. Beatrice'in bunu bildiğini biliyordu, eğer isterse onun yanına geleceğini de. Hogwarts'ın büyük bahçesinde gezerken huzur buluyordu. Özellikle bahçenin yanındaki göl harikaydı. O gölün kenarında oturup sınırlı sayıdaki mutlu anılarını düşünmek Adelina'yı rahatlatırdı her zaman. Şuan da bunu yapabilirdi; ama baktığı saat onu hayal kırıklığına uğrattı. Derse on beş dakika kalmıştı. Beş dakika da ancak göle giderdi zaten. Bu fikri kafasından atıp bahçedeki bir banka oturdu ve on dakikasını burada geçirmeye karar verdi. Sessizce oturup bahçede ki saçma şakalaşmaları izlerken yanına birinin oturduğunu fark etti. Gözleri yanında oturan kişiye bakınca pek şaşırmadı. Yanındaki genç adamı süzdü ve gözlerini devirerek "Ne var?" diye sordu. Genç adam ona görünmek istercesine bankta biraz öne eğildi "Adelina, seni özlemişim. Uzun zaman oldu öyle değil mi?" dedi kıza bakmaya çalışarak. Adelina sakince adamın gözlerine baktı. Ayağa kalktı ve onunla birlikte yanındaki gençte ayağa fırladı. Adelina elini adamın yanağına koydu, yüzünü yaklaştırıp "Uzun zaman olmuşsa seni bir daha görmek istemiyorum demektir, Criss." dedi ve hızla Hogwarts'a doğru yürümeye başladı.

Dersliğe girdiğinde fazla kişi yoktu. Olanları hafiften süzüp profesörün masasına baktı. Bay Crownie bir kitaba takılmış olmalıydı çünkü gelip gidenlere selam vermek için bile etrafına bakmıyordu. Adelina bir köşeye geçip sınıfın dolmasını bekledi. Birkaç dakika sonra sınıf neredeyse tamamdı. Crownie'de bunu anlamış olacak ki kitabı bir kenara bırakıp tahtaya yönlendirdiği asasıyla dersin içeriği hakkında bilgileri çoktan yazmıştı. Adelina yazıyı görünce gülümsedi. Reducto. O sırada Profesör Crownie kendini tanıtan bir konuşma yaptı ve birinci sınıfların heyecanlarının daha fazla olduğunu söyleyerek ilk olarak onlarla ilgilendi. Adelina tüyleri her zaman severdi. Nerede, ne zaman işe yarayacağı belli olmuyordu. Birinci sınıflara yaptığı açıklamadan sonra bizim yanımıza geldi ve “Evet arkadaşlar, şimdiki büyümüzün adı Reducto. Nesneleri kırmaya yarar. Eminim hepiniz vazo kırmaktan hoşlanırsınız. Her neyse şimdi büyümüzü yaparken o nesnenin kırıldığına inanarak konsantre olun. Ve asanızı zarif bir şekilde sallayarak büyülü sözü söyleyin. Reducto. Hepinize başarılar diliyorum.” dedi. Zarif... Adelina onca açıklamanın içinden sadece bu kelimeyi almıştı çünkü onu ilgilendiren tek şey buydu, zarif olmak. Asasını vazoya uzattı, ilk önce biraz havalandırdı ve asayı zarifçe sallayarak "Reducto." dedi. Sesi normal çıkmıştı. Adelina'ya göre ise yüksekti, onun ses tonu daima kısıktı ve çıkardığı sesle pek bağırmış gibi görünmüyordu; ama büyü işe yaramıştı. Karşısında duran vazo tam ortasından ayrıldı ve yere düşmeden havada küçük parçalara ayrıldı. Etrafına baktığında ona bakan birkaç kişiye sahte bir gülücük attı ve Profesör Crownie'ye bakıp selam verdi.

“İlk dersimiz muhteşemdi gerçekten arkadaşlar. Hepiniz muhteşemdiniz. Her güzel şeyin bir sonu olduğu gibi dersimizin de sonuna gelmiş bulunmaktayız. İlk ders için sizlere ödev vermiyorum. Daha ilk gününüz. Okulda yaşayacağınız çok şey var. Bu nedenle hepinize iyi eğlenceler diliyorum. Okulda olmanın tadını çıkarın.” Adelina, beklemekten sıkılmıştı ki Bay Crownie'nin sözleri özgürlüğüne kavuşan bir esir gibi sevindirdi onu. Artık çıkabilirdi ve ödev yoktu. Adelina'nın ödevlerle sorunu yoktu; ama olmadığında üzülen inek Ravenclaw'lulardan değildi. İlk dersin bitmesinin rahatlığıyla derslikten çıkarken kırdığı vazoya baktı. Şimdiye kadar neden toparlamadığını düşünerek gülümsedi; ama ders bitmişti ve özgürdü. Profesörü Crownie'nin ondan daha iyi ve hızlı yapacağına emindi. Gözlerini kırık vazolarla dolu yerden ayırıp derslikten çıktı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Mirabella LaPiere
Seherbaz
Seherbaz
avatar

Gerçek İsim : Büşra.
Mesaj Sayısı : 182
Kayıt tarihi : 02/05/10
Yaş : 25
Lakap : Mirella, Bella.

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
94/100  (94/100)
Patronus: Hüma Kuşu

MesajKonu: Geri: I. Ortak Ders || Tılsım...   Salı Ağus. 24, 2010 5:48 pm

Sanki sonu gelmeyecekti... adımlarını hızlandırdı merakla etrafına bakınıyordu, her yer karanlığa bürünmüştü. Ortak salonu zindanlarda olduğundan aslında buna alışıktı fakat sanki daha tuhaftı. İçini kaplayan karanlık adeta dışarı taşıp etrafı kaplamıştı, tek fark daha güçlüydü. Koridorun ucunda soluk benizli birini duruyordu. Küçük bir çocuk edasıyla oraya doğru yürüme başladı. Kızıl bukleli saçları beline kadar düşmüş, şirin bir görünümü vardı sanki onu kendine doğru çekiyordu. Fakat küçük bir kızın burada ne işi olduğunu bir türlü kestirememişti, saçma ve matıksız geliyordu tıpkı içinde bulunduğu durum gibi..."Hadi Lilith, sana diyorum!" Tinx'in sesi üzerine birden gözlerini aralamıştı. Kestane renginde ki gözleri yine Lilith'i süzüyordu. Ne zaman önemli bir şey olsa Tinx'in uyarıcı sözüyle karşılaşıyordu yine öyle olmuştu. Ona bir o kadar da garip gelen içinden çıkmayacağını sandığı dünyasından kurtarmıştı. Gözlerini saatine doğru neredeyse dersin başlamasına az bir zaman kalmıştı. "Ders mi? Lanet olsun!" sitem ederek yatağından kalktı. Tinx, Lilith'in durumu anlamasından dolayı daha bir şey söylememişti. Ortak salonun karanlık olmasından dolayı içeriye güneş girmiyordu. Mumların ve meşalelerin aydınlattığı loş ortam ona ayrı bir huzur veriyordu. İçinde ki dünyasını anımsatıyordu ona, karanlık ama belki de birazda sevecen. Her ne kadar içinde ki sevgi erimeye mahkum olmuş bir mum olsa da yine de duygularının arasında yer alıyordu... Yatağının tam yanında ki komidinin üzerinde ki aynada kendine baktı, saçlarını gördükçe canı sıkılıyordu. Dümdüz olmasından pek mutlu değildi, rüyasında gördüğü küçük kızınkiler olması için her ne kadar çaba harcasa da bir türlü olmuyordu. Elinde ki yeşil tokayla saçlarını sıradan bir biçimde topladı ve iç çekti. "Gidiyor muyuz?" Tinx'in sözü üzerine komidinin üzerinde ki çantasını alarak ortak salondan ayrıldı.

Yol boyunca Tinx'in kahvaltı için ettiği kısa sohbet karnını
acıktırmıştı. Duvarda ki tabloların çıkardığı uğultular diğer yandan sinir bozucu bir sesle Hogwarts'ın kimi zamanlar bir labirenti andıran büyük koridorlarda yankı yapıyorlardı. Çeneleri hiç kapanmayacak olan bu tablolar kimi zamanlar Lilith'in sinirlerini bozmakta usta olmuşlardı. Bazen hiç susmayacaklarını düşüncesi beynin de yer etmişti, aklının ucunda bulunan bu düşünce onları kaldırıp atmak için bir muzurluğa yol açıyordu. Fakat çok istemesine rağmen bir türlü bunu başaramıyordu. Düşünceleri yine onu meşgul ediyordu, yol boyunca Tinx'in ona eşlik etmesi hiç değilse bazen onu oyalandırıyordu. Büyük salonda yaptığı muhteşem kahvaltı bir an tabloların gürültüsünü ondan uzaklaştırmıştı, salondan ayrıldığında içinde bir ferahlık hissetmişti. Sıkışık tablolar, herkesin bir arada bulunduğu bir zaman... Tüm bunlar onu boğuyordu, kimi zamanlar yalnız kalmaya ihtiyacı vardı şu anki gibi. Fakat kimsenin anlayacağını sanmıyordu. Öyle olsaydı belki de okul boşalabilirdi? Ders sonrası gününü göl kenarında ki ağacın altında geçirmeyi planlıyordu. Koca şatoda belki de en sessiz yer orasıydı, ortak salonu zindanlarda olduğundan her ne kadar kendi binasının dışında kimse gelmese de karanlık onu bunaltıyordu. Evet, kararlıydı... Ders sonrası mutlaka göl kenarına gitmeliydi, belki huzur onu orada bekliyordu. Ama ilk iş lanet olası dersi atlatmaktı, pek zor olmamalıydı.

İkinci kata geldiğinde kulağına gelen ses üzerine arkasına döndü, mavi gözleri ona seslenen kişiyi arıyordu. Çok tanıdık birinin sesiydi, kesinlikle... Koridorun içinde koşuşturan Tinx'i görünce birden şaşırmıştı. "Neredesin? Büyük Salonda seni arayıp durdum." bunun bir gün olacağını biliyordu, salonun o kadar kalabalık olmasından içeride ki bunaltıcı atmosferde canını sıkıyordu. "Sana okulu boşaltmalıyız demiştim." diyerek Tinx'in kolunu tuttuğu gibi dersliğin içine çekti. Merlin aşkına bundan daha berbat ne olabilirdi ki? Hiç sevmediği tek şey ortak derslerdi, birinci sınıfların meraklı bakışları ve kendi aralarında konuşmaları yetmiyormuş gibi kimi büyük sınıfların kibirli tavırları da sinirlerini bozmak için baş sebeplerdendi. Bu sırada bay Crownie kendini tanıtan konuşmalardan birini daha yaparak dersin açılışını başlattığını ilan etti. "Aman ne güzel" diyerek içinden geçirdi. Sıkıcı bir ders olacağı belliydi. Ortak dersler ona her zaman sıkıcı ve bunaltıcı gelmişti, birinci sınıfların ilk büyüleri ve heyecanları, onda çocuksu ve saçma duyguları barındırıyordu. Profesör Crownie bir artık birinci sınıflar için bir klasik halen gelmiş olan bir büyü ile başladı. Bu ders onu üç yıl öncesine götürmüştü. İlk derste öğrencilerin yapmaya çalıştığı Wingardium Leviosa'nın kimi öğrenciler tarafından leviyosa diye söylenip büyük bir başarısızlığa uğramaları yüzünde küçük bir tebessüme neden olmuştu. Bu derste de kendi zamanına benzer sahnelerin yaşanacağını umuyordu. Hiç değilse eğlence çıkabilirdi. Bu sırada tahtada ki yazılar ilgisini çekti. 2-3-4-5. Sınıflar İlk Tılsım Dersi (Reducto) 'mu? Ah Merlin'in sakalı, iğrençti. Birde ortak ders olması yetmiyormuş gibi ikinci sınıflarla aynı büyü görmek çok aşağılıktı. Dört yıldır burada olan biri için iki yıllık kişiyi aynı değerlendirmeye tabii tutmak ona mantıksız geliyordu. “Evet arkadaşlar, şimdiki büyümüzün adı Reducto. Nesneleri kırmaya yarar. Eminim hepiniz vazo kırmaktan hoşlanırsınız. Her neyse şimdi büyümüzü yaparken o nesnenin kırıldığına inanarak konsantre olun. Ve asanızı zarif bir şekilde sallayarak büyülü sözü söyleyin. Reducto. Hepinize başarılar diliyorum.” Profesör Crownie sözlerini tamamlaması üzerine vazonun başına geçti ve asasını çıkardı. Zarif bir bilek hareketiyle asasını çevirdi ve "Reducto" diyerek vazoyu hedef aldı. Vazonun ortadan ikiye ayrılmasıyla, büyük bir gürültü de peşinden geldi. Dudaklarını kenarına keskin bir gülümseme kondu ve Tinx'e döndü. Onun vazosu da kendikinden farksızdı. İkinci sınıfların uğraşları devam ediyordu. Tahmin ettiği gibi bazısı büyülü sözleri hatalı söylüyordu. Komik bir söyleyişle başlayan büyülerin bazısı büyük bir başarısızlıkla son buluyordu. Yüzlerinde ki umutsuzluk Lilith'in hoşuna gidiyordu, ikinci sınıfların başarısızlığı onun şu ders için tek eğlencesi olmuştu. Aynı dersliği paylaşmanın vermiş olduğu tiksinti başarısızlıkla birleşince büyük bir eğlence ve keyif de pişinden sürüklemesi bir oluyordu.

“İlk dersimiz muhteşemdi gerçekten arkadaşlar. Hepiniz muhteşemdiniz. Her güzel şeyin bir sonu olduğu gibi dersimizin de sonuna gelmiş bulunmaktayız. İlk ders için sizlere ödev vermiyorum. Daha ilk gününüz. Okulda yaşayacağınız çok şey var. Bu nedenle hepinize iyi eğlenceler diliyorum. Okulda olmanın tadını çıkarın.” Ödev vermeyecek miydi. Merlin aşkına bu bugün aldığı en muhteşem haberdi. Göl kenarında ki randevusuna geç kalmayı istemiyordu. Sakinlik ve huzur bugün için dilediği tek şeydi. Gözleri ikinci sınıflardaydı, bazısı denemeye devam ederken kimisi ise başarını vermiş olduğu mutlulukla sevinç duygusunu yaşıyordu, mide bulandırıcıydı... Ama dersin sonun gelip çatmasıyla bu tiksinç zamanda onun için son bulmuştu. Yine de her şeye rağmen vazoları kırarak eğlenmişti, hiç değilse günün ona vermiş olduğu stresten bir nebze olsun kurtulmuştu.


En son Feronia Lilith Querin tarafından Çarş. Eyl. 01, 2010 4:57 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Crystal Holly Walker
Ravenclaw V. Sınıf | Admin
Ravenclaw V. Sınıf | Admin
avatar

Gerçek İsim : Ebru
Mesaj Sayısı : 188
Kayıt tarihi : 17/01/10
Yaş : 23

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
100/100  (100/100)
Patronus: Kraken

MesajKonu: Geri: I. Ortak Ders || Tılsım...   Salı Ağus. 24, 2010 11:39 pm

“Blacken…” diye bağırarak sıçradı yataktan. Ne berbat bir rüya görmüştü. Aaron Blacken’ı Avada lanetiyle öldürüyordu. Asla böyle bir şey yapmayacağını biliyordu. Rüyasını düşününce sırıttı. Gördüğü rüyanın şokunu çabuk atlatmıştı. Etrafına bakındı. Burası yatakhanesi değildi. Ve yatağından daha rahat bir yataktaydı şuan. Yatakta yalnız değil. Aaron! Yine ne yapmıştı da onu buraya getirmişti bu çocuk. Yalnız yakalanılmıyordu bu çocuğa. Uyurken bu kadar tatlı görünmeseydi şuan Aaron’a bağıyor olabilirdi. Yataktan kalkıp kıyafetlerini üzerine geçirdi. Derse geç kalacaktı. Ve kitapları yanında değildi doğal olarak. İhtiyaç odasından çıktı. Kapıdan çıkarken arkasına dönüp “Bunu daha sonra konuşacağız Aaron!” diye söylendi. Kendi hormonsal dürtülerinden dolayı onu bu şekilde kullanamazdı. Haberi olmadan! Duvara dönüşen kapının önünde derse kitapları olmadan gitmemek için “Accio kitap.” Dedi. Yatakhaneye gidip bin bir soruya maruz kalmadan kitaplarını alabilmişti. Büyücü olmanın yararlı diye geçirdi içinden.

Merdivenlerde koşuşturanlar yoktu, birkaç kişiyi görmüştü sadece. Dersin başlamasına daha vardı demek ki. Blacken’a yakalanmak istemiyordu. Çünkü neredeydin diye sorarsa ne diyeceğini bilmiyordu. Ona yalan söyleyemiyordu. Söylese bile açığa çıkıyordu. Bahçeye indi. Orada bir şeyler düşünebilirdi. Bahçeye adımını atar atmaz. Onun binasından biri çıkmıştı karşısına. Şuan çocuğun adını hatırlayamıyordu. “Selam Crystal, sabah neredeydin? Yatağında değildin. Blacken merak etmiş seni.” Dedi. Bingo! “Senin bilmen gereken bir şey yok. Kaybol!” diye terslemişti çocuğu. Blacken da yöneltirse ona bu soruyu ne diyecekti? Şüphelenmeyeceği bir şey bulmalıydı. Bahçedeki banklardan birisine oturdu. Düşünmeye başladı. Yasak orman? Çok saçma. Gecenin bir yarısı oraya gittim sonra geri dönemedim derse yalan olduğu belli olurdu. Kütüphane? Ah evet olabilirdi. Sihirli Yaratıkların Bakımı dersi kitabında bir şey dikkatimi çekmişti. Onunla ilgili araştırma yapıyordum derim diye düşündü. Basit ve yutturabileceği bir yalan. Onu kaybetmek istemiyordu. Hele ki böyle bir sebepten dolayı. Bahçedeki öğrencilerin içeri girdiğini gördü tam bu sırada. Oda onların arasına katılıp ilk dersi olan Tılsım için dersliğe gitti.

Dersliğe girdiğinde Profesör Crownie yine yerinde oturmuş sınıfın tamamlanmasını bekliyordu. Crystal kitabının arasına derginin sayfasını yırtıp koymuştu. Yırttığı sayfayı çıkarıp karşılaştırdı. Kesinlikle hiçbir fark yoktu. Ama yine de emin olamıyordu. George’un dikkatini çekmeden bir yer bulup oturdu. Hala karşılaştırma yapıyordu. Crystal keçileri kaçırmış olmalıydı. Zamanını neyle geçiriyordu. O hala daha bununla uğraşırken sınıf tamamlanmış, dolup taşmıştı. Ders ortaktı! Okulda kim varsa buradaydı. Bu yüzden nefret ediyordu ortak derslerden. Profesör Crownie asasını küçük bir bilek hareketiyle hareket ettirdi. Ve tahtada bir yazı belirdi. Hangi sınıfın hangi büyüyü yapacağı yazıyordu. Reducto mu? Her sene bir kademe ilerliyorlardı galiba. Geçen sene Reparo, şimdi reducto. Önce kırıp sonra tamir etselerdi daha mantıklı olmaz mıydı? Crystal biran önce cisimlenmeyi öğrenmek istiyordu. Süpürgeyle bir yerlere gitmekten bıkmıştı artık. İlk önce I. Sınıfların yanına gidip onlara ne yapmaları gerektiğini söyledi. “’Wingardium Leviosa’ en kolay büyülerden biri yapmakta ne var.” diye mırıldandı. Sonra Reducto büyüsünü yapacak olan grubun yanına geldi ve ne yapmaları gerektiğini anlattı. Vazoları kırmayı severiz? “Ah evet evdeki bin yıllık aile yadigârı vazolardan birini kırdığın anda yiyeceğin azarın haddi hesabı olmuyor. “diye söylendi. Bu profesörü seviyordu ama bazen bu laflarından dolayı onu eleştirmekten kendini alıkoyamıyordu. Crystal vazodan gözlerini ayırmıyordu. Konsantrasyonunu topladı ve “Reducto!” diye bağırdı. Başarılı olamamıştı! Crystal’ın egosu bunu kaldıramazdı. Tekrar denedi. Yine başaramamıştı. O sırada Aaron’un vazoyu kırdığını gördü. Bu duruma ağzı açık kalan Crystal daha da hırs yaptı. Yeniden konsantre oldu “Reducto!” diye bağırdı ve başarmıştı bu sefer. Asasını cüppesinin cebine koydu ukala bir edayla. Herkes sorumlu olduğu büyüyü yapmayı başardığında Profesör Crownie son sözlerini söyledi ve dersi bitirdi. Aaron’a olan sinirini biraz abarttığını düşündü. Daha sonra onunla konuşması gerekiyordu. Blacken konusunu da fazla takıyordu kafasına. Ondan kaçarak eline bir şey geçmeyeceğini biliyordu. Derslikten olumsuz düşüncelerini orada bırakarak çıkmıştı.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Leone M. Lutterz

avatar

Gerçek İsim : Su.
Mesaj Sayısı : 494
Kayıt tarihi : 18/08/10
Lakap : Samimiyete göre değişir.

MesajKonu: Geri: I. Ortak Ders || Tılsım...   Çarş. Ağus. 25, 2010 6:05 am

Tak... Tak... Tak...
''Ah... Lanet olsun. Burada uyumaya çalışıyorum. Vio o lanet çeneni kapa!''
Anlaşılan Krystal pek iyi bir gece geçirmemişti. Beyninin içine işleyen seslerin zorlamasıyla gözlerini araladı ve sesin geldiği yöne doğru baktı. Bir baykuş cama vuruyordu. Lanetler eşliğinde yatağından kalktı ve baykuşu öldürme planlarına hakim olmaya çalışarak pencereyi açtı. Baykuşun ayağındaki mektubu aldı ve pencereyi kapadı. Üzerinde hiçbir şey yazmıyordu. Violet'e geldiğini düşünerek bir kenara koydu.

Duş alıp hazırlanması fazla uzun sürmemişti. Çıkmadan önce aynaya baktı gördüğü görüntüye hayran kalarak aynadaki yansımasına göz kırptı. Cübbesini özel yaptırmıştı. Üzerinde çuval gibi durmuyordu. İnce belini ortaya çıkaracak ölçüde dardı. Ama okul kurallarını ihlal edecek kadar da oynamamıştı cübbesiyle.

Kahvaltı yapıp sınıfa gittiğinde biraz geç kalmış olduğunu fark etmişti. Henüz ders başlamamıştı fakat neredeyse herkes sınıftaydı. Kalabalığa şöyle bir baktıktan sonra gözü tahtadaki yazıya takılmıştı. Bu kalabalığa şaşmamak gerekirdi. Nerdeyse tüm okul aynı sınıfta ders görüyordu. Krystal bunun nasıl bir saçmalık olduğunu düşünürken profesör konuşmaya başlamıştı bile. Klasik olarak yeni gelenlerle tanışma faslındaydılar. Heyecanlı küçük veletlerin şaşkın bakışlarından sıkılıp başını başka bir yöne çevirmiş ve Aaron'la göz göze gelmişti. Aaron kendisine göz kırparken, Aaron'ın biraz daha arkasındaki gözleri farketmişti Krystal. Aaron'a gülümsedikten sonra o gözlerin sahibinede gülümsemişti. Blacken'a. Bu nasıl bir ironiydi?
Profesörün sesiyle düşüncelerinden sıyrılmış ve derse dönmüştü tekrar. “Aslında direk olarak konuya geçmek istiyorum. Hangi büyüleri öğreneceğiniz tahtada sınıflara göre belirtildi. Şimdi 1. Sınıflar benim masama gelip birer tüy alacaklar. Üst sınıflar arkadaki vazolara doğru ilerlesinler. Her öğrenciye bir vazo düşmekte. Ve 6. Sınıflar için yanda gördüğünüz halkalar mevcut. Herkes yerine bakalım.”

2. ve 3. sınıflarla aynı dersi göreceklerdi. Tamamen kabul edilemezdi. Derin bir nefes alıp kendi vazosunun karşısına geçti. Profesör anlatmaya devam ediyordu. Yeni asası Karanlığın Sesi 'ni harekete geçirmeden önce etrafına bakındı ve birkaç kırılan vazoyu gördü. Ve bazı beceriksizlerin nasıl kıramadığını. Küçümseyen bakışlarla kendi vazosuna odaklandı. Zihninde, içinde bir bomba varmış gibi tam ortadan patlayan bir vazoyu hayal etti. Bileğinin zarif bir şekilde hareket etmesiyle kırmızı dudaklarını aralayıp ''Reducto!'' diye haykırdı. Tamda zihninde canlandırdığı gibi patlayan vazoya tatminkar bir şekilde bakıp etrafını incelemeye başladı. Krystal 1. sınıfların çabalarına gülerken profesör dersin bittiğini söylemişti. Yanına gelen Violet'le birlikte sınıftan dışarı atmışlardı kendilerini...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Aaron C. Bishop
Slytherin V. Sınıf
Slytherin V. Sınıf
avatar

Gerçek İsim : HuB#3
Mesaj Sayısı : 52
Kayıt tarihi : 20/08/10
Yaş : 25

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
100/100  (100/100)
Patronus: Anka Kuşu

MesajKonu: Geri: I. Ortak Ders || Tılsım...   Cuma Ağus. 27, 2010 9:25 am

"Bir rahat dur be kızım."

Bu sözleri söylerken bir yandan da gözlerini ovuşturuyordu. İhtiyaç odasındaki yataktaydı. Birden geceyi hatırladı. Crystal ile sezonu açmak. Hogwarts'ı değil, cadıları sevdiğini anladı. Zafer sarhoşluğu ile bakınırken, tek düşündüğü gece yaptıklarıydı. Hogwarts, burası resmen bir cennetti. Güzel kızlar, boş koridorlar ve ihtiyaç odası. Bir kızı atmak için en muhteşem yer olmalıydı. Tabiki bilene. Doğrulup kolundaki saate baktı. İlk ders, bu nedenle Crystal gitmiş olmalıydı. “Tipik Ravenclaw ineği.” diye söylendi. Her ne kadar Crystal'in bu şekilde bir kız olmadığını bilse de, bu terimi seviyordu. Ravenclaw'lu inekler daha seksi oluyordu. Akıllarında bilgiden başka birşey bulunmayan müthiş şeyler. Tüm bunları düşünürken yataktan doğrulmuştu. İyi bir harekete ihtiyacı vardı. Güne başlamak için yeterli enerjiyi toplamalıydı. Bu yüzden yanıbaşındaki asasını eline aldı ve havada bir iki kez salladı. Ardından yavaşça odanın içerisinde ritim ve müzik girmeye başladı. R&B tarzında oldukça güzel bir mixti. Ritme kulak verip o muhteşem sesi ile eşlik etmeye başladığında artık çok geçti. Dans ve şarkıcılığın birleşimiydi aslında Aaron. Onu bu kadar popüler yapan bir başka şey de buydu. İlişkilerinde hep müthiş parçalar söylerdi. Ve toparlanmak için bu parçaya eşlik etmeye karar verdi.

...

“Zafer, gece kazandığım en müthiş duygu.
Bu sefer, seni de aldım yanıma çift darbeyi vurdu.
Yine de, istedim son bir kez seninle olmayı,
Zafer ki zafer benim son umudumdu.”



Nakaratı ile kendine gelmiş olmalıydı ki, dans ederken aynı zamanda üzerini giyinmiş ve eşyalarını toplamıştı. Kapıya doğru yöneldi. İlerlerken odada birşey unutup unutmadığını kontrol ediyordu. Tam bu sırada yatağın olduğu taraftan gelen bir ses ile irkildi. Hemen anlık refleks ile arkasını döndü. Gözlerini yatağın üzerinde gezdirdiğinde çalan şarkıyı farketti. Cep telefonuydu. Onu kesinlikle kapattığını hatırlıyordu. “Crystal” diye fısıldadı. O yapmış olabilirdi. Cep telefonunu açtığında kapamayı da ihmal etmeyeceğini umuyordu. Bu iğrenç müziğe daha ne kadar katlanabilirdi bilmiyordu. Muggle sevgilisinin dinlediği aptal bir kadındı. Ah her ne kadar seksi olsa da kafasındaki o telefon modeli saç ile tam bir palyaçoya benziyordu. Seksi palyaçoydu resmen. Fakat yüzünde de meğmenet yoktu. Açıkçası pek birşeye benzemiyordu şu Lady Gaga dedikleri şey. “Hah. Bir resmi eksikti bu mendeburun. Resmen bir ucube. Erkek mi kadın mı belli değil. Giderini ölçmek gerek.” demişti. Ve bunu yüksek sesle söylemişti. Telefonu kapattıktan sonra cebine koyup tekrar kapıya yöneldi. Kapı açıldığında adımını atarak dışarıya çıktı. Kapı kapandığında aklına 10 saniye öncesinden bir görüntü geldi. Beyni bir bilgisayar gibi işliyordu. Ve unuttuğu şeyleri bazen ona gösteriyordu. İşte bu yüzden kendini seviyordu Aaron. Arkasını dönüp kapıya doğru baktı. “Dostum konuşturma şimdi beni. Her zaman ihtiyacımı biliyorsun. En iyisi aynı nedenden dolayı aç şu kapıyı.” demişti. Kapı ardına kadar açılırken sırıtarak etrafı gözetliyordu. Kapı tamamen açıldığında içeriye doğru adım attı. Yatağın kenarındaki kitabı aldıktan sonra odadan çıkarak koridora yöneldi. Koridorlar boştu. Öğrenciler kahvaltı yapıyor olmalılardı. Gitmesi gerekti ama aslında Aaron pek aç değildi. Gece Crystal'in üzerinden yediği üzüm ve kirazlar onu doyurmaya yetmişti. Sabaha karşı yaptıkları o müthiş hareketler onu doyurmaya yetse de, Aaron bununla yetinecek biri değildi. Crystal'i yeniden ayartmalıydı. Fakat bunu yapana dek başka meyvelerinde tadına bakmaktan zarar gelmezdi. Özellikle Vic, Kry ve diğerlerinin. O seksi üçlüyü baştan çıkarmak pek zor olmasa gerekti. Tüm bunları düşünürken koridoru bitirip merdivene gelmişti bile. Merdivenlerden etrafı seyrederken alttaki hareketli merdivende George Crownie'yi farketti. Muggle dünyasındaki yürüyen merdivene binen mugglelara ne kadar benziyordu şu an. Hogwarts'ın müdürü olmuş olsa tüm sınıflara cisimlenerek giderdi herhalde. Ne diye bu aptal merdivenler ile uğraşacaktı ki? Fazla düşündüğünü farketti. Tüm bu düşüncelerden sıyrılmaya çalışarak merdivenlerden birine geçti. Tılsım dersliğinin olduğu koridora kadar inecekti. Merdivenler oldukça kuru ve kaygandı. Kimbilir kaç bin yıllıktılar? Hogwarts Tarihi'ni okuyan aptallardan birine sorabilirdi bunu. Ne de olsa işleri güçleri o aptal kitaplara bir kelime kaçırmaksızın ezberleyene kadar kafalarını gömerek okumaktı. Bazen onları kıskanıyordu aslında. O kadar hevesli okuyorlardı ki o aptal kitapları, o da aynı zevki alıp alamayacağını düşünüyordu. Bu kadar düşünmenin fazla olduğunu hala düşünürken koridora gelmişti. Gözlerini koridora dikip sonuna kadar yürümeye başladı. Yolda yürürken tabloların uyanık olduğunu farketti. George Crownie geçerken uyanmış olmalılardı. Ve ondan sonra gelen birkaç öğrenci sayesinde. Tılsım dersliğine geldiğinde içeriye girdi. Sıralar azdı. Ortak ders olmasına rağmen gerçekten bayağı az sıra vardı. İçeriye geçip camın önüne doğru ilerledi. George Crownie her zamanki o acayip surat ifadesi ile karşısında duruyordu. Aslında onda oyuncu tipi vardı. Neden Hogwarts Müdürü olmuştu ki? Belki o aptallardan biri bunu biliyordu. Belki de onun geçmişini falan okumuşlardı. Onlara en azından bunu kesinlikle sormalıydı. Ders başlayana kadar camdan dışarıyı gözetledi. Hogwarts şatosu tüm ihtişamıyla büyülüyordu her zamanki gibi. Gözlerini değişen gökyüzüne kaptırmışken George Crownie'nin sözleri ile kendine geldi. Tipik tanışma faslı başlıyordu. Buna katlanamazdı. Gerçekten ortak derslerin en kötü yanlarından biriydi. Aslında tek kötü yanı her daim alt sınıflar ile birlikte çalışmak zorunda olmalarıydı. II. Sınıflar ile aynı büyüyü öğrenmekten nefret ediyordu. Neyse ki, o ezikler bu büyüleri yapamayacak kadar cahillerdi. Tahtada beliren şekilleri okumaya çalışmayacaktı. Aman tanrım bu adamın el yazısı ne kadar da berbattı. Asa ile yazmasına rağmen iğrenç bir yazıya sahipti. Hiç okunmuyordu. Öndeki ineklerden birinin defterine not aldığını farketti. Yanına giderek ensesini sıktı. “Ne yazdığını oku bakalım tahtada, seni moron.” diyerek çocuğa sert bir bakış attı. Çocuk büyüyü söylediğinde gözlerindeki ifade değişmişti. Sonunda bilmediği bir büyüyü yapacaktı. Reducto. İşte bu güzeldi. II. Sınıfların hiçbir şansı olduğunu düşünmüyordu şu an. Gözlerini arkasındaki vazoya odaklayarak vazoya doğru döndü. Çalışmalar başlıyordu. Vazo ile göz göze gelmişlerdi. Onu kırmaktan gerçekten hoşlanacaktı. Evet bu iyi olabilirdi. Crownie yanına gelene kadar bekledi. Yanındaki embesiller gerçekten aptal aptal bakıyorlardı vazoya. Kızlar hariç. Onlar muhteşem seksiliklerini yeniden göstererek okul cübbesi içerisinde bir cadının ne kadar seksi olabileceği hakkında bir yarış yapar gibilerdi. Tek düşündüklerinin bu olduğunu biliyordu. Hepsi ile bunu gerçekleştirmek için bu dönem bayağı çalışması gerekmekteydi. Crownie gereken açıklamayı yapıp 6. Sınıflara doğru ilerlerken Aaron onu dinlemeyi sürdürdü. Evapsie. İşte bu kadar güleceği başka birşey daha olamazdı. O büyüyü zaten biliyordu. 6. Sınıfta bunu direk yapabileceği için bu dersten kalması imkansızdı. Crownie yerine geçtiğinde etrafını süzmeye başladı Aaron. Crystal her zamanki gibi karşısında o müthiş güzelliği ile parlıyordu. Gece onunla yaşadıkları sadece bir başlangıçtı. Hepsini hatırladığını umuyordu. Yoksa o muhteşem gecenin boşa gitmesi tam bir hayal kırıklığı olurdu. Bunu onunla konuşmalıydı. Bu sırada Crystal'in arkasındaki birşeye baktığını sezdi. Kafasını geriye çevirdiğinde rastladığı surat pek de yabancı değildi. Blacken. Bu çocuk gerçekten komikti. Onunla çıkabildiğine inanmıyordu Crystal'in. Fakat şimdilik bunları düşünmeyecekti. Bu büyüyü ilk yapan kişi olmaya odaklandı. Kafasından tüm o düşünceleri atarak sadece vazoyu düşündü. Çocukken o muggle evde yaptığı yaramazlıkları aklına getirdi. Sapan ile o vazoları kırışını aklına her getirişinde bu iş için biçilmiş kaftan olduğunu farketti. Asasını doğrultarak vazoyu hedefledi. Çocukluğunda kırdığı bir vazoyu düşünerek “Reducto” diye fısıldadı. Ve bir şangırtı ile gitti tüm sessizlik. Önündeki vazo kırılmış, parçaları yere dağılırken etrafındakiler ona bakarak uflayıp puflayarak asalarını vazolarına dikmiş bir şekildeydiler. Aaron gülümseyerek Crownie'ye baktı. Crownie ona göz kırpmıştı. “Vay anasını adam tam bir gay. Bana göz kırpıyor resmen embesil. Ben kızlardan hoşlanıyorum desem iyi olacak galiba.” şeklinde birşeyler fısıldayarak bu aptal davranıştan iğrendiğini belirtti. Tüm öğrenciler bitirmeye hazırlanıyorlardı. Resmen erken boşalmaydı bu. Herkes bitiriyordu. Dersin daha uzun süreceğini düşünüyordu. Neyse ki, bugün onu üzecek birşeyin olması mümkün değildi. Ders konusunda ise geciktirici kullanarak ders sonrası seansı yapabilirdi belki. Süpürge dolabında bir ön ayak olma durumu hiç de fena olmazdı. Önemli olan müşteriyi seçmekti. Etrafı güzellerle dolu olduğundan seçimde zorlanıyordu. Tüm güzellikler çevresini sarmış durumdayken Crownie'nin sözleri ile tekrar siniri tepesine bindi. Adını duyurmayı severdi. Fakat bu adamda tam bir gay özellikleri vardı. Dersin bitmesini belirtmesi ile güzelleri takip ederek süpürge dolabına doğru bir yürüyüşe çıktı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Florence Olivia Querin

avatar

Gerçek İsim : #Melissa#
Mesaj Sayısı : 61
Kayıt tarihi : 18/07/10
Yaş : 24
Lakap : #Kafana göre takıl#

MesajKonu: Geri: I. Ortak Ders || Tılsım...   Cuma Ağus. 27, 2010 9:11 pm

Ilık bir tebessüm ile gözlerini açmıştı yeni bir güne...Yatağında yavaşça esnedikten ve kollarını gerdikten sonra ayaklanmış , cama hafifçe dokunan yağmur damlalarını izlemeye başlamıştı.Sanki her bir damla süzülürken onunda içinde bir anısı süzülerek kayboluyordu.Bu ona huzur veriyordu.Bu aralar tek istediği şeydi huzur...Yoğun düşüncelerini öğrencilerin koşuşturmaları kaplamıştı.Yeni dönemin ilk günüydü.Üzerindekileri değiştirip cüppesini taktıktan sonra kahvaltı yapmak için büyük salonun yolunu tutmuştu.Karnını doyurmuş , bir kaç arkadaşı ile gevezelik yapmıştı.Çok mutlu olmasada eğlenmişti.

Büyük Salonun dev kapılarından çıkmış ilk ders için Tılsım Dersliğinin yolunu tutmuştu.Hareketlenen merdivenler ve tablodaki resimler onu neşelendirmeye yetmişti.Sınıfa girdiğinde pek geç kalmış sayılmazdı.Arkadaşlarını bulup yanlarına gitmişti.Çok geçmeden bir kaç öğrencininde sınıfa girmesi ile beraber kapı kapanmış profesör kendini tanıtaraak konuşmasına başlamıştı.Ortak ders hakkında bilgi verdikten sonra teker teker sınıfların yanlarına gitmek için masasından ayrılmıştı.IV. sınıfların yapması gerekn büyü onu sevindirmişti.Etrafındaki nesleri kırıp dökmek hoşuna giderdi.Kendi vazosunun önüne sabırsızlıkla geçmiş söylenilen büyüyü yapmaya başlamıştı. "Reducto" asası ile sihirli sözlerin ahenk ile dansı çok ilgi çekiciydi. Birkaç kez denemişti fakat her deneyişinde bir hüsran ile karşılaşıyordu. Etrafına bakındı. Diğer öğrencilerin neler yaptığını görmek istedi. Önündeki vazoyu ilk kıran öğrenci beşinci sınıflardan biriydi. Daha sonra kendi vazosuna konsantre olmaya başladı. Profesörün dedikleri aklına gelmişti. Önündeki vazonun kırıldığına inanmalıydı ilk olarak.Tekrar , tekrar ve tekrar denemeye başladı. En sonunda başarmıştı. Havada duran vazo artık parçaları ile yerde duruyordu. Zevk verici bu durumun ardından gülümsemeye başlamıştı . Başarmıştı...

“İlk dersimiz muhteşemdi gerçekten arkadaşlar. Hepiniz muhteşemdiniz. Her güzel şeyin bir sonu olduğu gibi dersimizin de sonuna gelmiş bulunmaktayız. İlk ders için sizlere ödev vermiyorum. Daha ilk gününüz. Okulda yaşayacağınız çok şey var. Bu nedenle hepinize iyi eğlenceler diliyorum. Okulda olmanın tadını çıkarın.” zevkli dersin sonunun inandırıcı sözleriydi bunlar. İçinde hala bişeyleri kırma isteği olsada bunu yapamayacağını düşünerek küçük bir hayal kırıklığı yaşamıştı. Sevindirici yanı ise ödev olmamasıydı...Sevincini ve az önce yaşadığı zevki yanına alarak derslikten çıkmıştı...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content




MesajKonu: Geri: I. Ortak Ders || Tılsım...   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
I. Ortak Ders || Tılsım...
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Gryffindor Ortak Salonu
» `Mitoloji Dersi; Ders Alımları´
» sol beyin mi sağ beyin mi
» I.Snıflar---I. Ders:Astronomiye Giriş ve Tanışma

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Ateş Oku RPG ~~ Hogwarts :: Genel :: Hogwarts Geçmişi-
Buraya geçin: