Ateş Oku RPG ~~ Hogwarts
Merhaba

Foruma Hoşgeldiniz

Kayıt Olduktan Sonra Rütbe Seçmelisiniz. Ve Daha sonra Lejant Oluşturmalısınız;

Ateş Oku RPG ~~ Hogwarts


 
AnasayfaAramaÜye ListesiKayıt OlGiriş yapKapı

Paylaş | 
 

 I. Ortak Ders

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Catherine Aida Swain
Slytherin V. Sınıf
Slytherin V. Sınıf
avatar

Gerçek İsim : bilen bilir
Mesaj Sayısı : 574
Kayıt tarihi : 22/02/10
Lakap : Cath.,Cat.,Cathy,Ida -yeter mi???-

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
91/100  (91/100)
Patronus: Yılan

MesajKonu: I. Ortak Ders   Çarş. Ağus. 25, 2010 10:12 pm

Muhteşem bir sabah, bulutların ardından süzen ışık huzmeleri ve kuşların senfonik sesleri… Hafif soluk sesleri dışında hiçbir şey duyulmayan odada birden yükselen çalar saatin tanıdık sesleri. Her sabah yükselenkinden farklı bu sefer... Farklı bir gün olacağı belli zaten. Yatağından isteksizce kalkan Aida’nın ayak sesleri bu sefer odadaki en etkili ses… Suyun şırıltıları ardından yine ayak sesleri, en sonunda da kapanan bir kapı sesi… Koridorda sanki hala öğrenciymişçesine, sanki okulun ilk günüymüşçesine bıkkın bir şekilde ilerleyen Aida için bir o kadar da büyük bir gün. Öğrenmek için hayatını adadığı Karanlık Sanatlar’ı bir kez daha öğrenmeye susamış Slytherin ve Ravenclaw öğrencileriyle paylaşacak. Zaten şu azıcık isteğin sebebi de bu… Çok daha farklı üç ay öncesinden, o kadar çabuk karar değiştiriyor ki tarafı konusunda. Ama kişiliğinin parçası olan yeri bulamıyor hala. O bir karanlık, çünkü mugglelardan nefret ediyor, ama aynı zamanda da aydınlık. Yani karar kılamamış hiçbir tarafta. Ama ailesinden dolayı karanlığı tercih ediyor. Belki karanlık olamayacak kadar sevgi dolu, belki de aydınlık olamayacak kadar hırslı, önemli olan şu anda ait olduğu tek yer karanlık olabilir. Koridorda bu düşüncelerle dolaşmaktayken aldığı her “Günaydın!”a başıyla yanıt veriyor. Tabii Büyük Salon’a girene kadar. İşte o zaman gerçek hayata dönmeye başlıyor. Öğrencilerin sesleri her masadan birbirine yönelen ya dostça ya da öldüresiye bakışlarla birleşiyor. Tipik Hogwarts. Profesörler masasının sıcak atmosferi yine kendine getiriyor Aida’yı, kendisine yönelen 2-3 gülen yüze karşılık vererek kardeşinin yanına oturuyor.

“Günaydın Aida…”

“Günaydın Adelina ve sana da günaydın Louis.”

Neden bu adamı sevmediğini anlayamıyordu Aida. Aslında pek çok ortak yönleri vardı. Ama her hareketinde sezdiği içten pazarlık ve konuşmaları irrite ediyordu onu. Aç değildi, olamıyordu. Kahvaltı etmeyi sevmezdi. Sadece bardağına aldığı sıcacık çay onu öğlene kadar doyurabiliyordu. Zaman kaybetmeden çayını bitirdi ve Büyük Salon’dan dışarı çıktı.

Dersliğine girdiğinde anıları canlanmıştı. Her sene başında olduğu gibi. Bu sıralarda oturduğu yıllar hala gözünün önüne geliyordu. Elini tozlu raflara götürdü ve kitabı aramaya başladı. Profesörden habersiz içine mürekkep ile saçma sapan şeyler karalamışlardı Dan. ile birlikte… Gerçi üzerinden çok uzun zaman geçmişti. Bulamayabilirdi de. Ama elini rafın en arkasına götürünce kitabın tanıdık ve pütürlü yüzeyiyle hiç olmadığı kadar neşeli hissetmişti kendisini. Kitabı çekti ve yavaşça göz attı. Sayfalara dokundukça sanki eski anıları canlanıyor gibiydi. Gözleri bir an sınıfın en arka sıralarına takıldı. Sanki, hayalet gibi kendi küçüklüğü geldi gözlerinin önüne. Dan. ile birlikte önlerine açtıkları kitabın sayfalarına dikkatlice bakıyorlardı.

Dakikalar geçmişti. Ders başlamak üzereyken onu bu hayallerden sıyıran sınıfa erken gelme cömertliğinde bulunmuş bir grup öğrenci olmuştu. Kitabı çantasının içine koydu ve asasını masanın üzerine bıraktı. Öğrencilerin doluşmasını bekledi ardından konuşmaya başladı.

“Tanımayanlar için ben Catherine Aida Swain. Öncelikle günaydın demek istiyorum. Fazla oyalanmadan derse geçeceğim. Ama beni tanımayanlar için ufak bir uyarı. Dersimde gevezelik sevmem olursa sonuçları pek hoş olmaz… hak ettiğinizden fazlasını veren biri değilim. Bu yüzden ufak sınıflar sakın umutlanmasın.”

“Evet konumuz…”

Yavaşça bir dolaba yöneldi ve içinde hareketlenmekte olan şeyi serbest bıraktı.

“böcürtler!”

Birinci sınıf öğrencileri korkudan birkaç adım geriye çekilmişti fakat üst sınıflar soğukkanlılıklarını koruyordu.

“Evet, böcürtlere karşı en güçlü silah gülmektir. Onları savurmak için Riddikulus büyüsü de kullanabilirsiniz. En önemlisi kalabalık bir ortamda böcürte rastlamak en büyük avantajdır. Bu sayede böcürtün kafası karışır ve herkesin korktuğu bir biçme girmek için çaba harcar. Evet birinci ve ikinci sınıflar geride dursun. Onlar dışında herkesin denemesini istiyorum.”

Öğrenciler teker teker denerken gözlerinin önünde hala kendi küçüklüğü dolanıyordu. Dikkatini öğrencilere verdiğinde ruh emiciler ve ejderhaların ağırlıkta olduğu bir topluluk görmüştü. Pek çoğu başarılı oluyordu. Dersin bitimine az bir zaman kaldığını fark ettiğinde böcürtü dolaba kapadı ve son bir kez konuştu dersi noktalamak için

“Hepinize iyi dersler. Çıkabilirsiniz…”
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Mirabella LaPiere
Seherbaz
Seherbaz
avatar

Gerçek İsim : Büşra.
Mesaj Sayısı : 182
Kayıt tarihi : 02/05/10
Yaş : 25
Lakap : Mirella, Bella.

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
94/100  (94/100)
Patronus: Hüma Kuşu

MesajKonu: Geri: I. Ortak Ders   Perş. Ağus. 26, 2010 6:37 pm

Güneş ışığının uğramadığı belik de tek yerdi zindanlar, içerisinde ki bunaltıcı hava ve loş ortam her zaman ki gibi hükmünü sürüyordu. Kimi zamanlar burası kendini yansıtsa da bazen iç dünyasından olukça uzak kalıyordu. Ama belki de onu uzaklaştıran yanlızca etrafta dolaşan sinir bozucu muzur hayaletlerdi. Sanki kendilerine eğlence ararmışçasına öğrencileri rahatsız edip etrafta dedikodu arayışı içerisine düşüşleri Sarah’ya bazen umutsuz gelse de bazen ise dedikoduları hayaletlerden öğrenmek gibisi yoktu. Kimsenin bilmediği sırlar, etrafta ki gizli olaylar zindanı renklendiren birkaç şeyden biriydi. Hayaletlerin olması her ne kadar sinir bozucu bir durum olsa da diğer yandan kimi zamanlar eğlencenin merkezi de onlar oluyorlardı. Ama bugün dedikodulara ayıracak vakti yoktu. Belki de Hogwarts’ta tek sevdiği ders içindi… Her ne kadar dört koca yıl boyunca derslerden kurtulmak için çaba harcamışsa da başaramıyordu, onlardan kurtulmak için çaba harcasa da belki de tek kurtulmak için çaba harcamadığı ders Karanlık Sanatlardı. İçinde ki dünyayı tamamlayan ve ona ses veren bu ders benliğini bütünlüyordu, onu anlatan tek şey. Dolabını açarak içinden kitabın aldı, kitaplarından kimisi çürümeye mahkum olmuşken kimisi ise hiç ellenmemiş gibi yepyeniydi. Bu onu farklı yapan ve ilgisini çeken dünyasıydı aslında. Okuduğu ve sevdiği kitapları özenle muhafaza ederken ona göre yanlızcana kalabalık yapan bir takım kitapları da dolabının bir köşesinde yılların eskitmesine mahkum bırakıyordu. Bir Ravenclaw değildi belki ama kendisine hangi bilginin yararlı olup olmayacağını gayet iyi bilecek kadar bilinçli bir kişiydi. Bu alışkanlığının onun farklı olduğunun göstergesine inanıyordu.

Zindanlara inen merdivenleri ikişer ikişer çıkmaya başladı. Derslikten önce biraz yemeğin iyi gideceğini düşünüyordu. Büyük salondan geldiğinde ise aklında ki yemek düşüncesi tamamiyle değişmişti. Devasa kapının aralanmasıyla içeride ki gürültünün de koridorlarda bir uğultu oluşturması peşinden gelmişti. Ortak salonda ki atmosferin tam zıttıydı, büyük pencerelerden gelen güneşin ışığı salonu aydınlatacak kadar güçlüydü. İçeride ki öğrencilerin şakalaşmaları, koridor boyunca öğrencilerin çeşitli muzurluklarına eşlik etmeye çalışan hayaletler ve susmak bilmeyen tablolar... Kendilerini "buradayım" edasıyla belli ederken tüm bu gürültü Sarah'ya zıt geliyordu. Masaya oturmadan tabaktan birkaç parça kurabiye alıp büyük salonu terk etti. Zaten kafasını dinlemek varken neden daha fazla gürültüye katlanacaktı ki, hem de ona tüm bunlar zıt gelirken? Kendine işkence çektirmek yerine henüz öğrencilerin uğramasına vakit olan boş dersliğe gitmeye karar verdi. Dersin başlamasına vakit varken kurabiyelerinin tadını çıkarıp diğer yandan çantasında ki Karanlık Sanatlara Karşı Savunma kitabını incelemeyi düşünüyordu. Fakat dersliğe girdiğinde tüm bu düşüncelerin yanlızcana hayal olacak kadar ona yakın olduğunu fark etti, yine bir ortak dersti. Birinci sınıflar ön sıraları kapmaya çalışırken kimi çekimser küçükler ise arkalara doğru yerleşmişlerdi. Ortalardan bir yere geçerek çantasını sıraya koydu. Profesör erkenci olacaktı ki, masasında öğrencilerin gelmesini bekliyordu. "Vakit kaybı" diyerek mırıldandı ve arkasında birbirleriyle şakalaşan iki küçük öğrenci gözüne takıldı. Gözlerinin önüne yerleşen silüet ona birinci sınıfta ki yakın arkadaşını anımsatıyordu. Heyhat... artık Beauxbatons'da okuyordu. Profeösrün kendini tanıtmasıyla bu düşüncelerden kopup derse odaklandı. “Evet konumuz…”

Profesörün önüne geldiği dolabı biliyordu. Böcürtler... Dolaba kapatılmış böcürt dışarıya çıkıp kendine eğlence aramak için çabalarken profesörün dolabı açmasıyla dolapta ki haraketlenme birden durdu ve içeride ki böcürt dışarıya çıktı. Kendisine eğlence arayan bu yaratık aslında korkuların büründüğü bir silahtı. “Evet, böcürtlere karşı en güçlü silah gülmektir. Onları savurmak için Riddikulus büyüsü de kullanabilirsiniz. En önemlisi kalabalık bir ortamda böcürte rastlamak en büyük avantajdır. Bu sayede böcürtün kafası karışır ve herkesin korktuğu bir biçme girmek için çaba harcar. Evet birinci ve ikinci sınıflar geride dursun. Onlar dışında herkesin denemesini istiyorum.” Hiç değilse bu dersin ortak olmaktan çıkaran tek husus birinci ve ikinci sınıfların bu işe karışmayacak olmasıydı. Sarah'nın yüzünde tatlı bir muzurluk olsa da içinde ki korku onu endişelendirmekten bir alamıyordu. Böcürt'ün birbir çeşit şekil değiştirişi kişilerin korkularını açığa çıkarıyordu, kimi öğrenciler diğerlerinin korkularıyle kendisine eğlence çıkartırken bazısı ise aynı korkudan dolayı çekiniyordu. Genç cadı, sıranın kendisine gelmesiyle küçük ama seri adımlarla dolabın önünde duran böcürtün karşısında yerini aldı. Böcürtün Pazuzu'ya dönüşmesiyle bir an nefesi kesilecek gibi olmuştu. Kan barındıran kırmızı dözleri Sarah'yı kesiyordu. Omuzunda ki kanatlarını iki yana doğru açmışrı, adeta hayal dünyasından dışarı çıkmış olan bu yaratık sert bakışlarıyla Sarah'yı süzüyordu. Mitoloji dünyasından var olan bu yaratığı artık göndermenin zamanı gelmişti, rüzgar cinlerinin kralını krallığına sürgün etmenin vakit olduğunu düşündü. Üzerine doğru gelmeye başlayan Pazuzu'ya asasını yöneltti ve dudaklarından "Riddikulus" sözcüğü kelimesi döküldü. Yaratığın devasa kanatları havaya uçup yok olurken kendisi de buharlaşıp bir hali andırarak yol olmuştu. Böcürtten geriyen yanlızca yerdeki tüyler kalmıştı. Bir sonra ki kurbanı için şekil almayı bekleyen tüylere Sarah karamsar gözlerle bakıyordu. Genç cadı başardığı büyünün ona verdiği mutlulukla çantasında ki yiyemediği kurabiyeden bir yudum aldı ve köşeye geçerek dersin geri kalanını izlemeyi tercih etti. Böcürtün bir bir şekil değiştirişi ona keyif verse de Pazuzu'yu yenmesi onu hayallerini aralayan kapıdan geçirmişti. Gerçek olmadığın biliyordu ama korkularıyla yüzleşmek onu daha güçlü kılmıştı. Dersin bitiminin az kaldığına karar veren Profesör Catherine'nin sözü üzerine eşyalarını toparlayarak derslikten ayrıldı.


Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Adelina Ysebel

avatar

Gerçek İsim : Sevde.
Mesaj Sayısı : 22
Kayıt tarihi : 22/08/10

MesajKonu: Geri: I. Ortak Ders   Perş. Ağus. 26, 2010 11:23 pm


    Adelina saatin korkunç sessiyle irkildi. Sabah kalktığında saati kapamayı unutmuştu. Saatin düğmesine bastı ve bir süre odadaki ani sessizliği dinledi. Kulağında çınlayan ses gidince oturduğu pencerenin önünden kalktı ve eline bugün işleyeceği derslerin kitaplarını aldı. Cüppesini koluna sarıp yatakhaneden çıktı. Ortak salona geldiğinde birkaç öğrencinin koltuklarda oturup kitap okuduğunu fark etti. Onlara attığı sahte gülümsemeden sonra dün gece aldığı bir kitabı kitaplıktaki yerine koyum Rovena Ravenclaw'un heykeline baktı. Saçma bir şekilde gülümseyip ortak salondan da çıktı.

    Karanlık Sanatlara Karşı Savunma'nın ilk ders olduğunu hatırladı. Bugün fazla aç değildi; ama bir şeyler yiyebilirdi. Büyük Salon'a inip masasına oturdu. Yanında oturan altıncı sınıflardan bir kız ona gülümsediğinde Adelina karşılık vermeden kafasını çevirdi. Ne çocukça, diye düşündü ve portakal suyundan bir yudum aldı. Kahvaltısını bitirince bardakta kalan son damlaları içip peteçesiyle ağzını sildi. Hemen masadan kalktı ve dersliğer gitti. Bugün bahçeye inip sinirlerini bozan o salak çocuğu görmeyecekti.

    Dersliğe girdiğinde Profesör Swain'in bir kitabı incelediğini gördü. Dün de Profesör Crownie'yi aynı şekilde görmüştü. Bu sene dersten önce kitap okumak moda olacak sanırım diye geçirdi içinden ve en arkada bir yere oturup neredeyse boş olan sınıfa baktı. Birkaç öğrenci dışında kimse yoktu. Sınıf dolunca Profesör Swain masadan kalktı ve kendini tanıttı. Adelina ön sıralara baktığında birinci sınıfların heyecanla Profesör'ü dinlediğini fark etti. Sıkıcı.

    "Evet konumuz, böcürtler!" Adelina dalgınlığını Profesör'ün sesiyle yok etti. “Evet, böcürtlere karşı en güçlü silah gülmektir. Onları savurmak için Riddikulus büyüsü de kullanabilirsiniz. En önemlisi kalabalık bir ortamda böcürte rastlamak en büyük avantajdır. Bu sayede böcürtün kafası karışır ve herkesin korktuğu bir biçme girmek için çaba harcar. Evet birinci ve ikinci sınıflar geride dursun. Onlar dışında herkesin denemesini istiyorum.” Böcürtler mi? Ortak dersin zararları, bunu üçüncü sınıfta zaten görmüştüm ve geçen yılda. Adelina sızlanırken böcütrün sürekli şekil değiştirdiğini fark etti. Başlıyordu, yerinde kalktı ve böcürte doğru ilerledi. İki senedir aynı şeyle karşılaştığı için meraklı değildi. Asasını cüppesinin cebinde çıkardı ve böcürtün onun yanına gelmesini bekledi.

    Fazla uzun sürmemişti. Böcürt bir kızın garip kahkahalarıyla gülünç bir duruma düştükten hemen sonra Adelina'nın önündeydi. Komik durumundan çıkmak için hareketlendi ve basilikli görmek için kafasını kaldırdı. Karşısında duranın basilik olmadığını anlaması uzun sürmedi, siyah cüppesinin kukuletasıyla kafasını örtmüş elinde normal boyutlardan daha büyük olan bir bıcakla Adelina'ya bakan varlık onu dondurmuştu. Onun ne olduğunu biliyordu, anılarını tekrar canlandırmak kötü olmuştu. Şimdi mutlu değildi ve en önemlisi korkuyordu. Henüz kaldırmadığı asasını sıkıca tutmuş karşısındaki böcürte bakıyordu. Elindeki bıcağı kaldırırken onu izlemesi oldukça saçmaydı bir şeyler yapmalıydı. Bunu başaramazdı, buna o kadar emindi ki... Birden zayıf bir ses duydu "Üzgünüm, Adelina. Böyle olmasını isteme--"

    "Öyle mi? Ama oldu değil mi?" diye içindeki sesi susturdu Adelina. O sesin kim olduğunu biliyordu asasını böcürte tuttu ve "Riddkulus!" diye bağırdı. Böcürte hiçbir değişiklik yoktu. Bıcağı daha da yukarı kaldırıyordu hatta. Adelina gülümsedi, bir kahkaha değildi ama oldukça sinir bozucu ve ukala bir gülümsemeydi. Yukarı kıvrılan dudaklarında tekrar aynı ses duyuldu. "Riddikulus!" Kukuletalı varlığın başında papatyadan bir taç oluştu ve elindeki bıçağın yerini bir gül demeti aldı. Böcürt sinirle kendine bakıp başkasına gittiğinde Adelina iyi olmadığını fark edip sırasına geri döndü. Uzun süren dersin sonunda Profesör "Hepinize iyi dersler. Çıkabilirsiniz." dediğinde Adelina yavaşça sıradan kalktı ve küçük adımlarla derslikten çıktı. Revire gitse iyi olacaktı.


    Spoiler:
     

    Hayal gücünüz ve kurgunuzu da ders roleplayinin içine katmış olmanız harikaydı! Fakat uzatmadan ve hayranlığımı yarıda bırakarak bitirmiş oluşunuz nedeniyle gözüme biraz kısa geldi.

    97


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Jeona Eilis Shaewold

avatar

Gerçek İsim : .
Mesaj Sayısı : 16
Kayıt tarihi : 08/09/10
Lakap : J.

MesajKonu: Geri: I. Ortak Ders   C.tesi Eyl. 11, 2010 6:52 pm

Pekala Küllük. Zevklerimizin farklı olması, her şeyi kendi zevkine göre düzenleyebileceğini göstermez.
Ders arasında havanın bunaltıcılığına dayanamayıp, siyah kadın olmuş halimden arınmak için geldiğim yatakhanemde, pek sevgili kedim Küllük'ün hırpaladığı kıyafetlerimi görmem benim için tek kelimeyle şok etkisi yaratmıştı. Tamam, anlıyordum. İpek gecelik, Küllük'ün istediği tarzda değildi. Eğer erkek bir kedi olsa, bunu bir nebze anlayabilirdim. Fakat dişi olması olayı ilginçleştiriyordu. Pürüzsüz tenime sürtünmeyi sevdiğini söyleyerek, bu konuyu kafamdan atmaya çalışmaktan başka çarem yoktu. Yine de Küllük'ün yanına kalamazdı bu.
Onun kumaşı çok enderdi. Ve tam olarak 333 Galleon! Evet, iki hafta boyunca cezayı hak ettin. Yiyeceğin tek şey, o iğrenç ayakkabı boyaları gibi kokan kedi maman olacak.
Evet, acımasızdım. Bunu kabul edebilirdim. Ama artık sınırı aşmıştı, uğraşacak taakatim kalmamıştı. Gardolabımı resmen parçalıyordu ön ayaklarıyla. Pis tüylerini her yere dökmesi yetmezmiş gibi. Acımasızlığım onu bir nebze akıllandırmış gibiydi, turuncu tüylerini iyice kabartarak 'bana kıyma!' ifadesine bürünerek, ayaklarıma dolanmaya başlamıştı. Derin bir oh çekemeden edemedim. Rahatlatıyordu beni, biricik kediciğim. Elimdeki sigaranın son nefesini ciğerlerime bocalarcasına çektiğimde, zihnimde her zamanki müthiş duygular dolanmaya başlamıştı. Sigara.. Bunu seviyordum. Her şeyden çok seviyordum. Hatta, herkesten. Zaten 'herkes' olarak nitelendirdiğim lanet varlıklar olan insanlar, sevilmeye değer değildi. Cidden. Hepsinin kökü kuruyabilirdi, hepsi cehennemin dibine kadar gidebilirdi. Hiç umurumda bile değildi. Şu dünyada hiçbir zaman hiçbirine değer vermemiştim. Anneannem hariç. Hepsi işe yaramaz pire torbalarıydı.
Pire torbası demişken.. Küllük, abimden sonra en sevdiğim şeydi. Kızıyordum ona, evet. Ama koskocaman 10 yıl boyunca daima yanımda olmuş, o 111 Galleonluk şampuan kokusuyla sırnaşmadan edememişti. İnsanların hepsinden çok sevgi hak ediyordu ki hak ettiğini alıyordu da.Şapşal suratına bir kere daha bakmıştım da, kesinlikle iki hafta boyunca o iğrenç gıdalara mahkum edemezdim onu. Asildi, benim gibi. Hatalar yapabilirdi, benim dışımdaki herkes gibi. Ben kesinlikle Bayan Mükemmel'dim. Kesinlikle hata yapmazdım.
Bütün burnu havadalıklarımı takınarak, sigaramı söndürüp dolabıma yöneldim. Milyonlarca kıyafetimin içinden, zümrüt rengi bir elbise ve siyah -ama çok ince- bir pelerin seçerek, çizmelerimin yerini topuklu ayakkabıların almasına izin verdim. Hava gerçekten sıcaktı. Sıcaktan kusmamı sağlayacak kadar.
Sıcaklığa nasıl odaklandıysam artık, kuleden çıkıp Karanlık Sanatlara Karşı Savunma Dersliğine ulaştığımı fark etmem komik olmuştu. Dalgındım şu sıralar. Bu dalgınlığın derslerde gelmemesine şükretmemek elde değildi. Çünkü ben, derslerde müthiş(!) başarılı olmaya alışmıştım ya, saniyelik bir dalgınlık bile yıllardır süre gelen başarılarımı gölgeleyebilirdi. Sınıfa adım atar atmaz, gözlerim Aida'ya takıldım. Alıştığım büyüleyiciliği, onu sevmediğimi düşündüğümden dolayı beni cehennem girdabına sokmuştu resmen. Yerin dibine girmeden, gözlerimi hararetle okuduğu ilginç kitaba çevirdim. Evet, bu kadın mükemmeldi. Okuduğu ne olduğu belirsiz kitabı öyle bir özlemle çeviriyordu ki! Ne olduğunu merak edemeden duramamıştım.Kapkara kabı, gerçekten cezbedici duruyordu. Düşünüyordum da.. Neden Mitoloji Profesörü olmak istiyordum ki? Karanlık Sanatlara Karşı Savunma bana çok daha uygundu. Aslında... Evet olmalıydım. Hogwarts'ı kurtarabilmek, öğrencilerime karanlık sanatları öğretebilmek için.. Lucifer'ın hep istediği gibi.. Ama artık o yoktu, lanet olası.
Gözlerimi Aida'dan ayırıp bir sıra seçmeyi akıl edebildiğimde ilerlemeye başladım, sıcağa rağmen taktığım Ravenclaw işlemeli şalımı usulca çıkarıp, açık kestane saçlarımı geriye fırlattım. Oturduğumda profesör konuşmaya başlamıştı, böcürttü konu. Gözlerimi devirdim ilk önce, sonra büyüyü deneyenlere baktım ukala gülümsemem eşliğinde. Birbirinden çok farklı değildi korkuları ama her seferinde yeni gelenin suratında bir şaşkınlık, bir korku beliriyordu. Biliyordum bu büyüyü bu yüzden rahattım. İki senede korkularımın çok da değişmemiş olduğunu düşünüyordum ki, sıra bana geldi. Böcürtün önümde durduğunu farkettiğimde, o benim beynimdekileri çözmüş, en zayıf noktamdan beni vurmaya hazırlanıyordu. Nefes alış verişimi normal seviyede tutmaya çalıştım, korkum hiç bir şekilde çıkmamalıydı ortaya. Gülümsememi dudaklarımda tutmaya çabalarken, gözlerim şaşkınlıkla açıldı. Yok artık! Beklediğim şey bir Inferius'tan ibaretti ki, önümde beliren 'şey' tam da ben'dim. Aramızdaki benzerliği es geçmek imkansızdı fakat aramızda bir kaç fark vardı. Karşımdaki yaratığın üzerindeki kıyafetler, benim kedim Küllük'e bile giydirmeyeceğim türdendi. Saçları dağılmıştı, birbirine karışmıştı. Üzerindeki cüppe bir Hufflepuff cüppesiydi, artık kirden zar zor seçilen amblemin renginden anlamıştı. Yüzünde aptal bir sırıtış vardı, hani biri vardır, ya çok saftır ya da gereğinden fazla aptal, işte öyle bir sırıtış. Kendimi bu halde görmenin üzerimde yarattığı şok etkisi bir kenara, gerçekten korkmaya başlamıştım. Hayır, hayır ben böyle değilim. Gözlerimden okunabilen şaşkınlık bütün bedenimi ele geçirirken, tekrar kendime gelmeye çalıştım. Sadece bir yaratık olduğu kendime hatırlatmayı bir saniye bile olsun kesmemek, kafamı toplamama yardımcı olmuştu. Bana yaklaşmaya başlayan o iğrenç kıza son kez baktım, asamı kaldırdım, dudaklarıma tekrar gülümseme yerleştirdim. Ben asla senin gibi olamam hayatım. Dudaklarım aralandı, sesimin kısık çıkmasına aldırmadım. "Riddikulus." O iğrenç kız yavaşça küçüldü, küçüldü. Ardından kalan bir kaça toz zerreciğiyse yeni kurbanını arıyordu. Bir iki dakika öncesine karar karşımda duran kızın görüntüsü, beynimi kurcalarken en arka sıraya geçtim. Gözlerimi kapattım. Düşüncelerimi sabah aynadaki görüntüme odakladım. Mükemmelim. Hala. Dudaklarımda küçük bir gülümseme oluşurken profesör konuşmaya başlamıştı.

"Hepinize iyi dersler çıkabilirsiniz."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Crystal Anna Ixdior

avatar

Gerçek İsim : A S L I ^^
Mesaj Sayısı : 33
Kayıt tarihi : 13/09/10
Yaş : 20
Lakap : Crys.

MesajKonu: Geri: I. Ortak Ders   Çarş. Eyl. 15, 2010 7:01 pm

Ders arasında rahatlamak için yacaşça yatakhaneye çıktım.Yatakhanenin kapısı açıldıktan sonra büyük pencerenin kenarında bulunan yatağıma doğru ilerledim.Küçük kedim Alley yatağımın bir köşesine kıvrılarak uyumuştu.Onu gördüğümde yanına oturdum ve yumuşak sarı tüylerini sevmeye başladım.Birkaç dakika sonra onu sevmeyi bıraktım.Asamı ve gerekli diğer eşyalarımı yanıma alarak KSKS dersliğine doğru ilerledim.Adımlarım hızlanmıştı biraz daha.Derse geç kalmak istemezdim.Çünkü KSKS profesörünün huyunu biliyordum.Eğer geç kalırsam hoş olmayan şeyler olabilirdi.KSKS dersliğine vardığımda sınıfta birkaç öğrencinin olduğunu gördüm.Sınıfa girdim ve hepsine selam verdim.Ortak ders olacağı için biraz heyecanlanıyordum sanki.Ama bu hemen geçecekti.Belliydi.Birkaç dakika sonra içeriye profesör girdi ,elinde ki asasını masaya bıraktı ve sınıfın dolmasını bekledi.Sınıf dolduğunda da hemen konuşmaya başladı.

“Tanımayanlar için ben Catherine Aida Swain. Öncelikle günaydın demek istiyorum. Fazla oyalanmadan derse geçeceğim. Ama beni tanımayanlar için ufak bir uyarı. Dersimde gevezelik sevmem olursa sonuçları pek hoş olmaz… hak ettiğinizden fazlasını veren biri değilim. Bu yüzden ufak sınıflar sakın umutlanmasın.”

Profesörün böyle diyeceğini tahmin edebiliyordum.Aslında benim merak ettiğim şey işleyeceğimiz konuydu.Sonuçta ortak ders işlenecekti.Profesör zihnimdeki düşünceleri okumuş gibi birden konuyu söyledi.Ardından da dolabı açtı.

"Konumuz...Böcürtler..."

Sevdiğim ve keyif aldığım konulardan biriydi bu.Böcürtlerin ne olduğunu biliyordum.Açıklamak gerektiği zaman da
Böcürt insanların en büyük korkularının şekillerine giren sihirli bir yaratıktır. demem yeterli olurdu.Profesör konuyu söyledikten sonra önümde olan 1.Sınıf öğrencilerinden çoğu arkama doğru geçmişlerdi.Onların bu konuya meraklı olacağını düşünmüştüm ama yanlış düşündüğümü anlamıştım.Fakat biz soğukkanlılıklarımızı koruyorduk.1.Sınıflara hem örnek olarak görünmek,hemde hemen sıramızı geçirmek için ön sıralarda duruyorduk.Profesör birden sesini tekrardan çıkardı.

“Evet, böcürtlere karşı en güçlü silah gülmektir. Onları savurmak için Riddikulus büyüsü de kullanabilirsiniz. En önemlisi kalabalık bir ortamda böcürte rastlamak en büyük avantajdır. Bu sayede böcürtün kafası karışır ve herkesin korktuğu bir biçme girmek için çaba harcar. Evet birinci ve ikinci sınıflar geride dursun. Onlar dışında herkesin denemesini istiyorum.”

Bu kişilerde biz olmalıydık.Sırayla bekliyorduk.Heyecanım durmuş gibiydi.Zaten bu sürekli olamazdı.Sıra bana gelmeye başlamıştı.Önümde birkaç kişi vardı sadece.Hızlıca düşünmeye başladım.Korktuğum şey,korktuğum şey.Ne olabilirdi.Evet bulmuştum.Böceklerden korkardım.Örümceklerden.Bunu komik bir varlığa dönüştürebilirdim.Önümde ki birkaç kişinin de sırası geçince sıra bane gelmişti.Asamı çıkarım.Böcürte doğru yönelttim.

"Riddikulus."

Örümceği düşündüğüm kılığa bürebilmiştim.Böcürt bir örümceğe dönüştü ve ters döndü.Ayakları ise bağlanarak bir balon şeklini aldı ve uçtu.Örümceğin bu hale gelmesi hoşuma gitmişti.Başarılı olduğumu anlayınca yüzüme küçük bir gülümseme yerleştirdim,asamı cüppebin içine koydum ve arkamdakinin denemesi için önünden çekildim.Bir süre sonra dersin bitimi yaklaşmıştı.Profesör hepimize döndü ve dersin bittiğini söylemek için.


“Hepinize iyi dersler. Çıkabilirsiniz…”

Bunu duyduktan sonra kitaplarımı elime aldım ve yavaşça derslikten çıkan topluluğun arkasından bende derslikten çıktım.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content




MesajKonu: Geri: I. Ortak Ders   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
I. Ortak Ders
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Gryffindor Ortak Salonu
» `Mitoloji Dersi; Ders Alımları´
» sol beyin mi sağ beyin mi
» I.Snıflar---I. Ders:Astronomiye Giriş ve Tanışma

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Ateş Oku RPG ~~ Hogwarts :: Genel :: Hogwarts Geçmişi-
Buraya geçin: