Ateş Oku RPG ~~ Hogwarts
Merhaba

Foruma Hoşgeldiniz

Kayıt Olduktan Sonra Rütbe Seçmelisiniz. Ve Daha sonra Lejant Oluşturmalısınız;

Ateş Oku RPG ~~ Hogwarts


 
AnasayfaAramaÜye ListesiKayıt OlGiriş yapKapı

Paylaş | 
 

 Beklenmeyen

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Matt James Howard
Ravenclaw V. Sınıf
Ravenclaw V. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 108
Kayıt tarihi : 08/09/10

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
98/100  (98/100)
Patronus:

MesajKonu: Beklenmeyen   Cuma Eyl. 17, 2010 7:44 am

Herkesi arkasında bırakıp Lenny'le odasına eşlik etmek üzere gecenin karanlığında yola çıkmıştı. Nerissa, Aph ve en önemlisi Lynn'i bile orada bırakmıştı. Vicdanı rahat mıydı? Hiç sanmıyorum. Zamanı geri alabilse Lenny'e böyle bir teklifte bile bulunmazdı. Kim bilir ne konuşuyorlardı şuan büyük ihtimalle Matt'in arkasından sayıyorlardı ya da Matt'i umursamayıp Matt'ten kurtuldukları için keyif yapıyorlardı. Büyük ihtimalle de öyle yapıyorlardı. En azından Matt onların yerinde olsa öyle yapardı. Kendisi de yaptığı yanlışın farkındaydı ama iş işten geçmişti artık. Bir an yolu yarıladıklarını farketti. Üstüne bir ağırlık çökmüştü. Matt daha fazla dayanamayıp Lenny'e dönerek "Şey.. Ben gitsem iyi olacak. Lynn'i orda bırakmak hiç aklıma yatmadı açıkçası. Kusura bakma iyi geceler." dedikten sonra Lenny'e veda ederek geri dönmeye koyuldu.

Havanın karanlık olmasından ve üç tane kızın orada yanlız kalmalarından dolayı adımlarını hızlandırdı. Boyu da zaten uzun olduğu için bu konuda zorlanmadı. Devasa bacaklarıyla normal bir insanın attığı adımlardan altı-yedi adım daha önde gidebiliyordu. Hava soğumaya da başlamıştı. Demin hayranlıkla seyrettiği dolunaya öfkeyle bakmaya başladı. Sanki bu uğursuzlukların hepsine o sebep olmuştu. Mantıklı düşünemiyordu bile artık. Halbu ki daha gündüz Nerissa'dan gelen yumrukla başlamıştı bütün herşey. Fakat zararın neresinden dönülse kardı. Bu sırada onlara yaklaşmıştı aralarında pek bir mesafe kalmamıştı. Ağaçlardan birinin arkasına saklanmış onları seyretmeye başladı. En azından saklanmaya çalışmıştı iri cüssesi ne kadar izin veriyorsa o kadar iyi saklanıyordu. Hepsinin bir arada oturduğunu görmüştü. Büyük ihtimalle Lenny ve Matt gidince rahatlamışlardı. Bunu düşününce Matt'in yüzüne üzüntüyle birlikte öfke yerleşti. Bunca şeyi nasıl olur da yapardı. Nerissa'yı aldatmış sayılmazdı sadece birkaç küçük kaçamaktan ibaretti. Her erkeğin yapabileceği şeylerdi ama bunlar. Hepsini bir kenara üvey kardeşiyle bunca zamandır dip dipe olmasına rağmen ona da hiç birşey söylememişti. Belki de zamanı gelmişti artık bulunduğu yerden çıkarak başı öne eğik bir şekilde onlara doğru yürümeye başlamıştı.

Yanlarına vardığı zaman suratlarına bakmaya bile cesaret edemedi. Büyük ihtimalle üç çift göz ona boş boş bakıyordu. Matt dışarıdan bakınca tam bir ucube gibi gözüküyordu. Ellerini pantolonunun cebine soktu. Başını yukarıya kaldırıp saçlarını silkeledi ve "Şey..Lynn seninle biraz konuşmamız gerek."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Lynnette Heloise Sneaux
Slytherin V. Sınıf
Slytherin V. Sınıf
avatar

Gerçek İsim : Merve.
Mesaj Sayısı : 137
Kayıt tarihi : 16/10/09
Yaş : 21

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
1/100  (1/100)
Patronus: Kedi

MesajKonu: Geri: Beklenmeyen   Cuma Eyl. 17, 2010 7:45 am

“Tabii ki Bay Howard.” Sürtüğün tiz sesi, Lynnette'i daha da öfkelendirmeye yetmişti. Hele bir de o iğrenç bakışları yok muydu. Sürtük ayağa kalktı ve Lynnette kendi çapında küçümseyen bir bakış attı. Lynnette her zamanki yaptığı gibi umursamadı onu. Hem onun gibi bir sürtüğü sadece şehvetine susamış, bağımlı ve bir o kadar da gerizekalı erkekler umursayabilirdi. Dünyanın içinde kendilerine dünya yaratmışlardı ve kafalarına göre eğleniyorlardı, ya da eğlendiklerini sanıyorlardı.

Fazla dayanamadı ve Nerissa ve Audrey’nin yanına doğru ilerledi. Gecenin puslu karanlığı, çimleri ört bas etmişti. Sadece dolunayın eşsiz güzelliği yansıyordu şaaşalı Hogwarts’ın devasa bahçesine. Çimlerin her adımında çıkardığı hışırtı ve hafif esen rüzgar huzur veriyordu ona. Her ne kadar bugün fazla aksiyon geçirmiş olsa da, seviyordu burayı. Hogwarts ikinci eviydi, arkadaşlarıysa ailesi. Evet, ikinci aile değil. Bildiğimiz ailesiydi işte. Herkesin bildiği gibi sadece anneannesi vardı onun. Ve tabii çocukluktan süre gelen arkadaşları, aynı zamanda ailesi yerine saydığı onca değer verdiği, güvendiği insanlar. Güvendiklerinin en başında gelen Matt’in onu bırakıp gitmesi, muggle tabiriyle satışa çıkarması alışılmış durum değildi, evet. Her şeye rağmen o da şehvetinin kurbanı olmuştu, barizdi her şey. O da hakim olamıyordu kendine. O sürtüğün kuklası olabilmeyi kendi istiyordu ve cezasını çekecekti. Bile bile kendini intihara sürüklemekten ne farkı vardı ki? “O sürtük sana tekmeyi attığı zaman ağlayacak bir omuz aramaya başlayacaksın ve evet. Ben orada olmayacağım, hem de asla!” Ona o kadar öfkeliydi ki, sürtüğe olan sinirinin bile üstündeydi bu.

"Hey. Krystal'in ve Matt'in gecesini rezil etsek fena mı olurdu?" Harika bir fikirdi aslında. Ama Lynnette’in elinden her an bir kaza çıkabilirdi ve bu kaza Nerissa’nın attığı yumruk kadar basit ve öyle hemen unutulacak türden bir şey olmayacaktı. "İnanın bana, buna değmezler." Haklıydı. Ne gerek vardı ki? “Ne halt yerse yesinler.” Diye homurdandı içinden. Nerissa’nın yanına geçti ve oturdu. Telefonuna bir baktı, Audrey’den iki tane mesaj vardı. İlkini açtı, "Hey! Unutma. O zevk bana ait (6)" Dudakları yukarıya doğru kıvrıldı ve gülümsedi. Haklıydı, o zevk ona aitti. Sonuçta aylaydır düşmanlardı hem de can düşmanı. Lynnette pasifliğinden kavgaya gürültüye pek karışmazdı. Pasifliğinden olmayabilirdi belki, ama gene de sevmiyordu bu tarz şeyleri. Her şeye rağmen yeri geldiğinde haddini bildirmeyi de iyi bilirdi. "Sürtük ve o Matt denen alçak gittiğine göre gelebilirsin ha? Ya da en iyisi, onları takip edip rahatsız etsene?" “İş işten geçeli çok oldu Audrey.” dedi içinden. Ve telefonunu tekrar çantasına attı. Fermuarının sesi fazlasıyla rahatsız ediyordu. Özellikle de bu sessizliğin içinde daha da rahatsız ediciydi.

Karanlığın arasından uzun boylu ve aynı zamanda zayıf hafif çelimsiz biri geliyordu. Yaklaştıkça dolunayın ışığı suratına düşüyor, yüz hatlarını belli ediyordu. Matt’ten başkası olamazdı bu. Suratında hafif bir gülümseme belirse de bozuntuya vermedi ve soğukkanlılıını korudu. "Şey..Lynn seninle biraz konuşmamız gerek." İçinden kahkahalar atarak gülse de soğukkanlılığından bir şey kaybetmiyordu. “Ne var Matt?” dedi ve devam etti "Yoksa sevgilin sana posta koydu da ağlayacak bir omuz felan mı arıyorsun?” dedi ifadesiz bir suratla. Birazcık bekledi, nefes aldı ve tekrar konuşmaya başladı. “Söylemeden edemeyeceğim, bu kadar çabuk terkedilmeni beklemiyordum açıkcası” dedi sahte bir gülümsemeyle.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://havadakiburun.tumblr.com/
Matt James Howard
Ravenclaw V. Sınıf
Ravenclaw V. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 108
Kayıt tarihi : 08/09/10

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
98/100  (98/100)
Patronus:

MesajKonu: Geri: Beklenmeyen   Cuma Eyl. 17, 2010 7:05 pm

Matt sözlerini bitirir bitirmez Lynn soğuk bir suratla “Ne var Matt?” dedi ve devam etti "Yoksa sevgilin sana posta koydu da ağlayacak bir omuz felan mı arıyorsun?” dedi ifadesiz bir suratla. Birazcık bekledi, nefes aldı ve tekrar konuşmaya başladı. “Söylemeden edemeyeceğim, bu kadar çabuk terkedilmeni beklemiyordum açıkcası” dedi sahte bir gülümsemeyle.Bunları Matt'e söyleyen Lynn'den başkası değildi. Başka birisi olsa güler geçerdi ama Lynn olunca ne yapsa da duygularına engel olamıyordu. Hayatının itirafını yapacaktı ama bu ortamda mı? Biraz fazla gergindi sanki fakat yapması gerekiyordu. Yoksa içini kemire kemire Matt'ten eser bırakmayacaktı bu duygu. "Lynn lütfen, iğnelemelerini sonra yapsan? Çok önemli bir şey konuşmam gerekiyor seninle. Özel." diyebildi zoraki. Sürekli Lynn'in yanındaydı ama daha önce bu kadar heyecanlanmamıştı. Soğuk soğuk terlemeye başladı. Eli ayağı adeta titriyordu. Sanki bu yaşta havale geçiriyordu. Dışarıdan bakılınca Matt gibi birinin böyle gözükmesi hiç hoş değildi. Yaşıtlarına göre fazlasıyla çekici olan Matt'in buduruma düşmesi, evet hiç mi hiç hoş değildi. Lynn'in gözlerinin içine bakıyordu. Birazda Matt'e gerek kalmadan Lynn'in kendisi farketmesi için ama Lynn'in karşılık olarak baktığı ifade çok boştu.

Bu bakıştan dolayı aslında hayal kırıklığına uğramıştı. Söylemek ve söylememek arasında gidip geliyordu. En azından şuan dostlukları vardı ama söyledikten sonra o dostluğa dair herşey silinip yerini öfkeye de bırakabilirdi. Bunları düşündükçe morali tamamen bozulmuştu. Ciddi anlamda mutsuzdu. Daha ortada fol yoktu yumurta yoktu halbuki. Belki de işler umduğu gibi gidecekti. Muggle'ların deyimiyle içten içe melankoliğe bağlamıştı. Düşündükçe aklına daha çok şey geliyordu. Lenny'i orada öylece bıraktığı mesela. Lenny'ide kaybetmişti. Bunu söyledikten sonra Lynn'ide kaybetmesi olası değildi. Böyle düşüne düşüne delireceğini farketmiş olucak ki şöyle bir silkelenip kendisine geldi ve suratını bir tebessüm kapladı.


Hava canını iyice sıkmaya başlamıştı. Bunca strese rağmen moralini bozmamaya çalışıyordu. Az önce suratına yerleşen tebessüm hala yerini koruyordu ve Lynn'e umutla bakıyordu. Sadece Lynn'i düşünmek istiyordu ama Lenny'ide yarı yolda bırakmıştı. Şuan sırası değildi. Lenny'nin zihnini doldurmasına izin veremeyecek kadar doluydu zaten zihni. Aynı zamanda sadece Lenny'de yoktu Aph ve Nerissa'da vardı. Onlara ne olacaktı. Zaten Lenny yüzünden bir kere cephe almışlardı ona. Şimdi de Lynn'e söyleyeceklerinden dolayı tekrar cephe alabilirlerdi hemde sadece kendisine değil Lynn'ede cephe alırlardı ama Lynn'i yıpratmak istemiyordu da bu tür saçmalıklarla, ona çok değer veriyordu ve seviyordu. Lynn suratındaki boş ifadeyle hala Matt'e bakıyor olmalıydı. Onunla çok göz göze gelmemek için kafasını aşağıya eğiyordu Matt. Kızgın mıydı? Büyük ihtimalle hem kızgındı hem kırgındı. Muggle tabiriyle Lynn'i sattığı için çok öfkelenmiş olmalıydı Lynn. Şimdi söyleyeceklerinden sonra daha da sinirlenmemesi olası değildi. Derin bir nefes alıp Lynn'e baktı ve üvey kardeşine olan sevgisiyle birlikte aşkını gördü. Matt'i biraz ürkütmüştü bu olay ama elinde olan birşey değildi. Lynn'e doğru yaklaştı ve "Lynn fazla uzatmak istemiyorum. Ne kadar uzatırsam bana daha çok zarar veriyor bu durum. Bunu sana söyledikten sonra bana sinirlenebilirsin, anlarım. Ama gerçek olan birşey var ki biz aslında üvey kardeşiz. Babanın yani babamın gayrimeşru oğluyum. Sana bunca zaman birşey söylemediğim için kendime kızıyorum ama zamanı geri alamıyoruz malesef. Sadece bunla da kalsa iyi elimde olmayarakta seni deli gibi seviyorum. Beni affedebilecek misin?."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Lynnette Heloise Sneaux
Slytherin V. Sınıf
Slytherin V. Sınıf
avatar

Gerçek İsim : Merve.
Mesaj Sayısı : 137
Kayıt tarihi : 16/10/09
Yaş : 21

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
1/100  (1/100)
Patronus: Kedi

MesajKonu: Geri: Beklenmeyen   Cuma Eyl. 17, 2010 10:54 pm

“Lynn lütfen, iğnelemelerini sonra yapsan? Çok önemli bir şey konuşmam gerekiyor seninle. Özel." Ne konuşacaklardı ki ? Muhtemelen bırakıp gittiği için özür dileyecekti. Lynnette ona dayanamıyordu, affedeceği barizdi. Herkesin ısrarlarına karşı koyabilecek güçteydi, ama onun ısrarlarına dayanamamıştı hiçbir zaman. Elinde değildi ki.

Her şeyden daha çok değer verdiği dostuna baktı, sadece ona odaklandı. Ağzından çıkacak olan kelimeleri sabır ve merakla bekliyordu. Karanlıkta parlayan suratına baktı, suratının her tarafına sinen endişesi okunuyordu. Şimdi daha da çok merak etmeye başladı. Daha dikkatli bakınca Matt’in kötü durumu Lynnett’in içini burkmaya yetmişti. Matt’i seviyordu hem de çok seviyordu ama ne anlamda olduğunu kavrayamıyordu. Duygularının yoğunluğu onu ele geçiriyor, ne yapması gerektiğini bilemiyordu. Sonuçta Matt’le çok eskiden beri arkadaştılar hatta çok çok yakın arkadaştılar. Birbirlerini kardeşim diye çağırıyor, her türlü sırlarını paylaşıyorlardı. Başta yani okula ilk başladığı zamanlarda Lynnette’in, Matt’e karşı ufak çaplı bir ilgisi olmuştu, bu doğruydu. Ama şimdiye kadar hiç kimseye söyleyememişti. Hem nasıl söyleyebilirdi ki? Zaten git gide ona olan hisleri arkadaşlığa dönmüş, bütün tehlike ortadan kalkmıştı. Çocukluk işte diye geçirse de hala çocuk olduğu bir gerçekti. Her ne kadar olgunluk seviyesi fazlasıyla yükseklerde olsa da daha 14 yaşındaydı o. Ergenliğinin verdiği ateşin mağduru olacaktı ve hiçbir şeyden haberi yoktu. Dışarıdan bakınca herkes Lynnette’in Matt’i sevdiğini düşünse de her ikisi de şimdiye kadar bunu umursamamış, dostluklarına devam etmişlerdi. Hem Nerissa’ya da yapamazdı bunu. Lynnette, birbirlerine en yakışan çift olarak düşünürdü hep. Matt vurdum duymazın tekiydi belki, ama onunda bir kalbi vardı. Lynnette aşka inanmıyordu, hatta nefret ediyordu. Anneannesinin izlediği pembe diziler sayesinde iyice soğumuştu aşktan. Ne zaman bir yerlerde öpüşen ya da sarılan çift görse midesi bulanırdı onun. Nedendir bilinmez, annesi ve babasının da gerçekten birbirlerine aşık olduğuna hiçbir zaman inanmamıştı. Bu küçük yaşına rağmen mantığıyla hareket ederdi o. Duygularını her daim bastırırdı. Soğukkanlılığı hep ön planda tutardı.


Matt’e baktı, Matt yavaş yavaş yanına doğru geldi ve iyice yaklaştı. Nefes alış verişini hissedebiliyordu. Ne kadar da hızlıydı! Matt dudaklarını araladı ve "Lynn fazla uzatmak istemiyorum. Ne kadar uzatırsam bana daha çok zarar veriyor bu durum. Bunu sana söyledikten sonra bana sinirlenebilirsin, anlarım. Ama gerçek olan bir şey var ki biz aslında üvey kardeşiz. Babanın yani babamın gayrimeşru oğluyum. Sana bunca zaman bir şey söylemediğim için kendime kızıyorum ama zamanı geri alamıyoruz maalesef.” Matt’in söyledikleri beynine ateş gibi fırlamış, bütün sistemlerini mahvetmişti. Dizleri titremeye başlamıştı. Ayakları tutmuyordu, Yere düşecek gibi oldu, daha fazla dayanamadı ve Matt’e tutundu. Gözleri dolmuştu. Neredeydi o dillere destan soğukkanlılığı? Yerle bir olmuştu işte. Dizleri yere değiyor, çimin ferahlığını hissettiriyordu. Genelde çok severdi bu hissi. Ama şuan hiç mi hiç iyi değildi. Bir üvey kardeşi vardı, hem de o, o Matt’ti! Aslında sevinmesi gerekirdi buna. Sonuçta kardeşi gibi değer verirdi ona. Matt konuşmasına devam ediyordu ama o duymuyordu. “Sadece bunla da kalsa iyi elimde olmayarakta seni deli gibi seviyorum. Beni affedebilecek misin?" Sesini duymuyor sadece dudaklarını okuyordu. Matt, Lynnett’i sevdiğini söylüyordu. Hem de deliler gibi! İnanılacak gibi değildi. Matt ve birini sevmek, çelişkili bir durumdu bu. Hem de fazlasıyla çelişki bir durumdu. İkinci şokunu daha yaşamıştı işte. Ne diyecekti ona? Dudaklarını araladı ama hiçbir şey söyleyemedi. Kendini zorladı ve gözlerinden süzülen yaşların ıslattığı dudaklarından yavaş yavaş kelimeler dökülmeye başlamıştı. “Matt. Beni, beni yatakhaneye götürür müsün?” tek söyleyebildiği bu olmuştu. Şok üstüne şok yaşamıştı. Bir günde başına gelmeyen kalmamıştı. Hiçbiri için elinden bir şey gelmiyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://havadakiburun.tumblr.com/
 
Beklenmeyen
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Ateş Oku RPG ~~ Hogwarts :: Genel :: Hogwarts Geçmişi-
Buraya geçin: