Ateş Oku RPG ~~ Hogwarts
Merhaba

Foruma Hoşgeldiniz

Kayıt Olduktan Sonra Rütbe Seçmelisiniz. Ve Daha sonra Lejant Oluşturmalısınız;

Ateş Oku RPG ~~ Hogwarts


 
AnasayfaAramaÜye ListesiKayıt OlGiriş yapKapı

Paylaş | 
 

 Catherine

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Catherine Aida Swain
Slytherin V. Sınıf
Slytherin V. Sınıf
avatar

Gerçek İsim : bilen bilir
Mesaj Sayısı : 574
Kayıt tarihi : 22/02/10
Lakap : Cath.,Cat.,Cathy,Ida -yeter mi???-

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
91/100  (91/100)
Patronus: Yılan

MesajKonu: Catherine   Salı Tem. 26, 2011 6:33 pm

Karanlık odasında uyuyan bedeni tekrar bir hayat belirtisi gösterdiği andan itibaren açlıkla mücadele ediyordu. Soğuk ve ölü bedeni kan arzusuna daha fazla karşı koyamıyordu. Yeni bir vampir için daha da acıklıydı bu, farklı bir insan olarak yaşadığı daha doğrusu bedenini toprak üzerinde bulundurduğu bu iki yılda alışmanın düşündüğünden zor olduğunu görmüştü. İlk olarak çevresindeki herkesin ölümünü izleyecek, sonra yenileriyle tanışıp tekrar onların ölümünü bekleyecek ve bu döngü yaklaşık olarak bıkıp kendi hayatına son vereceği bir 150-200 yıla kadar devam edecekti. Özellikle ailesinin çıkarlarını gözetmek için pek çok saçma risklere giren bir adam için oldukça ilginç bir durum olacaktı bu. Yine de ölümsüzlük onun isteyeceği bir şey değildi. Zaten bunu kendisi de seçmemişti.

İki Yıl Önce

Gece saat on bir sularında Moskova’nın ara sokakları pek güvenli yerler değildir. Her türlü iğrenç ve sefil yaratığın cirit attığı, bol miktarda lağım ve ekşimtırak bir küf kokusunun hissedildiği ve pis su birikintilerine basmamak için adeta bir ip üzerinde yürüyormuşçasına hareket etmeniz gereken bu yerde hele hele bu saatte yalnız birinin yürümesi pek akıllıca değildir. Sokak dönüşlerinde aniden asalarını üzerinize tutabilecek olan kaçaklar ve belki de Muggle kesiminin hiç bulunmadığı bu yerlerde yiyecek kaynağını onlardan bir nebze güçlü büyücülerden alabilecek olan vampirler bu ara sokakların aslında en küçük tehlikelerindendir. İşte böyle bir zamanda genç ve güçlü bir büyücünün düşeceği yanılgı, o akşam için en trajedik olay olacaktır. Vampir bir kız, oğlana arkadan saldırır ve hala canlıyken dişlerini oğlanın boğazına saplar. Ertesi gün büyücünün hayatı ebediyen değişmiştir. Uyandığında başında bekleyen güzel ve kendisinden genç bir kız anlatmıştır durumu ona. İşte o gün Christian’ın Claret ile karşılaştığı ilk gündür. Yani Claret’in Christian’ın hayatını değiştirdiği gün…

Şimdi

İki yıl önce Claret’in bulunduğu yerde buluyordu kendisini. Kız onu dönüştürdüğünde daha sadece iki yıldır vampirdi, şu anda Christian’ın da olduğu gibi. Hayatının değiştiği yerdeydi şimdi de, Moskova’nın ara sokaklarında. Hayatın tamamen döngülerden oluştuğunu düşünüyordu bu tesadüfi anlardan dolayı. Belki de bu gece, açlığına daha fazla gem vuramayıp avlanmayı seçecekti. O sırada buradan geçen zavallı bir büyücü henüz bir yeniyetme olan bu vampirin güçlü dişlerinden ölümü tadacaktı. Sözleşmişçesine aynı mekandaydı ikisi de. Christian’ın taşlaşmış yüzü sadece ay ışığında aydınlanıyordu. İkisi de avlanmak için gelmişlerdi. Belli bir şekilde anlıyorlardı birbirlerinin düşüncelerini konuşmadan. Üzerindeki uzun pelerini bir kez savurup arkasına dönmüş, kuytu bir duvar köşesine sinmişti. Vampir kulakları yaklaşmakta olan ayak seslerini duyuyordu. Yirmili yaşlarının ortasında genç bir büyücüydü bu. Claret yerinde duruyordu, bu şerefi bu defasında Christian’a bırakacak olmalıydı. Ne de olsa bu sokaklardan bir gece içinde geçen üç beş tane zavallı vardı. İhtiyatlı bir şekilde ilerlemesine gerek yoktu. Cesurca ileri atıldı ve büyücüyü yakasından tutup ilerideki duvara fırlattı. Büyücü kendisini bu hareketten kurtarmaya fırsat bulamamıştı, o derece hırslı ve çevik bir hareketti bu… Giydiği boğazlı sıyrılmış, boynunun en dayanılmaz köşesini savunmasız bırakmıştı. İlk önce göz bebekleri küçüldü Christian’ın. Dişlerini bu güzellikteki genç ve hayat dolu bir bedene saplamayalı uzun zaman olmuştu. Ardından aklına gelen şeyle tüyleri ürperdi. Büyücüyü sağ bırakarak bir vampir olmasına sebebiyet vermek istemiyordu. Bu yüzden hareketsiz kalan bedeni bir kez daha kaldırdı, bu sefer başından sızan koyu kırmızı kana kaptırmıştı kendisini, bu güzelliği boşa bitirmek istemezcesine kurbanının boynunu kavradı. Gittikçe artan bir şiddetle nefes almayı kestiğinden emin olana kadar sıktı. Büyücünün yeşil gözleri öylece açılmış ve göz kapakları hareketsiz kalmıştı. Kahverengi saçları arasından sızan kan tamamen kesilmişti. Ardından gönül rahatlığıyla büyücünün boynundaki yün parçasını sıyırdı ve şah damarına geçirdiği dişleriyle kalan ufak hayat enerjisini de emdi. Sonunda açlığı bir nebze olsun dinmişti. Belki bu gece içerisinde birden fazla kere avlanma olanağı bulurdu.

İşi bittiğinde cesedi yaptığı fiile yakışmayacak bir merhamet ve bir naziklikle bir kenara koydu. Ardından açlığını hatırlamışçasına yutkunan vampir kıza doğru döndü.

-Sıra sende...

Ufak sessizlikten sonra yaptığını açıklama gereği duymuştu.

-Biliyorsun, kimisi vampir olmayı asla seçmezdi.

Sözleriyle ezmişti kızı. Bir kez daha seçme şansı olsa vampir olmayacağını dile getirmişti. Eğer kız avlanırken onu öldürseydi ya da en azından başka bir avı bekleseydi hayatı şu anda olduğundan binlerce kere farklı olacaktı. Kızın kendisini suçlu hissetmesi bir yana her bu konudan bahsettiğinde gözlerinde bir nefret beliriyordu Christian'ın. Bu nefrete hakim olmaya çalışarak yanında mahcup bir şekilde hala tek kelime etmemiş olan bu kıza dönüp çenesini hafifçe tuttu, dudaklarına bir öpücük kondurdu ve gülümseyerek,

-Unut gitsin, affettim bile,

dedi. Kız pişmanlığını tarif etmek için kullanmıyordu kelimelerini, yalnızca gözünden iri bir damla döküldüğünü görmüştü. Claret, gülüşerek gelen iki kızın yaydığı o tatlı kokunun esiri olmuşçasına, kendisine daha çekici gelen sarışın bukleleriyle Athena'yı kıskandıracak kadar güzel görünen genç kızın üzerine çullanmıştı. Yanındaki kıza aldırmaksızın aç bedeninin tek isteği, kızın bedenine hayat veren o sıvıyı kendi benliğine dahil edebilmekti. Bu benlik daha önce hatta yüz yıl boyunca durmaksızın başkalarının hayatından beslenmişti. Kan akmaya devam ettikçe kesiliyordu midelerindeki o dayanılmaz burulma. Kan kesildiği an ise öncekinden bir nebze hafiflemiş olarak fakat yine de dayanılmayacak şiddette devam ediyordu. Bir kez daha kendileri böylesine sefil bir sonsuz yaşama sahip olmuşken, az önce nefes alan bir beden şimdi toprağın merhametine kalmıştı. Kaderin bir kez daha tekerrür etmekte olduğunu görüyordu bu gece. Aynı döngünün gerçekleşmesi için elinden geleni yapıyordu Tanrı. Bu seferki yüz, az önceki kurbanından daha masum fakat aynı zamanda daha çekiciydi.

Arkadaşının cinayetiyle sarsılmış ondan daha ufak tefek ama kokusu ilginç bir şekilde Christian'a daha ilgi çekici gelen kız, sabahtan kalma yağmurla ıslanmış ve hala nemli olan soğuk ve ölü duvara yaslanmıştı. Claret'in teklifine karşılık olarak son derece yavaş adımlarla yaklaştı kıza. Özellikle boyun bölgesinde daha yoğun olan o baştan çıkartıcı kokusuna kapılıp da kıza aniden zarar vermekten korkuyordu. Ay ışığının altında, kızın ağlamaktan kızarmış yüzü son derece cezbediyordu yeni beslenmiş vampiri. Ellerini kızı ürkütmemeye çalışarak narin boynunda gezdirmeye başlamıştı. Yeşil gözleri neredeyse çok daha rahatlamış bir şekilde bakıyordu, Christian'ın onu incitmeyeceğine emin olmuş gibiydi kızıl saçlı güzeller güzeli cadı.

-Sen, ölmek için fazla güzelsin. Ya da sonsuza dek toprak üzerinde barınmak için. Şimdi git buradan cadı, eğer burada kalırsan kendime engel olamayabilirim.

Cadı yığıldığı yerden kalkmıştı. İki adım ötesine gerilemiş olan vampire minnettar bir bakış attıktan sonra uzaklaştı oradan. Bu sırada Claret'e dönmüştü vampir. Bu kez iğneleyici konuşmayacaktı. Sadece uzun zamandır merak ettiği ve her ne kadar cevabını bilse de asla tatmin olmadığı bir soruyu tekrar soracaktı. Geçmişini sorgulamak kızın suçlu olduğunu yüzüne vurmak için değildi elbet bu keresinde. Tabii kızın kendisi kadar iradeli olmadığını biliyordu Christian. Fakat şu anda serbest bıraktığı kıza karşı hissettiği tek duygu merhamet değil, aynı zamanda tuhaf bir hoşlantıydı. Aynı geçmişte Josephine'in okuduğu ve kendisinin ablasından dinlediği bir roman gibi kızın kokusuna aşık olmuştu adeta. Fakat olayın o defasından farkı, Christian'ın kızı serbest bırakmasıydı. Oldu ki Claret açlığından gözü dönmüş bir şekilde saldırmıştı oğlana, o zaman ne demeye yaşamasına izin vermişti ki? Şimdi onun kıza karşı duyduğu gibi bir hoşlantı mıydı söz konusu olan, yoksa kendince sebepleri mi vardı? Sessizlik süresince o iki yıl öncenin anısı aklına geliyordu. O zamanki çaresizliği. Ablasının işlediği cinayete şahit olduğu o an bütün bildiklerinden şüphe etmişti. Cinayet işlediği an gözlerindeki o tuhaf ışıltı, Claret'in sarışın kıza saldırdığı andaki o ışıltıyla aynıydı. Kızın cazibesinden dolayı değildi bu, ki bunun için bakmaya gerek yoktu, yerdeki bir miktar kandan yayılan koku bunu fazlasıyla açık etmişti. İkisinin de ortak yönü olan bir şeyi fark etmişti şimdi. Zayıflıklarını. Tek farkı bu zayıflıklardan birinin Christian'ın hayatını mahvetmiş olmasıydı onun için. Claret'e bir sempati duymuştu aniden. Onu ablasının farklı bir şekli olarak görüyordu. Ki Christian her ne kadar bir yenidoğan olsa da ikisinden çok daha merhametliydi.

-Bu konuyu daha fazla tartışmak benim de hoşuma gitmiyor. Fakat söyle bana, madem benimle giderdin açlığını neden bütün avlarına yaptığın gibi öldürmedin beni?

Konuyu açtığında otomatik olarak çatılan kaşlarını durdurmayı başarmıştı bu kez. Kıza karşı yargılayıcı bir tavır sergilememeye çalışarak konuşmaya çalışıyordu. İki yıl öncesi şimdi aklında daha berraktı. Neden o ara sokağa girdiğini, aklından neler geçtiğini ve nasıl bir ruh halinde olduğunu daha iyi hatırlıyordu. Ablasına bir açıdan bu kadar benzeyen bir kızla karşılaşmaktı asıl kaderi. Kızın da iki yıl önce düştüğü hataya düşmesi değildi. Şimdi kader meselesini daha iyi anlıyordu. Kaderi bu iki acımasız kadını bir şekilde doğru yola götürmek ya da onlarla beraber karanlığın bir oyuncağı olmaktı.
Claret, sözlerin üzerine güldü ilk önce, ardından ise aynı Christian'ın karanlığı izleyen gözleri gibi ortadan kayboldu.




RP OUT: Daha önce kullanıldı.



Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
George Crownie
Hogwarts Müdürü
Hogwarts Müdürü
avatar

Gerçek İsim : umut.
Mesaj Sayısı : 1989
Kayıt tarihi : 11/07/09
Yaş : 25
Lakap : geo.

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
100/100  (100/100)
Patronus: Mantikor

MesajKonu: Geri: Catherine   Salı Tem. 26, 2011 6:48 pm

Kurgu hoş. Beğendim. Fakat bazı bölümlerde eksikler de bulmadım değil. Daha fazla ayrıntıya inerek başarılı olabileceğini düşünüyorum. Betimelemelerin aynı derecede hoş fakat çevre tasvirlerine dikkat etmelisin. Yazım hatasına rastlamadım bu yüzden güzeldi. Diyalogları ayırman hoş olmamış diyebilirim. Paragraf düzenini biraz bozmuş açıkçası 1-2 diyalog için neyse ama tüm diyaloglar ayrı durunca kötüye kaçmış. Renklendirme hoş, fakat daha pastel tonlar kullanılabilirdi. Anlatımını sevdim. Fakat sonlara doğru biraz hızlı geçiştirilmiş gibiydi. Kısacası hoş bir roldü.


Betimleme: 27 / 30
Paragraf Düzeni: 3 / 5
İmla Düzeni: 10 / 10
Anlatım: 38 / 40
Kurgu: 13 / 15

91, Tebrikler.

_________________

görlüm yapar yea.


::..¨..::f42a:
 




Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://eskiao.roleplaylife.net
 
Catherine
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Catherine Aida Swain

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Ateş Oku RPG ~~ Hogwarts :: Karakter ve RO Dünyası :: Oyun Vadisi :: Seviye Belirleme-
Buraya geçin: