Ateş Oku RPG ~~ Hogwarts
Merhaba

Foruma Hoşgeldiniz

Kayıt Olduktan Sonra Rütbe Seçmelisiniz. Ve Daha sonra Lejant Oluşturmalısınız;

Ateş Oku RPG ~~ Hogwarts


 
AnasayfaAramaÜye ListesiKayıt OlGiriş yapKapı

Paylaş | 
 

 Eliza Rosche

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
J. Eliza Rosche



Gerçek İsim : DED
Mesaj Sayısı : 1
Kayıt tarihi : 26/07/11
Yaş : 22

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
90/100  (90/100)
Patronus:

MesajKonu: Eliza Rosche   Salı Tem. 26, 2011 10:52 pm

Lanet olsun Eliza. Kendine gel!

Kafasında ziller çalıyordu. İçindeki ses avazı çıktığı kadar bağırıyor, Eliza'’yı kendisine getirmeye uğraşıyordu. Başına aldığı ağır darbeyle kendisinden geçmişti. Burnuna dolan rutubet kokusu nefes almasını zorlaştırıyordu. Saçları, kafasından beton zemine akan sıcak sıvıyla ıslanmıştı. Gözlerini açtı ama görebildiği tek şey tepesinde loş bir şekilde parlayan ışıktı. Kollarını hareket ettirmeye çalışıyordu ama canı hiç olmadığı kadar acıyordu. Acıyla iç çekti. Birilerinin ayak seslerini duyuyordu. Gittikçe yaklaşan bir grup olduğunu tahmin ediyordu. Hareket etmek için kendini bir hayli zorlaması gerekiyordu. Dudaklarının arasından kısık bir iniltinin çıkmasına engel olamamıştı. Adımların sıklaştığını duyabiliyordu. Gözlerini, ortama uyum sağlayabilmesi için hızlı hızlı kapatıp açıyordu. Sonunda vücudundaki uzuvları hissetmeye başlamıştı. Bir an önce kalkması ve oradan, elinden geldiğince uzaklaşması gerekiyordu. Ayağa kalkmasıyla büyük bir baş dönmesi yaşadı ve ellerini, bir yere tutunabilme umuduyla yan tarafına uzattı. Ellerinin, buz gibi zeminle birleşmesiyle ayakta kalabilmişti. Kalbi göğüs kafesinden çıkacakmış gibi hızlı atıyor, kesik kesik nefesler alıp veriyordu. Ayak sesleri gittikçe yaklaşırken paniğe kapılmasının akıllıca olmadığını biliyordu ama kendisine engel olamıyordu. Ellerini, ıslak ve soğuk duvardan ayırmadan biraz ileride gördüğü kapıya benzer yere doğru harekete geçti. Ayağını, ne olduğunu anlayamadığı bir şeye vurduğunda olduğu yerde durdu ve yere baktı. Yavaşça eğilip, katı cismi eline aldı ve aynı anda çığlık attı. Dengesi tümüyle sarsılmıştı. Duvarın dibine oturdu ve bacaklarını kendisine doğru çekti. Olup bitenleri hatırlayamıyordu. Buraya nasıl gelmişlerdi? Michael'’ı kim, neden öldürmüştü? Eliza’dan ne istiyorlardı? Biraz ilerisinde duran kesilmiş başa baktı. O karanlıkta bile, Michael’'ın açık olan gözlerinden okunuyordu tüm duyguları. Korku, pişmanlık ve uğradığı ihanete olan hayal kırıklığı… Neler olduğunu hatırlamak istiyordu, gözlerinden akan yaşları sildi ve etrafındaki seslere odaklanmaya çalıştı. Bir terslik vardı. Gözleri iri iri açıldı. " Lanet olsun! " diye mırıldandı. Ayak seslerinin kesildiğini ancak o anda fark edebilmişti. İzlendiğine dair bir his vardı içinde. Odanın diğer ucuna, karanlık bölgeye baktı. Bir hareketlenme olduğunu hissedebiliyordu. Gözlerini bir saniye bile karanlıktan ayırmayarak ayağa kalktı. Sırtını duvara yaslayarak duvar boyunca ilerlemeye başladı. Yavaş ve sessiz adımlar atmaya çalışsa da üzerinde, onların gözlerini hissedebiliyordu. Her adımını takip ettiklerini biliyordu.

Sonunda kapıya ulaşmıştı ama tedbiri elden bırakmamaya kararlıydı. Elini kapı tokmağına uzattı ve yavaşça çevirip kapıyı açtı. Kendisine doğru yapılacak olan herhangi bir hareket bekliyordu. Oysa hiçbir şey olmamıştı. Daha fazla beklemenin lüzumu olmadığını düşündü ve odadan çıkıp ardından da kapıyı kapattı. Elinden geldiğince hızlı bir şekilde koşuyordu. Etrafın karanlık olmasına aldırmadan koşmaya devam etti. Nereye gittiğini bilmese de çıkış yolunu elbet bulacağını düşünüyordu. Ayak seslerini tekrar duymaya başladığında soluklanmak için henüz durmuştu. Sesler yankılanıyor, Eliza bir türlü ne tarafa gideceğini kestiremiyordu. Gözlerini kapattı ve sese odaklanmaya çalıştı ama olmuyordu çok fazla yankı vardı. İçgüdülerine güvenmesi gerektiğine karar vermiş ve sol tarafındaki koridora doğru atmıştı kendisini. Hızlı nefesler alıp veriyordu. Boğazı, yakıcı bir şekilde kurumuş, midesi biraz yemek için yalvarıyordu. Elini midesine götürdü. Bunu şimdi düşünemem! Diye geçirdi içinden, gözlerini midesinden ayırıp karşısına çevirdiği sırada. Gözlerinin bir çift gözle buluşmasıyla kalakalmıştı. Kaçması, çığlık atması ya da bir şeyler yapması gerekiyordu. Ama o öylece kalmıştı. Gözleri birbirine kitlenmiş bir şekilde, ikisi de hareket etmiyordu. Karanlıkta, genç adamın yalnızca gözlerini görebiliyordu. Uzun boylu ve iri yarı olduğu anlaşılıyordu. Eliza’'ya doğru bir adım attığı sırada, genç kız da geriye doğru bir adım attı. Genç adam yüzüne çarpık bir gülümseme yerleştirirken, gözleri genç kıza güven verici bir şekilde bakıyordu. Kelimeleri kullanmaya gerek duymuyordu Eliza'’yla anlaşmak için. Birkaç adım daha attı genç kıza doğru ve bu sefer geri çekilme ihtiyacında bulunmadı Eliza. Ona güvenmesi gerektiğini hissediyordu. O, Eliza'’nın oradan kaçış biletiydi. Çocuk yaklaştıkça Eliza’'nın görüşü daha da bulanmaya, başının arkasına aldığı darbeyle oluşan yara ağrımaya başlamıştı. Kafasından akan sıvıyı hissettiğinde, çocuk da elini yaranın üzerine götürmüştü. Bacaklarının titremeye başlamasıyla genç adama tutundu. Duvarlar etrafında dönerken midesi ağzına gelmişti. Genç adam, Eliza'’yı yavaşça beton zemine doğru çekmeye çalışıyor ama genç kız hala direniyordu. Buz gibi soğuk ve nemli zeminde, hiç tanımadığı kimliği belirsiz bir çocuğun kucağında uzanıyordu. Genç adamın elleri usulca genç kızın saçlarını yüzünden çekerken, bir yandan da bir şeyler mırıldanıyordu. Eliza dudaklarını araladı kelimelerin çıkıp gitmesine izin vermek için ama sadece bir inleme duyuldu genç kızdan. Canının acıdığının bile farkında değildi oysaki.

Kendine gelmesi epey bir zaman almıştı. Kendisine çok tanıdık gelen, güzeller güzeli yüze baktı. O da genç kıza bakıyordu. Yüzünde, Eliza'’nın anlayamadığı bir ifade vardı. Diğer herkesin aksine, onun hislerini bir türlü çözemiyordu. "“ Sen kimsin? "“ diye sordu Eliza, artık zamanının geldiğini düşünüyordu. Tekrar konuşma yetisini kaybetmeden önce burada neler olup bittiğini öğrenmesi gerekiyordu. Genç adam gayet rahat bir tavırla, "“ Dimitri "“ demişti. Eliza onu bir yerden tanıdığını biliyordu ama hatırlayamıyordu. Genç kızın yüzündeki kafası karışmış halini görünce "“ Geri döndüğünde sakın ona güvenme! “" demişti sanki daha çok kafasını karıştırmak istiyormuş gibi. Kime? Diye soracak oldu Eliza ama görüşü tekrar çalkalanmaya başlamıştı.

"“ Elizaa! Elizaaa! "“ sesin nereden geldiğini anlayamıyordu. Dimitri’nin ağzının hareket edip etmediğini görememişti ama bunun, o olmadığına emindi. Michael! İçindeki ses haykırarak söylemişti genç adamın adını. Ama bu imkansız! Diye düşündü Eliza. O ölmüştü. Bunu gözleriyle görmüştü. Görüşü gittikçe bulanırken Dimitri'’nin tekrardan mırıldandığını duydu.“ " Merak etme, ben sana yardım ederim. “"

Gözlerini, çiçeklerle bezenmiş dans pistinin ortasında açtı. Belini sıkıca kavramış olan kolların sahibine baktığında kalbi ağzına geldi. Michael, hiç durmadan adını söyleyip duruyordu. Herkes onlara dönmüş bakıyordu. Eliza olan bitene anlam veremiyordu. “ "Sen iyi misin Eliza? İstersen biraz oturabiliriz." sesi son derece endişeli ve bir o kadar da canlıydı. Yutkundur sesli bir şekilde. Olanlara anlam veremiyordu. Kafasının karışık olduğunu belli etmemeye çalışarak " Bir anlığına başım döndü. Sanırım biraz otursam iyi olacak. " dedi masalardan birine ilerlerken. Bu nasıl olabilmişti? Gözlerini tüm salonda gezdirdi. Kafalar birer birer onlara dönüyordu. İnsanlar, bunlar ne halt ediyorlar böyle? dermiş gibi bakıyorlardı. Michael, Eliza'’nın narin elini kendi elinin arasına aldı ve masaya doğru ilerlediler. Her şeyin bir hayal olduğunu düşünmeye başladığı sırada başının arkasındaki sancıyı hissetti. Hayır, yaşananlar gerçekti ve Michael da ölmüştü. Ama yanında oturan da kimin nesiydi ve nasıl oldu da bir anda dans pistinde belirivermişti? Bunların cevabını bulmak için kime ihtiyacı olduğunu biliyordu ama onu nasıl bulacaktı. Michael'’a tek kelime bile etmeden dans pistine bakıyordu. Tam o anda, resmiyetten tamamen uzak bir kıyafetle, dağınık sarı saçları ve yeşil renkli gözleriyle Eliza'’yı delip geçen bakışlarıyla kendisine doğru gelen genç adamı gördü. Donup kalmıştı. Dimitri yavaşça elini genç kıza doğru uzattı ve “"Dans eder misin?" “ diye sordu çarpık gülümsemesini yüzüne yerleştirirken. Eliza ise o şaşkınlıkla kalakalmış bir şekilde “ "Sen!" “ dedi. Burada olmasının iyi mi yoksa kötü mü olduğunu bilmiyordu ama her şeyi öğrenmesi gerekiyordu. Ne olduğunu ve neler olacağını…
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Valeria Nerissa Wesley
Sihirli Yaratıkların Bakımı Profesörü
Sihirli Yaratıkların Bakımı Profesörü
avatar

Gerçek İsim : Ebru.
Mesaj Sayısı : 1504
Kayıt tarihi : 13/09/09
Yaş : 23

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
100/100  (100/100)
Patronus: Beyaz Leopar

MesajKonu: Geri: Eliza Rosche   Salı Tem. 26, 2011 11:47 pm

Betimleme: 26 / 30
Paragraf Düzeni: 4 / 5
İmla Düzeni: 10 / 10
Anlatım: 36 / 40
Kurgu: 14 / 15

Puanınız, 90. Keyifli Roleplayler... ^^

_________________

Benim hatun benim gibi dengesiz. *.*:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Eliza Rosche
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Ateş Oku RPG ~~ Hogwarts :: Karakter ve RO Dünyası :: Oyun Vadisi :: Seviye Belirleme-
Buraya geçin: