Ateş Oku RPG ~~ Hogwarts
Merhaba

Foruma Hoşgeldiniz

Kayıt Olduktan Sonra Rütbe Seçmelisiniz. Ve Daha sonra Lejant Oluşturmalısınız;

Ateş Oku RPG ~~ Hogwarts


 
AnasayfaAramaÜye ListesiKayıt OlGiriş yapKapı

Paylaş | 
 

 ~Lúthien.

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
G. Lúthien Quellina
Bar &. Cafe Quella Sahibesi
Bar &. Cafe Quella Sahibesi
avatar

Gerçek İsim : Duygu.
Mesaj Sayısı : 19
Kayıt tarihi : 26/07/11
Yaş : 23
Lakap : G, Lúth, Lúthy...

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
93/100  (93/100)
Patronus: Sibirya Kurdu

MesajKonu: ~Lúthien.   Çarş. Tem. 27, 2011 11:16 pm

    Gecenin karanlığını delen ayak sesleri aceleci, bir o kadar da kendinden emin bir edayla genç kadına doğru yaklaşmaya devam ederken genç kadının yaptığı tek şey kıpırdaman beklemek olmuştu. Evet, en sonunda bulmuştu kim olduğunu, nereye ait olduğunu. İçindeki çatışmanın son kırıntılarını da silmişti tüm benliğinden. Geriye koskoca bir boşluk kalmıştı ona. Bu boşluk yüzünden bu kadar vurdumduymaz, bu kadar acımasız olmuştu bekli de. Belki de onun böyle olmasının tek nedeni damarlarındaki kötülüktü. Nedenlerle uğraşmayı uzun zaman önce bırakmıştı genç kadın. Kafasına koyduğunu yapıyordu, sadece yaşıyordu işte. Kendi kendisinin efendisiydi. İçindeki kötülüğü gizlemekten çekinmiyordu artık, gizlemediği gibi etrafına yaymaktan da çekinmeyen biri olmuştu. Esmeye başlayan rüzgâr yaslandığı ağacın dallarını sallarken sonbaharın habercisi olan sararmış birkaç yaprağın süzülerek yere düşüşünü izledi. Yaklaşan ayak sesleriyle eş zamanlı olarak genç kadın da ayağını yere vurmaya başlamıştı. Beklemekten nefret eden biri olarak yaklaşık on dakikadır burada beklemesi açıkçası tarihe geçmesi gereken bir olaydı. Bu kadar önemli olmasaydı çoktan gitmiş olurdu.

    -Çok özür dilerim, Nemesis

    Sesin sahibi iyice yaklaşıncaya kadar bekledi genç kadın; böylece hem yüzünü rahatlıkla görebilir hem de sesini duyurmak için ilaveten bir çaba harcamasına gerek kalmazdı. Adamın iki adım ötesinde durduğunu görünce oldukça sert bir yüz ifadesiyle konuşmaya başladı.

    -On dakika önce burada olman gerekiyordu.
    -Evet, şey—
    -Tamam, sus! Saçma sapan nedenlerini dinleyerek daha fazla vakit kaybetmek istemiyorum. Biliyor musun? Seni şuracıkta öldürebilirim ama senin gibi, mmmm, tatlı birini öldürmeyi hiç istemem. Bir daha tekrarlama, bu sefer affetmem.
    -Emin olabilirsin.

    Bir süre karşısında duran adamı süzdü dikkatle. Dağınık bıraktığı saçları alnına düşmüştü. Ay ışığında parıldayan mavi gözleri onun bakışlarına karşılık veriyordu. Büyük bir ihtimalle adam da onu süzüyordu. Omuzları geniş, vücut hatlarını ve tabii ki kaslarını sergilemesine yardımcı olan dar siyah tişörtü, oldukça seksi görünmesine neden oluyordu. Bu gece adam da onun gibi siyahlara bürünmeyi tercih etmişti anlaşılan. Bu genç adamı uzun süredir tanıyor olmasına rağmen şimdiye kadar bu kadar hoş, aslında seksi demek daha doğru olur, göründüğünü fark edememiş olduğu için küfretti kendine. Hiçbir şey için geç kalmış sayılmazdı. Elbette, onun da zamanı gelecekti ama şimdi değil, bu gece değil. Şimdiye kadar istediği diğer erkekler gibi bunun da onu reddedemeyeceğini biliyordu. Bu yüzden de acele etmesine gerek yoktu. Sessizliğin biraz fazla uzadığını düşünerek tekrar konuşmaya başladı. Bu defa her ne kadar ses tonu sert olsa da yüzü biraz yumuşamıştı.

    -Bulabildin mi?
    -Evet, itiraf etmeliyim ki düşündüğümden daha kolay oldu. Kendini gizlemekte oldukça usta biri ama benden saklanabilecek kadar değil. İşte, burada yazıyor.

    Pantolonunun cebinden çıkardığı özenle katlanmış kağıt parçasını kadına doğru uzattı. Durduğu yerden kolunu kaldırıp kağıdı almak varken, işleri biraz daha eğlenceli hale getirmek ve ileride pek uğraşmasına gerek kalmadan, sonraki planları için genç adamın hafızasında yer edinebilmek için aralarındaki mesafeyi çabucak kapattı genç kadın. Aralarında bir adımdan daha az bir mesafe kalıncaya kadar yaklaştı ve gözlerini adamınkilerden ayırmadan kâğıdı aldı. Katlanmış olan kağıdı açtıktan sonra hızla okudu.‘’Greenwood Meydanı, 17 Numara’’ Amacına bir adım daha yaklaşmış olmanın vermiş olduğu memnuniyetle dudakları bükülürken bakışlarını tekrar adama yöneltti. Kağıdı kat izlerine aldırmadan bir kere katladıktan sonra pantolonunun arka cebine koydu ve biraz daha yaklaşarak aralarındaki mesafeyi kapattı. Genç adamın bakışlarında uzun zamandır beklediği bir şeyin olmasıyla oluşan rahatlık bir anlık da olsa kendini belli etmiş ve bu genç kadının gözünden kaçmamıştı. Genç adamın rahatlığı şaşkınlık, panik ve heyecana dönüşürken kadının gülümsemesi iyice yüzüne yerleşmişti. Çabuk bitecekti, istediğini almak için uğraşması gerekmeyecekti. Nefesleri birbirine karışıyordu artık. Genç adamın kendine has kokusu ciğerlerine dolarken aklından bir sürü şey geçirmeye başlamıştı genç kadın, bir sonraki hamlesi ve daha da sonraları… Elini kaldırıp işaret parmağını genç adamın göğsünde usulca gezdirmeye başladıktan birkaç saniye sonra ancak genç adamın duyabileceği kadar alçak bir sesle konuşmaya başladı, az önceki sertliğinden eser kalmamıştı.

    -İyi iş çıkardın, Acheron. Teşekkürler.

    Tanıştıkları günden beri ilk kez ismiyle hitap etmişti ona. Şimdiye kadar genellikle ya isim kullanmadan, ya da abuk subuk lakaplarla hitap etmeyi tercih etmişti ama artık durum farklıydı.

    -Önemli değil, Nemesis.

    Oldukça cılız ve şaşkınlığını ele veren bir ses tonuyla cevap vermişti Acheron.Sesinin tam aksine; yüz ifadesi oldukça normal ve kendini kontrol etmeye çalıştığını belli eder nitelikteydi. Parmağının Üzerinde gezindiği kasları gerilmişti. Onu istiyordu, hem de delicesine ama kendini kontrol etmek için zorluyordu genç adam.‘’Ah, şu şapşal erkekler! Hemen de kanıyorlar. Fazla uzun sürmeyecek’’Vakit gelmişti, bunu hissedebiliyordu. Genç adam kendini kontrol etmekten vazgeçmiş, onu öpmek için hazırlanıyordu. Tahmini bir kez daha doğru çıkmıştı. Başı hafifçe yana bükülürken hafifçe kapattı o mavi gözlerini genç adam ve işte o anda eski haline dönüverdi. Nemesis. Hızla dönerken açık bıraktığı uzun dalgalı saçları Acherion’un yüzüne çarpmıştı. Aslına bakılırsa bu, kasıtlı olarak yaptığı bir şeydi. İki adım attıktan sonra tekrar genç adama döndü ve gözlerini tekrar onunkilere kilitledi. Yıllarca ona bakarak durabilirdi burada. Evet, o doğru kişiydi, bunu derinlerde bir yerde hissedebiliyordu. Sonunda bulmuştu kendi prensini. Annesinin sesi yankılandı kulaklarında: ‘’Zamanı gelince sen de kendi prensini bulacaksın Elbereth?! Tıpkı benim babanı bulduğum gibi…’’Doğru, bulmuştu prensini fakat bu prensin birazcık beklemesi gerekiyordu. Yeni bir sevgiliden önce yapması gerekenler vardı.

    -Her neyse, gitmeliyim. Yeterince oyalandım zaten.
    – Peki.

    Zorla çıkmış olan bu ‘’Peki’’ genç adamın hala şaşkın olduğunun en büyük kanıtıydı şüphesiz. Zorla çıkmış olsa da gayet kontrollü bir peki olmuştu. Şaşkınlığını ancak onu yıllardır tanıyan biri anlayabilirdi. Evet, şimdiye kadar hiç samimi olmamışlardı belki ama Nemesis karakter sentezini oldukça iyi yapan biriydi. Yüzünde kendinden emin, memnuniyetinin bir göstergesi olan tebessümle bir şey demeden arkasını dönüp yürümeye başladığında Acherion’un hala arkasından baktığını biliyordu. Kendininkilerin dışında ayak sesi duymadığı gibi genç adamın bakışlarını da üzerinde hissediyordu.

    -Beni nasıl bulabileceğini biliyorsun, istediğin zaman---
    -Evet evet, biliyorum. Tekrar görüşeceğimizden emin olabilirsin tatlı çocuk.

    Durmadı, ne kadar istese de dönüp tekrar o gözlere bakmadan ilerledi. O bakışları, bu geceyi unutmayacaktı. Genç adamın da unutmayacağından emindi. Köşeyi dönerken istediği tek şey göz ucuyla dahi olsa onu tekrar görebilmekti; ama yapamazdı. O bu kadar zayıf biri değildi. Kuşkusuz, şu an için kendini kaptırması gereken en son konu buydu. Bunun farkına istemeyerek de olsa vardığında onunla ilgili tüm düşünceleri uzaklaştırdı zihninden. Yeni bir şeylere odaklanmaya çalışıyordu fakat düşünceleri sürekli olarak mavi bakışlarına kayıyordu. Evet, bunun başına bela olacağını bile bile aşık oluyordu. İki sokak ilerideki hana vardığı zaman lobide duran adam çoktan horlamaya başlamıştı bile. Otomatik adımlarla odasına, üst kattaki odasına çıktı. Arka cebindeki kağıdı yatağının yanındaki komidinin üzerine bıraktıktan sonra kıyafetlerini çıkarıp sandalyenin üzerine bıraktı. Pencereden içeri süzülen ay ışığında kusursuz vücudunun aynadaki yansımasına baktı bir süre. Aslında oldukça benziyordu Acherion’a. En azından bembeyaz teniyle zıtlık oluşturan simsiyah dalgalı saçları ve mavi gözleri benzediklerini düşünmesi için yeterli olmuştu. Düşünceleri uzaklaştırmak istercesine gözlerini kapattı ve başını hafifçe iki yana salladı. Gözlerini tekrar açtığında o aşk sarhoşu kadın kaybolmuş yerine eski Nemesis gelmişti. Gözlerinde kin ve nefretin vermiş olduğu bir karanlık, yüzünde acımasız bir ifade vardı artık. Uzun zamandır görüyordu bu kadını. Her aynaya baktığında bu nefret dolu bakışlar karşılıyordu onu. Nemesis ismini o takmıştı kendine. Tıpkı o tanrıça gibi o da intikamı savunuyordu. Gözlerindeki karanlığı öne sürse de içindeki o karanlık boşluğa, ettiği intikam yeminine vermişti bu adı. Yatağının üzerinde duran ipek geceliğini bir çırpıda giydikten sonra tekrar komidinin yanına gitti ve kağıdı bir kez daha eline alıp dikkatlice okudu. Unutmayacağından emin olduğu bu adres onun son durağıydı. Yıllardır uğraştığı şeyin biteceği yerdi. Kağıdı tekrar yerine bırakırken histerik bir kahkaha delip geçti geceyi. Memnundu, hem de çok… Yatağına uzandı, ellerini başının altında birleştirip bir kahkaha daha attı. Güneş yavaş yava kendini göstermeye başlarken içeri sızan ışık biraz daha güçlenmişti. Etrafındaki eşyaları rahatlıkla görebiliyordu artık fakat baktığı tek bir yer vardı; hemen yatağının üstünde tavana yapıştırmış olduğu düzinelerce fotoğraf…

    -Ah, çok yazık. Diğerleri gibi senin de sıran geldi.

    Yıllar önce tüm ailesini kaybettiği zaman ettiği intikam yemininin son üyesindeydi, artık sıra. Hayatını zindana çeviren bu adamlardan acımadan almıştı intikamını. Birer birer silmişti yedi kişiden altısını. Basit bir öldürme değildi bu. Tıpkı ona yaptıkları gibi ilk önce ailelerini öldürmüştü gözlerinin önünde. Sebebe ihtiyacı yoktu, onlar bütün yakınlarını birer birer öldürürken hiçbir açıklama yapmamışlardı veyahut acımasına gerek yoktu, onlar da acımamıştı. Bu yedi kişi bütün hayatını altüst etmişti bir hiç uğruna. Gerçekten bir hiç uğruna… Babasının arkadaşları yapmıştı bunu. Sebebini öğrenmek istemiyordu artık. Sebebini biliyor olmak ne kaybettiklerini geri verebilirdi ne de onları bağışlamasına yeterdi. Yakınlarını teker teker öldürdükten sonra tıpkı ona yaptıkları gibi bir müddet işkence etmişti ve eğer şans eseri kurtulup kaçmasaydı ona yapacakları gibi öldürmüştü. Nihayet sıra sonuncudaydı, bu grubun başındaydı… Uykusuna dalmadan önce düşündüğü tek bir şey vardı, birkaç gece sonra o adreste yaşanacaklar. Eğleneceğine hiç şüphe yoktu ve işte ancak o zaman özgür kalabilirdi, Nemesis.

    -Az kaldı, çok az…

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://vincerialineum.my-rpg.com/
Valeria Nerissa Wesley
Sihirli Yaratıkların Bakımı Profesörü
Sihirli Yaratıkların Bakımı Profesörü
avatar

Gerçek İsim : Ebru.
Mesaj Sayısı : 1504
Kayıt tarihi : 13/09/09
Yaş : 23

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
100/100  (100/100)
Patronus: Beyaz Leopar

MesajKonu: Geri: ~Lúthien.   Çarş. Tem. 27, 2011 11:49 pm

Betimleme: 27 / 30
Paragraf Düzeni: 5 / 5
İmla Düzeni: 9 / 10
Anlatım: 37 / 40
Kurgu: 14 / 15

Puanınız, 93. Keyifli roleplayler... ^^


_________________

Benim hatun benim gibi dengesiz. *.*:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
~Lúthien.
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Ateş Oku RPG ~~ Hogwarts :: Karakter ve RO Dünyası :: Oyun Vadisi :: Seviye Belirleme-
Buraya geçin: