Ateş Oku RPG ~~ Hogwarts
Merhaba

Foruma Hoşgeldiniz

Kayıt Olduktan Sonra Rütbe Seçmelisiniz. Ve Daha sonra Lejant Oluşturmalısınız;

Ateş Oku RPG ~~ Hogwarts


 
AnasayfaAramaÜye ListesiKayıt OlGiriş yapKapı

Paylaş | 
 

 Esther | İlk Vampir | Perde Arkası

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Esther A. Nìssohtar
İlk Vampir | Alfa | Admin
İlk Vampir | Alfa | Admin
avatar

Gerçek İsim : Çisem
Mesaj Sayısı : 16
Kayıt tarihi : 29/07/11

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
100/100  (100/100)
Patronus:

MesajKonu: Esther | İlk Vampir | Perde Arkası   C.tesi Tem. 30, 2011 7:15 am




    Vampirlik de insanlık kadar eskidir dünya üzerinde. Gündüzün Tanrısı yaşam için insanları, Adem ile Havva’yı, yaratırken Gecenin Tanrısı; bir çift değil, tek bir canlı yaratmayı seçmiştir. Bu canlı öyle bir canlıdır ki; gecenin karanlığından güç alacak, diğer canlıların yaşamından, yani kandan beslenecek, evrenin belki de en hızlı ve güçlü canlısı olacak, yaşamı son bulmayacaktı. Tabii tüm bunların hepsinin bir bedeli vardı; güneş ışığından mahrumluk. Gecenin Tanrısı böylece ilk canlısını yarattı tüm kudretiyle. İnsanlık ilerde bu canlı türüne ‘Vampir’ demeye başlayacak ve sarımsak gibi hurafe inançlarla onlardan kaçmaya çalışacaklardır. Çünkü bu yaratılan canlı türünün bir diğer özelliği ise; doğurgan olmamasıdır. Yeni bir vampirin doğa bilmesi için kanın çekilmesi ve vücuda vampir kanının, Esther’in kanının enjekte edilmesi gerekir. Bu enjekte değil, içirme yoluyla da olabilir tabii ki de.

    İlk vampir olan Esther, binlerce yıl boyunca tek vampir olmayı sürdürmüş, açlığını o zamanın ilkel hayvanlarıyla bastırmıştır. Adem ile Havva’nın günahkarlıklarına rağmen dokunulmaz olmaları, Esther’i onlardan uzak tutan en büyük sebepti. Net bir şekilde uyarılmıştı, onlara dokunursa gece de ona sırtını dönecekti. Böylece güçsüz; ama yine de diğer canlılara göre güçlü bir şekilde yaşamını sürdürdü insanlık çoğalana kadar. Ele alınır bir popülasyon oluştuğundaysa kendisini fark ettirmeden insanlardan beslenmeye başlamış ve günbegün gücüne güç katmıştır. Yalnızlıktan sıkılan vampir, bir süre sonra soyuna yeni vampirler eklemeye başlamıştır. Kendi kanını içirttiği bu vampirlerin hepsinin vücudunda dolaşan kan onun kanıdır. Bu kan, aynı şekilde gelecek nesillere aktarılmıştır. Tüm vampirler Esther’in kanıyla sonsuzluğa adım atmıştır. Bu, Esther’in onlara istediği zaman ulaşmasına, aralarında bağ oluşmasına sebep olmuştur. Bazı vampirler Esther’i reddederek özgür yaşamayı seçse de, içten içe ilk vampire bağlıdırlar aslında.

    Çağlar değişir, kültürlerin yerini kültürler, devletlerin yerini devlet alır. Fakat ilk vampir hiçbir zaman bunlardan geri kalmaz. Daima zamana uyum sağlar. Bu, fark edilmesini zorlaştıran en büyük etkendir. Ortaçağ dönemi geldiğinde, vampir sayısının artışıyla beraber dünyada bir ‘Dracula’ hurafesi dönmeye başlar. Bu Esther’in canını sıksa da, sinirlerine hakim olabilmiş ve araştırmaya devam etmiştir dünya çapında. Söylentiye göre; Transilvanya’da yaşayan Dracula adında bir Kont vardır. Bu Kont, yaşamı boyunca bir sürü savaşa katılmış ve büyük başarılar elde etmiştir. Namını Türk topraklarının tam sınırındaki büyük ırmakta, Türklerle savaşarak kazanmıştır. Kazıklı Voyvoda da denilen Dracula hakkında ‘ormanın ötesindeki ülke’nin oğulları arasında en zeki, en kurnaz ve en cesuru olarak bahsedilmiştir. Anlatılanlara göre, Draculalar büyük ve asil bir ırkmış ama arada sırada çağdaşları tarafından Şer’le ilişkisi olan çocukları olduğuna inanılmış. Onun sırlarını, dağların arasındaki Hermanstadt Gölü’nün üzerinde, şeytanın onuncu alimi kendi hakkı saydığı Scholomance’de –Şeytan tarafından büyü ve doğa sırlarının öğretildiğine inanılan okul- öğrenmmişler. Bir yazmada Dracula’dan ‘wampyr’ olarak bahsediliyordu. Yani, Dracula’nın şeytanla iş birliği yaptığı, dolayısıyla kanla beslenmesi gerektiği inanılıyordu. Bu, gerçeklerle uzaktan yakından alakası olmayan bir şeydi. Dracula, zamanında insanlara eziyet etmiş basit bir adamdan başka bir şey değildi. Bir vampirin kudreti hiçbir zaman damarlarına girmemişti. Ve hiçbir zaman geceye hükmetmemişti. İlk vampir söylentileri ise… Esther’in gülüp geçtiği bir söylentiden başka bir şey değildi. Bu Dracula hikayesinin tek iyi yanı, insanların vampirleri haç veya sarmısakla alt edebileceklerine inandırmasıydı. Ne kadar garip davranışları olursa olsun haçlı bir vampir ortalıkta dikkat çekmezdi mesela. Veya akla ilk gelen korunma yolu sarımsak, etkisizliğinden ötürü vampirlere kolaylık sağlardı hep.

    2014 yılına gelindiğinde ise, vampirler insanlar arasında da yaşamaya başlamıştır. Çoğu vampir, insan yerine yakın geçmişte keşfedilen büyücülerin yanında yaşamaya devam eder. Esther de büyücülerin arasında yaşamayı tercih etmiş, yüzyıllar boyunca değişik meslekler denemiştir halk arasında. Büyücülerin vampirlerden korkmayışı onların avantajıdır. Geceleri saklanarak değil, kendilerini göstererek dolaşabilirler. Tabii dolunay geceleri hariç… Tek zayıf yanları vardır bu muhteşem yaratıkların. Kurtadam denen melez ırka karşı zayıflıkları… Bir kurtadam bir vampiri ısırırsa bu ölüm anlamına gelir. Fakat bu kurtadamların üstün olduğu anlamına gelmez. Hız bakımından kurtadamlardan hızlı olan vampirler, kalplerini sökme yöntemiyle kurtadamları öldürebilirler. Ama bu, riske atılacak bir şey değildir. Dolayısıyla dolunayda ortalıkta dolaşmamaya özen gösterirler.




    Dracula kısmı, gerçek Bram Stoker - Dracula kitabından alınmıştır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Esther | İlk Vampir | Perde Arkası
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Ateş Oku RPG ~~ Hogwarts :: Karakter ve RO Dünyası :: Kurgularınız :: Karakter Kurguları-
Buraya geçin: