Ateş Oku RPG ~~ Hogwarts
Merhaba

Foruma Hoşgeldiniz

Kayıt Olduktan Sonra Rütbe Seçmelisiniz. Ve Daha sonra Lejant Oluşturmalısınız;

Ateş Oku RPG ~~ Hogwarts


 
AnasayfaAramaÜye ListesiKayıt OlGiriş yapKapı

Paylaş | 
 

 İlk Fısıldaşmalar

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Pierretta Qixinâ
Hufflepuff V. Sınıf
Hufflepuff V. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 124
Kayıt tarihi : 28/07/11
Lakap : Princess of Hufflepuf.

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
100/100  (100/100)
Patronus: Basilisk

MesajKonu: İlk Fısıldaşmalar   Paz Tem. 31, 2011 8:01 am

    Toparlanmak pekte zor olmamıştı Pierretta için. Zaten dört yıldır zorunlu olarak geldiği okuluna pek yerleşmiş sayılmazdı. Uzun bir süreydi evet ama zorunluluk nedeniyle okuyordu burada. Ona kalsa, İngiltere'de yaşamak daha iyiydi. Ama bir aileye sahip olmadığı için kararı kendisi değil, yetkililer veriyordu. Ve Pierretta, İngiltere'de değil Fransa'da yaşıyordu. Bu yüzden, diğerlerinden ve gördüğü ilgisizlikten kurtulmak için Beauxbatons'a gitmeyi seçmişti. Ailesini hiç tanımamış ve onları hiç görmemiş olmasına karşı, hiç bilmediği bir dünyaya açılan kapıları zorlamıştı. Yalnız, tek başına. Ne Beauxbatons'dayken ne de başka bir yerdeyken kimse yanında olmayı seçmemişti. Nels dışında hiç kimse. Nels ise, efendisine ithaat etmek zorunda olduğu için yaşantısı boyunca, daha doğrusu Beauxbatons'a geldiği ilk yıldan beri Pierretta'nın yanında kalmıştı. Birlikte ufak haylazlıklar yapmışlardı. Beauxbatons'dan ayrılmasının bir diğer sebebiydi Nels'te. Ama bu durum Pierretta'yı üzmüyor, aksine amacına ulaştığı için sevindiriyordu. Son yaptığı şey, bir Profesör'ün odasını yakmaktı ve bu Beauxbatons'dan atılması için oldukça büyük bir nedendi. Ve işte. Şimdi Hogwarts'a gidecekti. Yeni bir hayata, istediği şehirde başlayacaktı. Seçeceği yeni hayatını istediği şekilde yürütecekti.

    Yaptığı ufak oyunlardan birkaçının ardından, ödünç aldığı büyücü paralarını saklamak için seçtiği yöntem tabii ki de onları Gringotts'a koymaktı. Diğer insanların hırsızlıkla nitelendirdiği bu davranışı, Pierretta kendi payını ödünç almak olarak görüyordu. Ve bu sayede, büyücülerin bankasında gelecekte ki yalnızlığına yüklü bir miktarda miras bırakmıştı. Bankaya uğramak için kaldığı otelde hazırlanıyordu. Hazırlanmasının pek uzun sürmemesinin tek nedeni, diğer kızlar gibi ayakkabı veya kıyafet manyağı olmayışıydı. Üzerine kırmızı bir bluz ve altına siyah bir kot, eline geçen ilk eşyaları olmuştu. Ve bunları hızla üzerine geçirdikten sonra toplu saçlarını omuzlarına doğru savurdu. Boy aynasının karşısında hiçte fena görünmüyordu. Kırmızı converseinin etrafına dolanmaya başlayan Nels'e bakıp gülümsedi esmer cadı. Gözlerini Nels'in sinsi ve bir o kadar da sakin ifadesinden ayırmıyordu. Gülümsemesini hüzne dönüştürerek başkalarının pek kullanamadığı dilde bir şeyler fısıldadı sürüngen arkadaşına.
    ''Üzgünüm Nels, bu sefer sen gelemiyorsun.''
    Fransa'da olduğu gibi okul dışında gittiği yerlere küçük(!) yılanını taşıyamıyordu. Bir büyücü bankasına girdiğinde yanında yerleri süpüren bir canlıyı gören ufak cinlerin tepkisini kafasında canlandırmak ve bu durumdan Nels'in ne kadar zarar görebileceğini düşünmek bile istemiyordu. Biraz önce ki yerinden sürünerek yatağının altına dolanan yılanın başını okşadıktan sonra kırmızı converselerini ayağına geçirmiş ve son dört yıldır Pierretta'yla birlikte olan asasını cebine zar zor sığdırmıştı. Artık birkaç saatliğine bu odadan ayrılmak için hazırdı. Belki de işlerini bitirip, bir yerlerde bir şey içmek bile isteyebilirdi. Yazın ortasındaydılar ve güneş kavurucu sıcaklıkta, tam tepelerindeydi. Otelin merdivenlerini küçük çocuklar gibi hoplayarak ve zıplayarak inerken, Beauxbatons'da yaptıklarını düşünüyor ve bir yandan da kıkırdıyordu istemsiz olarak.


&


    İngiltere, Hogsmeade... Birkaç yıl önce hayal ettiği o büyülü kasaba. Şimdi bizzat yollarında gezmiş, havasını solumuş ve Bağıran Baraka denilen bar tarzı mekana dinlenmek için ayak basmıştı. Gringotts'tan bir miktar para çektikten sonra, onları harcayacak bir yer aramıştı. Gözüne takılan, eski gibi görünen ama oldukça hoş bir mekandı burası. Tek sorunu, Pierretta'ya göre oldukça kalabalıktı. Boş kalan tek yer ise, mekanın camına bakan ve güneşin uğrak yer haline getirmiş olduğu eski bir tahta masaydı. Bağıran Baraka'nın kapısı eski olduğunu açılırken çıkardığı tiz sesle belli ederken, Pierretta içeceğini istemişti.
    ''Viski, lütfen.''
    Fransa'da sürekli gittiği mekanlar belliydi ve buralarda genelde içtiği alkollü içeceklerden biri de viskiydi. Buzla birlikte servis edilen içeceği avuçlarının arasına aldıktan sonra, günün yorgunluğundan dolayı bedenini saran sıcaklık, sadece avuç içlerini terk etmişti. Çünkü bardak ve içinde ki içecek gerçekten soğuktu. Aynı etkiyi midesine giden kısa yolda da yaratmasını ister gibi bir an önce bardağı kaldırmış ve dolgun dudaklarının arasından buzlu viskinin soğukluğuyla beraber ilerlemesine izin vermişti. Boğazından geçen soğuk içecek adeta boğazını yaktıktan sonra midesine doğru ilerlerken bütün soğukluğu viskinin her bir damlasının değdiği bölgelerde hissediyordu. Kristal bardağı tekrar masanın üzerine bıraktığında karşısında davetsiz bir misafir var gibi görünüyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Zepour Nerdenian
Hufflepuff V. Sınıf
Hufflepuff V. Sınıf
avatar

Gerçek İsim : Ebru.
Mesaj Sayısı : 40
Kayıt tarihi : 29/07/11

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
100/100  (100/100)
Patronus:

MesajKonu: Geri: İlk Fısıldaşmalar   Çarş. Ağus. 10, 2011 10:09 am

    Gryfindorlu büyücü ısrarla cadıya bir şeyleri kabul ettirmeye çalışıyordu. Ancak genç porsuğun inatçılığı ve kararlarından dönmeme huyu onu, bu lafları kulak arkası yapmaya itiyordu. Büyücü kalın dudaklarını aralamış, azat ettiği kelimeleri sarf ediyordu hala. Kalın sesi cadının kulaklarını doldururken ona aldırış etmemeye çalışıyordu.

    "Z, saçmalıyorsun. Görülmüş ya da duyulmuş bir şey mi bu? Bir profesör öğrencisiyle birlikte olacak. Takıntıdan başka bir şey değil senin ki. Sadece elde edebileceğini görmek istiyorsun. Ama biliyorsun ki Profesör Raphael sana öğrencisi gözüyle bakmaktan vazgeçme-"

    Sözlerini bitirmesine engel oldu genç porsuk. İnce, işaret parmağını büyücünün dudaklarının üzerine koymuş ve onu susturmayı başarmıştı. Sokağın ortasında bağıra bağıra bunun söylenmesinden rahatsız olmuştu ya da söylenenleri daha önce defalarca duymuş olmanın verdiği bıkkınlıktan dolayı yapmıştı bu hareketi. İkisinin karışımından oluşan bir ruh halinden dolayı verilmiş bir tepki de olabilirdi. Dolgun dudaklarını aralayarak özgür kalmasına izin verdiği kelimelerdi az önce ki konuşmaya son veren.

    "Dean, bunları defalarca kez duydum. Neleri yapacağımı bugüne kadar kimseye sormadım o yüzden iki yıl kaybım var. Böyle olmasını istedim çünkü. Şimdi izninle gidiyorum. Sonra konuşuruz."

    Sesindeki ton ve ciddiyeti cadının bu konu hakkındaki kararlılığını ve ona akıl vermeye çalışanlara olan sinirini gözler önüne seriyordu. Büyücünün söyleyeceklerini umursamadan uzun ve dar sokakta yürümeye koyuldu. Tam karşısından esen yel, yüzünü yalayarak geçiyordu. Her bir hücresinde hissettiği serinlik biraz olsun sakinleşmesini sağlamıştı. Uzun aralıklarla dizilmiş olan ağaçların yaprakları hala yeşildi. Ancak kimisinin rengi sarı rengi benimseye başlamıştı. Rüzgarın etkisiyle birlikte çıkan hışırtılar kulaklarına doluyordu eş zamanlı olarak. Garip bir tınısı vardı bu seslerin. Bestelenmiş bir şarkının, belli bir yerinden kesilip alınmış enstrümantal bölümü gibiydi. Yıllardır, tarihe şahitlik yapmış olan taşların üzerinde adımlarını atarken çıkan garip ses de eşlik ediyordu bu hışırtılara. Sokağın sahip olduğu akustik ve sessizlik sayesinde hafif hafif yankılanıyordu bu sesler. Adımlarını bir kaç sokak ileride olan eski, varoş meyhaneye çevirdi. Ortamdan pek hoşlanmıyordu ancak ait olduğu bölgeye geçiş yapabilmek için orayı kullanmalıydı. Yoksa, Çatlak Kazan'da bir dakika bile geçirmezdi.

    ***

    Buram buram tarih kokan ağır kapıyı iterek girmişti cadı içeriye. Bağıran Baraka'yı diğer mekanlara oranla daha çok tercih ediyordu cadı. Ancak, içeriye girdiğinde karşılaştığı manzara onu memnun etmemişti. Tüm masaların ve barın dolu olduğunu görmek onu hayal kırıklığına uğratmayı başarmıştı. O kadar uzun zamandır buranın müşterisiydi ki, elinde içkisiyle ayakta beklemek ona yapılabilecek saygısızlıklardan başı çekebilecek türdendi. Etrafa biraz daha bakındıktan sonra, masalardan birini tek başına işgal eden kızı gördü. Açık kestane rengi saçlara sahip kızın masasına yaklaştı cadı. Karşısına dikildi ve boğazına takılan öksürüğü azat ettikten sonra dolgun dudaklarını araladı.

    "Eğer, birisini beklemiyorsan oturmamda bir sakınca var mı? Her yer dolu gördüğün üzere, biri boşalana kadar ayakta beklemekte istemiyorum."

    Çıkan ince sesiyle yeterince samimi ve sıcakkanlı olmaya çalışmıştı cadı. Bir porsukta böyle yapmalıydı, değil mi?



EttaAbla:
 

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
İlk Fısıldaşmalar
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Ateş Oku RPG ~~ Hogwarts :: Büyücü Mekanları :: Hogsmeade :: Bağıran Baraka-
Buraya geçin: