Ateş Oku RPG ~~ Hogwarts
Merhaba

Foruma Hoşgeldiniz

Kayıt Olduktan Sonra Rütbe Seçmelisiniz. Ve Daha sonra Lejant Oluşturmalısınız;

Ateş Oku RPG ~~ Hogwarts


 
AnasayfaAramaÜye ListesiKayıt OlGiriş yapKapı

Paylaş | 
 

 Her Şey Beklendiği Gibi Gerçekleşmez

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Zepour Nerdenian
Hufflepuff V. Sınıf
Hufflepuff V. Sınıf
avatar

Gerçek İsim : Ebru.
Mesaj Sayısı : 40
Kayıt tarihi : 29/07/11

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
100/100  (100/100)
Patronus:

MesajKonu: Her Şey Beklendiği Gibi Gerçekleşmez    Çarş. Ağus. 10, 2011 10:00 am


_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Raphael K. Morierty
Mitoloji Profesörü
Mitoloji Profesörü
avatar

Gerçek İsim : HuB #...
Mesaj Sayısı : 38
Kayıt tarihi : 04/08/11

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
100/100  (100/100)
Patronus:

MesajKonu: Geri: Her Şey Beklendiği Gibi Gerçekleşmez    Çarş. Ağus. 10, 2011 10:32 am

    Henüz yeni kararıyordu ortalık. Hogsmeade’deki tatilin bu kısmını seviyordu Raphaél. Akşamüstü, karların gökyüzünün koyu maviliği yanaşırken, karların üzerindeki o muhteşem yansıması gözlerine resmen bir şölen sunuyordu. Etrafta fazla büyücü kalmamıştı. Çoğu, tatil için bulundukları odalarda dinlenmekteydi. Bu tatil onlara yaramıştı, kanaatince. Gözlerini yeniden mavimsi tonla boyanmış karlara çevirdiğinde karşıda dumanı tüten bir mekân görmüştü. Üç süpürgeydi burası. Her ne kadar sevdiği bir yer olsa da, bu gece oraya gitmeye pek niyeti yoktu. Öğrenci dolu olurdu tatilde iken. Ve Raph’in kafa dinlemek için gidebileceği bir mekâna ihtiyacı vardı. Tam bu sırada aklına gelen fikri sevmişti aslında. Uç-uç şebekesini kullanarak, Londra’ya gitmek istiyordu. Bu sayede, Çatlak Kazan’a gidebilir ve orada, öğrencilerin olmadığı bir mekânda kafasını toparlayabilirdi. Hatta bu gecelik orada kalabilirdi bile. Düşüncelerini toparlayıp hizaya soktuktan sonra, etrafına bakınarak yürümeyi sürdürdü. Hava o kadar fazla soğuk değildi. Etrafta kar olmasına rağmen, oldukça yumuşaktı. İnce bir palto ile bile terleyecek dereceye gelmişti. Yürümeye devam ederken, etraf daha da sessizleşmişti. Akşam bastırmış olmalıydı ki, etrafta öğrenci kalmamıştı. Gözlerini tek bir noktaya dikmişti Raphaél. Uç-uç şebekelerinin olduğu o avluya doğru yürümeyi sürdürürken cisimlenebilmeyi istemişti. Fakat öğrencilerin güvenliği açısından, Sihir Bakanı ve müdür bu mekânda cisimlenmeyi yasaklamışlardı. En ufak bir denemede hiç yapmayacağı şeylerin meydana gelebileceğini biliyordu Raphaél. Yani septirme kastediliyordu bu durumda. İstemeden de olsa septirebilirdi bu büyüye karşı gelerek. Ve olmasından korktuğu bu şeyden vazgeçerek yoluna devam etti. Ufak ufak kar yağmaya başlamıştı yeniden. Bir büyü gibiydi kar taneleri. Her biri eşsiz ve muhteşemlik derecesinde güzel… Avucunu açarak bir tanesinin avucuna düşüşünü izledi. Asasına bir şeyler fısıldayıp kar tanesinin üzerine salladı. Kar tanesi büyüyerek avucunu doldurmuştu. Şimdi şeklini daha kolayca inceleyebiliyordu. Gerçekten eşsiz bir yapısı vardı. Ve bir o kadar da karmaşık. Nasıl oluştuğunu anlayamayacağı için eline aldığı kar tanesini hızla sağ tarafa doğru fırlattı. Duvara doğru giden kar tanesi, tuğla ile kaplı olan duvara çarptığında toz şeklini alıp dökülmüştü bile. Yoluna devam ederken ayaklarının karla kaplı yolda çıkardığı sesi dinleyerek yürüyordu Raphaél. İçine birden bir titreme gelmişti. Nedenini anlayamasa da, bu titreme onu derinden etkilemişti. Başını kaldırdığında gördüğü ışıktan dolayı ne ile karşı karşıya olduğunu fark etmişti büyücü. Bir hayalet içinden geçmişti. El sallayarak ilerleyen hayalete doğru bakarak ufak bir gülümseme attıktan sonra avluya ulaşmıştı.


    Uç-uç şebekelerinin olduğu avluya giriş yaptığında etrafta şebekeleri kullanarak yolculuk eden büyücüleri fark etti. Aceleleri olduğundan kimseyi görmüyorlardı. Bazıları hızla giderken eşyalarını bile unutuyor, daha sonra tekrar geri gelerek eşyalarını alıp, yeniden gidiyorlardı. Bu garip manzara yetmezmiş gibi, bir de başlarında onlara gözcülük yapan bir adam vardı. Bakanlık çalışanı olduğu, üzerindeki kıyafetlerden belli olan adam, dikkatle gelen geçeni izliyor, köye giriş çıkışlara bakarak, herhangi bir ölüm yiyen saldırısını önlemeye çalışıyordu. Üzerindeki kahverengi takımı ve ona uyumlu olarak taktığı şapkasıyla, tıpkı seksenli yılların film oyuncularına benziyordu. Bakanlık neden hala bu eski tarz kıyafetleri kullanıyordu ki? Artık yirmi birinci yüz yılda idiler. Ve bu dönemin şartlarına göre daha hoş kıyafetler var iken bu eski tarz kıyafetler oldukça komik duruyordu. Maun ağacından yapılmış olan yirmi bir santim uzunluğundaki siyah renkli asasını sıkıca kavramıştı Raphaél. Oluşacak herhangi bir duruma karşı hazırlıklı olarak adama doğru yürümeye başladı. Adam onu fark etmiş olmalıydı ki, bakışlarını ona çevirmişti. Fakat arada yine etrafa bakınıyordu, gözünün ucuyla da olsa. Raphaél adama yaklaştığında “Sihir Bakanı’na iletmem gereken bir mesele var. Tabi bunu sizin iletmeniz daha iyi olacaktır. Fırtına öncesi sessizlik… Evet, parolamız bu. Lütfen bunu Sayın Bakan’a iletiniz. O anlayacaktır.” dedikten sonra adama doğru baktı. Suratında ciddi bir tavır vardı fakat içten içe gülmemek için kendisini zor tutuyordu. Bu parola bakana gittiğinde adamın yüzünü görmek için sabırsızlanıyor olsa da, bu durumu görmeyecekti. Fakat bakan bu adama fena şekilde gülecekti. Bundan emindi Raphaél. “Tabi ki, Profesör Morierty. Emrinizle ben mesajınızı iletiyorum.” dedikten sonra hızla üç süpürgeye giden yolda ilerledi bakanlık çalışanı. Gözlerini kısarak gülümsemişti Raphaél. Fakat artık orada olması gerekmiyordu. Bunu anladığından itibaren sağ tarafa doğru yürümeye başladı. Zümrüt yeşili ve siyah motiflerle süslenmiş şömine tarzı taşların arasına girerken gideceği mekânı aklında canlandırmıştı bile. İçeriye girdiğinde solundaki tozdan bir avuç alarak yere doğru fırlattı aniden. “Çatlak Kazan.” Bunu neden bu kadar sesli söylediğini bilmese de, pişman değildi açıkçası. Seviyordu bu dükkânın ismini. Özellikle bezelye çorbası ile meşhur olan mekân, büyücülerin en uğrak yerlerinden biriydi. Ve bu saatlerde daha çok bar görevi görmekteydi. Zümrüt yeşili ışıklar bedenini kaplarken gözleri bulanıklaşmış, zaman ve mekân kavramını yitirmişti bir anlığına, büyücü. Uç-uç yolculuğunun bir etkisiydi bu da. Sonsuzluğun içine giden yolda birden mekân belirmeye başlamıştı gözlerinde. Ve tam olarak belirdiğinde, istediği yere geldiğinden emindi. Çatlak Kazan’da idi. Gözleri ile etrafı süzerken tam karşısında ahşap bir kapı fark etti. Biri üzerine cisimlenmeden önce şömineden ayrılmalıydı. Şöminenin içinden çıkarak karşıdaki kapıya doğru yöneldi genç adam. Ve kapıyı aralayarak içeri girdi. İçeride pek çok büyücünün yanı sıra, öğrenciler de vardı. Onlara izin verilmediği halde burada nasıl olduklarını anlamamış olsa da, buna pek aldırmıyordu açıkçası Raphaél. Onlar mutlu ise, o da mutluydu. Hem bir sorun olduğunda Raphaél de burada idi. Olayı kontrol altına alabilirdi. Tüm bunlardan sıyrıldığında, etrafı incelemeden direk bara doğru yöneldi. Dükkân sahibi ona doğru bakarken istediği içkiyi belirtmişti. Ateş viskisi gelene kadar bara sırtını yaslayıp etrafı gözledi. Genç büyücülere gözü takılmıştı. Kaymak biralarını yudumlayıp muhabbet eden genç insanları görmeyi seviyordu. Kendi gençliğini hatırladı. Hogwarts’dan kaçtığı geceleri, Üç Süpürge’de dostları ile geçirdiği eğlenceli dakikaları hatırladı. Ve onların da bu tarz durumları yaşamaya hakları vardı elbette. Buna hiçbir kural engel olamazdı. Tam bu düşünceler ile beynini meşgul ederken ateş viskisi de gelmişti. Barmenin masaya koyduğu kadeh, tok bir ses çıkarmıştı. Ve Raphaél irkilip arkasını döndüğünde teşekkür ederek adamı yolladı. Ve tabureye oturup içkisini yudumlamaya başladı.

_________________

  • R A P H A E L
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Zepour Nerdenian
Hufflepuff V. Sınıf
Hufflepuff V. Sınıf
avatar

Gerçek İsim : Ebru.
Mesaj Sayısı : 40
Kayıt tarihi : 29/07/11

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
100/100  (100/100)
Patronus:

MesajKonu: Geri: Her Şey Beklendiği Gibi Gerçekleşmez    Çarş. Ağus. 10, 2011 10:51 am

    İçtiği son kaymak birası ve önceki beş tanenin parasını ödeyip, cüzdanındaki galleonları azalttıktan sonra, mekanın ağır ahşap kapısını iterek çıkmıştı oradan. Kış güneşi yerini karanlığa bırakıyordu yavaş yavaş. Hava kararmaya başlamış, karanlık güne hakim olmaya başlamıştı. Ay ve yıldızlarda beliriyordu hafif hafif. Nerede olduklarını göstermek istercesine hızlı, hızlı yanıp sönüyorlardı. Parıltıları karanlığın temelli hakim olma isteğine son veriyordu adeta. Aralarında bir savaş var gibiydi. O gece dolunay şeklinde olan ay kendisini tam olarak gösterdiğinde gecenin efendisinin kendisi olduğunu belli etmişti. Karanlığa meydan okurcasına yaydığı ışık yerlerdeki karların daha parlak görünmesine sebep oluyordu. Taş işlemeli beyaz cüzdanını, bavul gibi görünen hatta farksız olan çantasına koyduktan sonra etrafa bakındı. Omzundan düşen kar beyazı atkısını tekrar boynuna doladıktan sonra, birkaç metre ilerisinde ilerleyen silueti gördü. Tanımakta zorlanmadığı bu yüzün sahibini resmen yerde ararken gökte bulmuştu. Paranoyaklık derecesinde hoşlandığı bu adam, henüz onu fark etmemişti. Ayaklarını yerde sürüyerek ilerleyen porsuk büyücünün nereye gittiğini anlayamamıştı hala. Bir profesörün bu saatte ne yapacağını kestirmekte kolay bir iş değildi. .Bu tür durumlar için yanında profesör yalakası Ravenclawlu bir öğrenci bulundurmayı aklından geçirmemiş değildi. Fakat, yapması ve uğraşılması gereken bir durumdu ki kendisinin yeterince derdi vardı. Öncelikle şu yılı sınıfta kalmadan bitirmeliydi. Geçen yıl sınıfta kalışı ve ondan önceki yılı da Hogwarts'a gelmeyerek geçirmesi kendisini iki yıl geride bırakmıştı eğitim hayatında. Sınıfındaki diğer öğrencilerden iki yaş büyük olması ve aynı müfredatı tekrar görüyor olmak porsuk için yeterince sıkıcı bir durumdu. Birde Raphael'in kimlerle ne yaptığını takip etmesi gerekiyordu bunların yanında. Programı yeterince sıkışıktı. Kafasının içini bu düşüncelerle meşgul ederken bir yandan da genç profesörü takip ediyordu. Çok geçmeden koyu kestane renkli saçlara sahip büyücünün geleceği yere varmışlardı.

    Uç - uç şebekesi mi? Tam olarak istediği yere varmadıklarını bu sayede anlamıştı. Bulundukları avlu yeterince kalabalıktı. Bir ara sevdiği adamı gözünün önünden kaybeder gibi olmuştu. Ancak çok geçmeden yine buluvermişti genç adamı. Takip edildiğini anlamamış olması cadı için iyi bir şeydi. Bu sayede gittiği yerde karşılaşmış gibi yapabilirdi. Yahut, bir kadınla görüşecekse eğer onları rahatça basabilir, buluşmayı rezil edebilirdi. Ancak orada duran görevli buna engel olacak gibi gözüküyordu. Genç profesör adama yaklaşıp bir şeyler söylemişti. Neler konuştuklarını merak etmiyor değildi Zepour. Konuşmalarının ardından kısa bir süre geçmişti ki görevli adam oradan gitmişti. Ve geriye bu işlerden sorumlu kimse kalmamıştı. Profesör de tek başına kalmış olmanın verdiği rahatlıkla zümrüt yeşili ve siyah motiflerle süslenmiş şömine tarzı taşların arasına girmişti. Porsukta ona iyice yaklaşmıştı, gideceği yeri duyabilmek adına. Bir anda kulaklarına dolan kalın ses nereye gideceği sorusunun cevabını vermişti. Hemen ardından genç porsuk geçmişti aynı taşların arasına. Azat ettiği iki kelime götürecekti onu sevdiğinin yanına. 'Çatlak Kazan!' Sözlerin özgür kalmasının ardından elindeki tozu ayaklarının dibine sertçe fırlatmayı da ihmal etmemişti.

    Bayağı tozlu ve berbat bir yolculuğun ardından gelmişti eski, leş gibi kokan meyhanemsi mekana. Zepour, mekana teşrif edene kadar profesör oturacak bir yer bulmuş ve siparişi vermişti. Sırtını bara dayamıştı ve siparişini verdiği içki gelince tekrar sırtını dönmüştü mekana. Yanındaki taburenin boş olduğunu görür görmez hızlı adımlarla oraya giderek, oturuvermişti. Dolgun dudaklarını aralayarak serbest bıraktığı sözcüklerle genç profesörü elde etmeye çalışacaktı.

    "Raphael, yani Profesör Morierty. Sizi burada görebileceğimi düşünmezdim açıkcası. Görüyorum ki sert alkolleri seviyorsunuz. Sizinle profesör - öğrenci olarak -her ne kadar öyle olmayı istemesem de- ufak bir oyun oynayalım mı? Tekilaları ardı ardına mideye indirip, ayık kalmayı başaran hangimiz olacak görelim. Hem aramızdaki görünmez duvarın ortadan iyice kalkmasını sağlar bakarsınız."


_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Raphael K. Morierty
Mitoloji Profesörü
Mitoloji Profesörü
avatar

Gerçek İsim : HuB #...
Mesaj Sayısı : 38
Kayıt tarihi : 04/08/11

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
100/100  (100/100)
Patronus:

MesajKonu: Geri: Her Şey Beklendiği Gibi Gerçekleşmez    Çarş. Ağus. 10, 2011 2:48 pm

    Elindeki viskiyi yudumlarken etrafa göz gezdiriyordu bir yandan da. Meyhanemsi bir hava taşıyordu mekân. Orta yaşlı büyücüler ve meraklı gözlerle bakan miniklerin toplandığı bir yerdi. 24 yaşındaki birinin böylesine bir mekânda olması şaşırtıcı olsa da, Raphaél seviyordu burayı. Viskiyi oldukça beğenmişti. Sert aroması ile dilinin alt kısmına verdiği uyuşukluk hissi, bir yudum daha almayı tetikliyordu. Gözlerini etrafa çevirirken yanındaki taburenin dolduğunu fark etmişti Raph. Dördüncü sınıflardan Zepour’du yanına oturan genç kız. On yedi yaşının vermiş olduğu güzellik ile yan tarafına oturmuş iken, bu mekân için oldukça fazlaydı. Ne kadar hoşlansa da ondan, öğrencisi olduğu için yanaşmıyordu hiçbir daim. Zaten fazla kadın düşkünü de değildi. Fakat Zepour… O dolgun dudakları ile konuşmaya başladığında kendini bile unutmuştu Raphaél. Viskinin vermiş olduğu mayhoşlukla birlikte onu dinlemeyi sürdürürken her dudağını kapatıp açışında derinden etkiliyordu genç profesörü. Fakat bu durum hiç de normal değildi. Kendini tutması gerekiyordu şu an. Fakat bunu yapamıyordu. Nedenini bilemese de, onunla konuşmak, ilgilenmek için can atıyordu. İçinden gelen bir şeydi bu tamamen. Gözlerini genç cadının gözlerine çevirerek söylediklerini dinlemeyi sürdürdü. Oldukça etkileyici bir konuşma tarzı vardı. Sözlerini bitirdikten sonra Raphaél’e doğru bakıyordu. Ve bir şey söylemesi gerektiğini düşünerek gözlerine odaklandı profesör. “Hah. İşte bu muhteşem bir fikir Zepour.” diyerek yeniden bara döndü. Gözleri barmeni arıyordu. Orta yaşların sonuna erişmiş olan Rufus Rollingern’dı bu mekânın o yılki sahibi. Adam köşeden dönüp gelirken eli ile işaret etti. Ve adam ona baktığında “Bay Rollingern. Lütfen buraya birkaç shotlık tekila alabilir miyiz?” diyerek arkasını döndü ve sırıtarak genç cadıya baktı. Yaşına göre oldukça olgun bir vücuda sahipti. Sapsarı ve düz olan saçları tam bir güneşi andırıyordu. Raphaél’in güneşiydi bu. Zepour… Raphaél’in eşsiz güneşi. Hufflepuff’lı kız ona doğru bakarken barmen tekilaları getirmişti bile. Fakat genç profesör gözlerini güzellik kraliçeliğine aday gösterebilecek kadar muhteşem olan bu cadıdan alamıyordu. Tekilaların shot bardakları tam istendiği gibi hazırlanmıştı. Diplerine limon ve tuz karışımı uygulayıp üzerine tekilanın atılması ile tam kıvama getirilmişti. Eline gelen ilk shotı yukarı kaldırarak Zepour’un görmesini sağladı ve birden dikti. Muhteşem bir tadı vardı tekilanın. Tuz ve limon etkisini göstermişti ki, ağzı yeterli derecede sulanmıştı. Susuzluğunu dindirmek üzere ikinci shotı alarak dikti. Ve iki bardağı da önüne koyarak üçüncü bardağı eline aldı. Bunu da Zepour’a doğru uzatarak “Sıra sende.” Dedi. Ve gülümseyerek sarışın güzelin yüzüne baktı.

_________________

  • R A P H A E L
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Zepour Nerdenian
Hufflepuff V. Sınıf
Hufflepuff V. Sınıf
avatar

Gerçek İsim : Ebru.
Mesaj Sayısı : 40
Kayıt tarihi : 29/07/11

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
100/100  (100/100)
Patronus:

MesajKonu: Geri: Her Şey Beklendiği Gibi Gerçekleşmez    Çarş. Ağus. 10, 2011 7:13 pm

    Söyledikleri çok geçmeden cevap alabilmeyi başarmıştı. Duyduğu ses her ne kadar kalın olsa da ona hoş gelen bu sesi duymak cadının yüzünü gülümsetmeyi başarmıştı. Aldığı cevapla onun bu iş için küçük olduğu zırvalarını söylemeyeceğini de anlamış oldu porsuk. Oturduğu tabureden bir kaç saniyeliğine kalkarak genç büyücüye yaklaştırdı. Hemen ardından oturmasıyla gereken yakınlığı sağladığını gördü. Kolları birbirine değiyordu ve onu bu şekilde de olsa hissedebiliyor olmak cadı için sözlere dökülemeyecek kadar muhteşem bir andı. Genel de hep ondan uzak durması gerekirdi.Diğerlerinin Raphael'e karşı ilgisini fark edip ona söylemeyecekleri lafları bırakmamalarını istemiyordu. Hemen yanında olan genç büyücünün ise ona karşı ne hissettiği hakkında hiçbir fikri yoktu. Ona karşı samimiydi, ancak bunun arkasında art niyet arama gibi bir girişimde bulunmadı, bugüne dek. Her profesör öğrencilerine karşı sert davranacak diye bir kaide olmayışı onu, bu ihtimalden uzak kalmaya itiyordu. Cadı kafasını sağa çevirmiş hayran bir edayla onu izliyordu. Yaptığı her hareketi, gülümsemesini ezberlemişti artık. Ancak o sırada gelen tekilalar buna bir son vermesi gerektiğini anlatmıştı ona. Yerinde doğrulup genç profesörün tekialaları mideye indirişini izledi.

    Shot yaptığı iki tekilanın ardından birini porsuğa uzatmıştı. Daha önce defalarca bu olayı tecrübe etmişti ancak küçük tekila bardağını profesörün kemikli parmaklarının arasından birkaç saniye sonra almıştı. Biraz bardağı ve içindeki içkiyi inceledi. Diplerine tuz ve limon karışımı uygulanmıştı. Onun yapması gereken tek şey dolgun dudaklarının arasından midesine inmesini sağlamaktı. Ancak, tuz ve limon karışımını kendisi yapmayı tercih ederdi, tuzu büyücünün boynuna döküp yaladıktan sonra shot yapar ve dudaklarının arasından aldığı limonu ısırırdı. İşin daha çok fantezi kısmına kaçıyordu bu işler, fakat Raphael'i bir şekilde etkilemeliydi ve bu küçük çaplı oyun oynamasını gerektiriyorsa yapmaya hazırdı porsuk. Yeterince beklettiğinin farkına varan porsuk ince parmaklarının arasındaki bardağı dudaklarına götürdü ve tek seferde midesine indirdi. Hemen ardından masada duran ikinci tekila bardağına da aynısını yaptı. Beynine direk nüfuz etmişti, ve hafif bir uyuşukluk hissetmişti. Gözlerini birkaç defa kapayıp açmanın ardından profesöre döndü.

    "Pekala, bunun iyi geldiğini itiraf etmeliyim. Birde sıra sizde profesör."

    Sözlerini bitirmenin ardından masadaki bardaklardan birini elinin tersiyle ona doğru ittirdi. Hala daha ona profesör diye sesleniyor olmak garip gözükse de ona olan saygısını da bir şekilde göstermek istiyordu. Belki ilerleyen dakikalarda ona daha samimi bir şekilde hitap ederdi.

Spoiler:
 

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Raphael K. Morierty
Mitoloji Profesörü
Mitoloji Profesörü
avatar

Gerçek İsim : HuB #...
Mesaj Sayısı : 38
Kayıt tarihi : 04/08/11

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
100/100  (100/100)
Patronus:

MesajKonu: Geri: Her Şey Beklendiği Gibi Gerçekleşmez    Perş. Ağus. 11, 2011 9:20 am

    Karşısındaki genç bayana doğru gözlerini dikmişken, aynı zamanda da, onun güzelliğine dalmış ve hayal denizinde boğulmuştu profesör. Zepour… İsmi de kendisi kadar güzeldi ve bir tanrıçayı andırıyordu gözlerine bakarken. Yaşı on yedi olmasına rağmen, dolgun dudakları ve eşsiz vücudu ile her büyücünün hayalindeki bir tip olmayı başarmıştı genç cadı. Okula bir yıl geç başlayıp, bir yıl da tekrar etmesi, onu dördüncü sınıfta bırakmış olsa dahi, okuldaki öğrencilerin arasında tek gözdesiydi Raphaél’in. Kendini kontrol edemiyordu karşısındakinin güzelliğinden etkilenen profesör. Bir şey vardı aralarında, bir çekim. Profesörü bu genç bayana bağlayan yüksek kuvvetli bir çekim mevcuttu. Uzatmış olduğu tekila bardağını ürkek bir biçimde almıştı genç bayan. Ki, aslında bunu öneren oydu. Eğer bu kadar çabuk pes edecekse, bunu hiç başlatmaması daha uygun olurdu profesöre göre. Eline alıp inceliyordu bardağı genç cadı. Dibindeki tuz ve limon karışımının bulunduğu bölüme bakarak bir şeyler düşünüyor gibi bir tavır ortaya seriyordu. Yapamayacağını düşünmeye başlamıştı Raphaél. Korkuyor olmalıydı ve bu aslında normaldi. Çünkü daha yaşı oldukça gençti. On yedi yaş, vücudu bu kadar mükemmel olsa bile, yaş olarak gençti. Bunu bu kadar kolay yapamaması normaldi. Ve tam bu şekilde düşünürken tanrıça ilk shotını gerçekleştirmişti. Her ne kadar yapamayacağını düşünse de, ilk shottan itibaren Raphaél’de sevinmişti en az Zepour kadar. Ve artık ısınabilirdi bu işe. Suratına muzip bir gülümseme kondurarak ona bakmaya devam ederken, ikinci shotı da yaptığını görmüştü profesör. Bayağı hızlı gidiyordu tanrıça. Gözlerini kapatıp açıyordu ki, bu aslında biraz da olsa iyiye alametti. Sonuçta bunu yapmayı o istemişti ve tekila etkisini onun üzerinde göstermeye başlamıştı. Ve profesöre döndüğünde muhteşem bir tavır takınarak bir şeyler söylemeye başlamıştı. Söylediklerine karşın sırıtarak ona bakıyordu Raphaél. Ve son sözü ile gülümsemesi biraz donuklaşmıştı. ‘profesör.’ Aynen böyle diyordu genç kız ona halen daha. Ve her ne kadar onun profesörü olsa da, şu anlık onun bir arkadaşı sayılırdı. Sonuçta ikisi de yapmaktan keyif aldıkları bir olayı gerçekleştiriyorlardı. Ve bu durum gerçekten hoştu. Genç bayan eli ile diğer bardaklardan birini ittirerek önüne koymuştu Rapaél’in. Raphaél gülümseyerek tanrıçanın suratına baktı. Ve elini bardağa uzatırken dahi, onun muhteşem güzellikteki yüzüne bakmaktaydı. “Evet, sanırım sıra bende. Ve şunu söylemeliyim ki, Zepour, sanırım burada olduğumuzdan bu gecelik bana Raphaél diyebilirsin.” Sözlerini bitirdikten sonra elindeki bardağı kafasına dikerek yeniden bir shot gerçekleştirmişti. Ve hiç vakit kaybetmeden bir tane daha alarak dikti. Ve tekila yavaş yavaş etkisini göstermeye başlamıştı. Dilindeki uyuşukluk daha da artmıştı genç profesörün. “Vay canına, bunlar gerçekten iyi.” diyerek muzipçe sırıttı genç bayana doğru. Ve ondan gelecek herhangi bir hamleyi beklerken muhteşem güzellikteki yüzüne bakarak dalmıştı Raphaél.

_________________

  • R A P H A E L
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Zepour Nerdenian
Hufflepuff V. Sınıf
Hufflepuff V. Sınıf
avatar

Gerçek İsim : Ebru.
Mesaj Sayısı : 40
Kayıt tarihi : 29/07/11

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
100/100  (100/100)
Patronus:

MesajKonu: Geri: Her Şey Beklendiği Gibi Gerçekleşmez    Perş. Ağus. 11, 2011 10:05 pm

    Bir erkeğe karşı nasıl davranacağını, onu nasıl etkileyeceğini iyi biliyordu cadı. Ve bunu ustalıkla sergiliyordu, her zaman. O an pek bir şey yapmamıştı açıkçası. Karşılaştığı ilgi profesörün kendi, olağan sevgi göstergesiydi. Bu ilginin odağı genelde Sarışın porsuk olurdu, diğer öğrencileriyle arasındaki samimiyet bu radde de değilldi. Ermeni güzelinin hoşuna gitmiyor da değildi yalnızca kendisiyle bu derece ilgilenilmesi. Ailesinin tek kızı olmanın verdiği bir avantajla her zaman Nerdenianlar'ın ilgi odağı olurdu her defasında. Eve gelen misafirlerin bile ilk dikkatlerini çeken güneş misali sapsarı saçlara sahip olan cadı olurdu. Tatile, akrabalarının yanına Türkiye'ye gittikleri zaman da yoldan geçen erkeklerin gözleri üzerinde olurdu. Artık alışmıştı bu duruma porsuk. Güneşi kıskandıracak şekilde parlayan sarı saçları sağ eliyle ensesinin arkasında topladıktan, boynuna dolamış olduğu kar beyazı atkısını da çıkarıp çantasının üzerine koydu. Sırtına geçimiş olduğu montu da hala çıkarmamış olduğunu fark eden porsuk onu da çıkarıp çantasının üzerine bıraktı. Hiç vakit kaybetmeden dikkatini tekrar profesöre çevirdi. Yüzüne yayılan gülümseme büyücünün, cadıya daha çekici görünmesini sağlamıştı. Bir de onunla burada olduğu için mutlu olduğunun göstergesiydi bu belki de. Bu gülümseme pek çok şeyin göstergesi olabilirdi, bu nedenle porsuk dudakların yukarı doğru kıvrılmış olmasının ayrıntısını düşünmeyi bırakıp yalnızca o an ne kadar sevimli göründüğüyle ilgilenme kararı aldı. Kalın dudaklarının arasından kurtulan sözcükler büyücünün kalın ve tok sesiyle cadının kulağına dolduğunda yüzünde gülümseme büyümüştü. Ona ismiyle hitap edebileceğini söylemiş olması mutlu etmişti, bu durum her ne kadar bulunduğu gece için geçerli olsa da. Tekilaları ardı ardına mideye indirişini gördükten sonra dolgun dudakları kayıtsızca yukarı doğru kıvrıldı. Hoşnutluğunu gösteremenin tek yolu buydu herhalde. Bardakları kalın dudaklarına götürürken ki tepkisizliği takdir-e şayan denebilirdi. Artık bu işe bağışıklık kazanmış olduğunun, bir kaç shot tekilanın tüm bedenini ele geçirip kontrolünü kaybetmesine sebep olamayacağının göstergesi gibi bir şeydi bu. Tekilaları fondiplemesinin ardından yine dudaklarını aralayarak azat ettiği kelimeler Zepour'un da onunla hemfikir olduğu bir konuya değinmişti. Vasat, eski meyhanemsi yerin iyi yaptığı bir şeyler de vardı demek ki. Profesörün sözlerini bitirmesinin hemen ardından dolgun dudaklarını araladı cadı.

    "Pekala, Raphael. Biraz değişiklik yapsak fena olmaz, sanırım."

    Sözlerini bitirmesinin ardından masanın üzerinde duran tekila bardaklarından birini aldı ve çok geçmeden sindirim sisteminden geçerek midesine ulaşmasına izin verdi. İkinci shot bardağını alıp dudaklarının arasına götürdü. Yine aynı şeyi yaptı. Dudaklarının arasından kayarak diğerlerinin yanına ulaşarak onlarla karıştı. Dilinde hissettiği uyuşukluğa aldırmadı. İki shotın ardından sırasını savmıştı ancak bu onu durdurmadı. Üçüncü ve dördüncü bardakları da alarak onlara da aynı şeyi yaptı. Bu yaptığı biraz aşırı kaçmıştı ki, dilindeki uyuşukluk daha da artmıştı. Dilinin ardından beynini de ele geçirmiş olmalıydı ki cadı hissizleşmeye başlamıştı. Bazı şeyleri çift görüyor oluşu da bunu anlamasına yardımcı oluyordu. Yaptığından pişman olması için çok fazla zaman gerekmemişti. Birde midesindeki hareketlilik cadının birazdan ortalığa kusacağının sinyallerini veriyordu. Zorlayarakta olsa kalın dudaklarını aralayarak kelimeleri azat etti.

    "Raphael, sanırım aşırıya kaçtım biraz. Ve kendimi şu an pek iyi hissetmiyorum. Galiba kafayı buldum."

    Daha önce böyle bir şey yaşamamış oluşu bulunduğu durumdan emin olamamasının sebebiydi. Her şeyin bir ilki olduğu gerçeğini Zepour'da bu sayede anlayabilmişti.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Raphael K. Morierty
Mitoloji Profesörü
Mitoloji Profesörü
avatar

Gerçek İsim : HuB #...
Mesaj Sayısı : 38
Kayıt tarihi : 04/08/11

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
100/100  (100/100)
Patronus:

MesajKonu: Geri: Her Şey Beklendiği Gibi Gerçekleşmez    Salı Eyl. 06, 2011 5:08 am

    Raphael… İşte bu Bay Morierty’den daha iyi bir hitap şekliydi. Ve bunu söyleyen bir güzellik tanrıçası olduğunda açıkçası durum, Raphaél açısından oldukça ilginçleşiyordu. Şu an ne yaptığının farkında değildi aslında genç profesör. Karşısındakinin bir öğrenci olduğunu unutmuş gibi davranıyor, sanki yakın bir ilişki içerisine girmek istercesine yaklaşıyordu genç bayana. Bakışlarından ve duruşundan gelen sıcak enerji tüm bedenini kasıp kavururken, tek hissettiği ona sahip olma arzusuydu. Bunun ne olduğunu anlamıştı, fakat o bir öğrenciydi. Bu nedenle doğru olduğunu düşünmüyordu yaptığı davranışın. Kendisi ile bir tartışma içerisindeydi şu an. Damarlarındaki kan bile bir iç savaş meydana getirerek, ona sahip olmanın vereceği duygunun tutkusunu izlercesine o yönde akıyordu. Kendisi ile yaşadığı bu iç savaştan galip gelen tarafın ne olacağını bilemiyordu genç profesör. Bildiği tek bir şey var ise, o da bu güzellik kraliçesinin her santimine sahip olmak istemesiydi. Onu istiyordu fakat bunu yapacak cesareti kendisinde bulamıyordu. İç savaş bu şekilde devam ederken genç bayan bir değişiklikten söz etmişti. Ne tarz bir değişiklik olabileceğini kestirememişti Raphael ve bu durumda kestirebilmesi de mümkün değildi zaten. İç savaşın esiri olmuş bir durumda kendisini olayların akışına bırakmayı tercih ederek genç bayanı izlemeyi sürdürdü. Yine tekilaları shotlamaya başlamıştı genç bayan. Fakat bu sefer ikinci shotta kesmiyordu. Üç ve hatta dördüncü shota kadar çıkmıştı. Bunun bu kadar hızlı yapılması genç bayanı oldukça çarpacağa benziyordu. Çünkü Raphael bile 5 shot üst üste gelince kendini iyi hissetmiyordu ve bu genç bayan dörde ulaşmıştı bile. Cadının gözlerindeki garip bakış da bunu destekliyordu. Bu şekilde daha seksi görünmesine rağmen, bu duruma bir çözüm yolu bulunması gerekmekteydi, en azından Raphael öyle düşünüyordu. Midesini zorlamış olmalıydı tekila. Ve genç kızın bir barın orta yerinde bunu yapmasını istemiyordu genç adam. Arkasını dönüp oturduğu tabureden kalktı ve barın merdivenlerle buluştuğu noktada duvara yaslanmış bir şekilde duran dağınık saçlı adama doğru yürümeye başladı. Adam onun geldiğini görünce duvardan kendisini ayırarak mutsuz bir şekilde Raphael’i beklemeye başladı. Raph ona yaklaştığında ise, onu dikkatle dinlemeye hazır gibiydi. “Hey, Roark. Sanırım bu gece bir boş odaya daha ihtiyacım olacak. Bir arkadaşım, merak etme herhangi bir sorun çıkmaz. Ama kafayı bayağı buldu. Ve sanırım dinlenmesi gerekiyor. Benim odamın yanındaki oda sanırım boş. Onu oraya götürüyorum. Hesabı bana yazarsın.” dedikten sonra adama dikkatle baktı. Adam anlaştığını belirtme amacı ile kafasını aşağı indirip yukarı kaldırarak onayladı. “Teşekkürler.” Adama söylediği son söz buydu Raphael’in. Arkasını dönerek taburesine doğru yürümeyi sürdürdü. Bar hala oldukça kalabalıktı. Fakat yine de herhangi bir olay çıkmamıştı bu gece. Yaklaşıp tabureye tekrar oturdu. Ela gözlerini cadıya doğru çevirdi ve dudaklarını aralayarak ona hitap ederek konuşmaya başladı. “Zepour, sanırım bu durumda yapılacak en iyi şey, bu geceyi burada geçirmen. Sana bir oda ayarladım. Şimdi seni odana götüreceğim.” dedikten sonra kolunu genç bayanın sırtına dolayıp onu kaldırdı. Genç bayanı merdivenlere doğru götürürken onun sıcaklığını tüm benliği ile hissediyordu adeta. Gözlerini ona doğru çevirdi. Güneşi andıran sarı saçları hala hacimli ve hoş duruyordu. Bir tanrıçayı andıran yüzü ve narinliği, şu an bile derinden büyülüyordu Raphael’i. Fakat bu durumundan yararlanamazdı. Genç kızın bu halinden yararlanıp onunla birlikte olması gerçekten korkunç olurdu. Yine bir iç savaş daha yaşıyordu. Duygularını susturamıyordu ve aslında ağır basan onlardı. Fakat vicdanı buna el vermiyordu. Nedenini bilmese de onu durduran bir etken vardı. Hem de oldukça kuvvetli bir etken. Tüm bu düşüncelerden sıyrıldığında odanın kapısına geldiğini fark etmişti genç profesör. Kapıyı aralayarak içeri girdi ve ardından kapattı. Genç bayanı yatırmalıydı. En azından kendine gelene dek dinlenmeliydi. Sol kolunu destek alarak diğer kolunu da bacaklarının arka kısmına indirdi ve kucağına aldı genç bayanı. Oldukça sevimli duruyordu bu şekilde. Ondan gerçekten hoşlanıyordu, bunu saklayamazdı kendinden. Fakat yine de mantıklı bulmuyordu bu ilişkiyi. Kucağında Zepour ile, yatağa doğru ilerlerken ona, onu sevdiğini söylemek gelmişti içinden. Fakat yapamıyordu. Ve anlayamıyordu ona engel olan şeyi. Oldukça etkili bir durumdu bu. Fakat ne olduğuna dair hiçbir fikri yoktu. Yatağa yaklaştığında tekrar genç bayana doğru baktı. Ela gözleri ile uzun süre ona baktı. Ve bu güzellik karşısında etkilenmemek, hiçbir canlı için mümkün değildi Raphael’e göre. Genç cadıyı yatağa bırakmak üzere yavaşça eğildi.

_________________

  • R A P H A E L
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Zepour Nerdenian
Hufflepuff V. Sınıf
Hufflepuff V. Sınıf
avatar

Gerçek İsim : Ebru.
Mesaj Sayısı : 40
Kayıt tarihi : 29/07/11

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
100/100  (100/100)
Patronus:

MesajKonu: Geri: Her Şey Beklendiği Gibi Gerçekleşmez    Salı Eyl. 06, 2011 6:24 am

    Kafasını önüne eğmiş, kendisine gelmeye çalışıyordu cadı. Hissettiği mide bulantısı katlanılmaz bir hal alırken, Raphael, o esnada yanında ayrılmıştı. Kafasını hafifçe ona doğru çevirdiğinde eski, yıllara tanıklık ettiği döşemelerinin geldiği halden belli olan merdivenlerin yanında dikilen adamla konuştuğunu gördü. Beyin hücreleri, ardı ardına midesine indirdiği tekilalardan etkilenerek hayli uyuşmuşa benziyordu. İçinde bulunduğu ortamda çıkarılan her ses kulaklarına doluyor, ardından katlanılmaz bir hal alıyordu. Edilen hakaretler, kullanılan argo kelimeler, söylenen her bir sözcük, çıkan her bir ses kulaklarından giriyor ve ardından beynine ulaşıyordu. Ellerinin arasında aldığı kafası ve uzun, sarı saçlarının öne doğru düşüyor oluşu yüzünü gizliyordu. Raphael'in tekrar yanına döndüğünü işittiği kalın sesi sayesinde anlamıştı. Kafasını tekrar ona çevirdiğinde, genç profesör gözüne daha çekici gelmeye başlamıştı. Arzu, tüm bedenini eline geçirirken damarlarından akan kan hayli hırçınlaşmış, kalbinin atış ritmi düzensizleşmişti. Kontrolü dışında olan bedeni hareket ettirebileceğini hiç sanmıyordu porsuk. Kafasının içinde bu düşünceler kol gezerken, Raphael kolunu omzuna atarak, Ermeni cadıyı taşımaya başlamıştı. Ona ayak uydurmaya çalışmaktan çok, ayaklarını yerde sürüyerek ilerliyordu. Odaya gelinmesiyle, tam anlamıyla kucağına almıştı cadıyı profesör. Kaslı kollarının arasında olmak cadıyı daha da cezbetmiş, kendini kontrol etmeye çalışırken iyice zorlanmaya başlamasına sebep olmuştu. Bilinci tam anlamıyla yerinde olmasa da, ona doğrultulmuş iki çift gözün farkındaydı. Uzun süre başka yöne çevrilmeyen gözlerin derinliğinde kaybolmuştu adeta, porsuk. Raphael, cadıyı yatağa bırakmak için eğildiğinde, porsuk yatağın yumuşaklığını hissetmişti. Yatağa iyice yayılıp, uyumayı seçebilirdi, ancak olaylar pek öyle seyretmedi. Bedeni yatağa gömülmüş olsa da her ne kadar, kafası yukarıda, elleri profesörün boynuna dolanmış haldeydi.

    "Beni burada tek başıma bırakma, Raphael. Benim yaşımda bir genç kızı kendini savunamayacak halde tek başına bırakmayı düşünmüyorsun, değil mi?"

    Ettiği sözlerden sarhoş olduğuna çoğu kişi inanmayabilirdi, ancak kafası hala çalışıyor gibi gözüküyordu. Ardından daha fazla kendini kontrol etmeyi bıraktı cadı. Onu kendine çeken, kalın dudaklara bastırdı, dolgun dudaklarını. Yaptığı şeyin yanlış olduğunun farkındaydı, ancak o an için arzularını yerine getirmek istiyordu yalnızca. Doğru ya da yanlış olduğunu umursamıyordu.
Spoiler:
 

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Her Şey Beklendiği Gibi Gerçekleşmez
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Gerçekçi bebekler...
» Twilight'ın Esas Kızı Kristen Stewart
» AHMET SELİM-BAŞLADIĞI GİBİ BİTSİN...
» Cm Punk sakallarını eskisi gibi yapsın dienler?
» WWE Tüm Güreşçilerin Gerçek İsmi!

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Ateş Oku RPG ~~ Hogwarts :: Londra :: Çatlak Kazan :: Bar-
Buraya geçin: