Ateş Oku RPG ~~ Hogwarts
Merhaba

Foruma Hoşgeldiniz

Kayıt Olduktan Sonra Rütbe Seçmelisiniz. Ve Daha sonra Lejant Oluşturmalısınız;

Ateş Oku RPG ~~ Hogwarts


 
AnasayfaAramaÜye ListesiKayıt OlGiriş yapKapı

Paylaş | 
 

 Geçmişin Kokusu

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Clementyne Basilevsky
The Harlequin Sahibesi
 The Harlequin Sahibesi
avatar

Gerçek İsim : Merve.
Mesaj Sayısı : 111
Kayıt tarihi : 23/08/10

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
92/100  (92/100)
Patronus:

MesajKonu: Geçmişin Kokusu    Perş. Ağus. 11, 2011 5:40 am

    Gabrielle A. Dantès & Clementyne Basilevsky


    The Harlequin
    Akşam vakitleri, dükkanın kapanmasına yakın.





_________________

    Gizem candır can.

    Tell me this, is it lonely in the shadow of a masquerade for life you hide behind.
    What's the deal with your reasons to run away and let your feelings leave you undefined.


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Gabrielle A. Dantès
The Harlequin Çalışanı
 The Harlequin Çalışanı
avatar

Gerçek İsim : asenaa
Mesaj Sayısı : 11
Kayıt tarihi : 10/08/11

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
90/100  (90/100)
Patronus:

MesajKonu: Geri: Geçmişin Kokusu    Perş. Ağus. 11, 2011 5:42 am

Sıradan bir New York akşamıydı, dışarısı soluk kot pantolonlarını ve basit baskılı tişörtlerini üzerlerine geçirip kendilerini sokağa atan bir sürü insanla doluydu. "Zevksiz mugglelar." diye geçirdi içinden Gabrielle. İngiliz gençleri buna moda diyor olabilirdi, ama o; kumaş ziyanı berbat kıyafetlerin içinde kendisini asla mini elbise-topuklu giydiği zamanki kadar rahat hissetmezdi. Zaten 1.75 olan boyunu daha da uzatan 10 cmlik topukluların üzerinde sanki spor ayakkabı giymiş kadar rahat ve zerafetle süzülerek insanların yanından geçtikçe, gözlerin onun üzerine çevrildiğini hissediyordu. Onun gibi şık giyinmiş olanlar da yok değildi tabii, ama Gabrielle gibi özgüvenle ve ona dikilmiş bakışlardan biraz olsun rahatsız olmaksızın yürüyebilen pek az insan bulunurdu. Onda doğuştan rahat yetişmiş insanların duruşu vardı, hayatı boyunca bir kez bile silik olma korkusu yaşamamıştı. Her zaman ön planda kalmayı başarmıştı. Ve bunu yalnızca güzelliği ve kendisine gösterdiği özene değil, zeka ve mantığına da borçluydu. Gabrielle Adriana Dantés. Parlak bir Ravenclaw, hırslı bir öğrenci, okulun en popüler kızlarından biri. Öğrencilik yıllarını hatırlayınca özlemle gülümsedi kendi kendine, kaç yıl olmuştu mezun olalı? 8 sene geçmişti herhalde. Öğrencilik yıllarını düşünmek, onda hala tarifi olmayan bir hasret duygusu uyandırırdı.

Rüzgar dizlerinin hemen üzerinde biten beyaz elbisesinin kumaştan ördüğü duvarı aşıp yavaş yavaş tenini okşarken, bir yandan da avuçlarının arasında tutmakta olduğu kartvizitin üzerindeki adrese bakıyordu. "The Harlequin". Tam da bir işe ihtiyaç duyduğu dönemde, Hogwarts'ta aynı binada okumuş olduğu eski dostuyla karşılaşması ne büyük şanstı değil mi? Onunla geçen hafta sokakta birbirlerni gördüklerinde, ilk bakışta adını hatırlayamamış ama yüzünü anımsamıştı. Neydi ismi? Clem... Clementyne. Evet, Clementyne Basilevsky. Hiçbir zaman kendine bile itiraf edemese de, derslerdeki başarısından ve güzelliğinden dolayı sürekli gizli bir rekabet halinde olduğu kız. Şimdi büyümüş ve Hogwarts'ta profesör olmuştu. Gabrielle ise eşe dosta çalışan arayıp aramadıklarını soruyordu. Bu durumda kazanan o muydu? Yıllarca gizli gizli ettikleri rekabet sonuçlanmış mıydı sonunda? Belki de onlar hala okul yıllarında kalmış, bir türlü Hogwarts'ı kalplerinden silip atamamış iki sınıf arkadaşıydılar. Ve bu böyle olduğu sürece de yarış devam edecekti.

Bir de kardeşi vardı Clementyne'ın. Savannah Basilevsky. Niye bilmiyordu ama ismi hep aklında kalmıştı o zamanlar küçücük olan bu şirin mavi gözlü kızın. Onu yıllardır hiç görmemişti, herhalde şimdi ablasından da güzel olmuştu. Belki de kendisinden de... Bir başkasının kendisinden daha güzel olacağı fikri, sinirini bozardı hep. Diğer insanların 'iç güzelliğe bak' felsefesinin aksine, onun bütün hayatı dış görünüşü üzerine kuruluydu. Birbirinden güzel iki kız kardeşle aynı yerde çalışacak olma fikriyle suratını buruşturdu. Daima üstün olmalısın, diye mırıldandı kendi kendine. Üstün ve tek, her yönden. Bir yandan yürür, bir yandan bunları düşünür, bir yandan da sokaktaki insanlarla kendisini kıyaslarken adımlarının onu tam da istediği yere, The Harlequin'e getirdiğini fark etti ansızın. Bakışlarını kaldırdığında pastahanenin cafcaflı tabelasıyla karşılaştı. Dudaklarına sahte ama bir o kadar da içten gözüken bir gülümseme kondurdu - oysa ki bakışları hala aynı soğuklukta bakıyordu - ve ince topukların üzerinde atabildiği kadar hızlı adımlarla içeriye girdi.

İlk bakışta dükkanın bomboş olduğunu düşündü, bu kadar isim yapan bir pastanenin bu kadar tenha olması garip değil miydi? Belki de yanlış adrese gelmişti. Sonra kolundaki altın zincirli saate baktığında, tam da kapanış saatine denk geldiğini fark etti. Clementyne buluşmak için insanların onları rahatsız etmeyeceği bir vakit seçmişti demek. Suratını buruşturdu, bu kadar boşuna mı hazırlanmıştı yani? Neyse, en azından Clem'e gösteriş yapabilirdi. Görünüşe bakılırsa o kendisinin aksine oldukça sade olmayı seçmişti. Yeni anladığı bir şeyse, söz verdiği saatten 20 dakika geç kalmış olduğuydu. Aptal aynalar onu bu kadar oyalamasalardı belki de erken gelebilirdi. . Yüzüne düşen parlak sarı saçlarını parmaklarıyla geriye doğru attı ve bakışlarıyla içeriyi taradı, Clem - eski dostuna hep böyle seslenirdi - en sağdaki masalardan birine oturmuş bekliyordu. Yüzündeki gülümsemeyi daha da belirgin hale getirerek ona doğru yöneldi,

"Hey, Clem!" diye seslendi salına salına yürürken, "Biraz geciktim. Ama New York sokaklarını bilirsin şekerim. Orada seri bir şekilde hareket etmek, şubat ayında bronzlaşmak kadar zordur."

Şuh ama sevimli bir kahkaha attı, yerlere göklere sığdıramadığı Hogwarts'taki anılarına az da olsa dahil olmuş biriyle tekrar irtibata geçmiş olduğu için mi bilinmez; içeriye girdiğinde mavi gözlerini işgal etmiş soğukluğun yerini şimdi samimi ve çocuksu bakışlar almıştı. "Kendini beğenmiş tavırları" da en aza ingirdemişti. Sevsin ya da sevmesin, eski bir dost insanın karşısına her zaman çıkmıyordu ne de olsa.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Clementyne Basilevsky
The Harlequin Sahibesi
 The Harlequin Sahibesi
avatar

Gerçek İsim : Merve.
Mesaj Sayısı : 111
Kayıt tarihi : 23/08/10

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
92/100  (92/100)
Patronus:

MesajKonu: Geri: Geçmişin Kokusu    Cuma Ağus. 12, 2011 5:44 am

Saatin tik taklarının ritmine ayak uydurarak odanın her miliminde volta attığının farkında değildi. Harlequin gibi New York’un işlek caddelerinde tercih edilen bir mekânı işletmek pek kolay sayılmazdı. Bunun stresinin yanı sıra aklının bir köşesinde yer etmiş olan Londra’daki dükkânı satma fikrinden hala vazgeçmiş değildi. Londra’daki dükkânın geliri New York’taki dükkâna oranla daha fazlaydı. Savannah’nın düşüncesinin de akıllıca olduğunu elbette biliyordu fakat New York’a alışmış olduğu gerçeğini her şeyin üzerinde tutuyordu. Nihayetinde New York’un yaşam şartlarıyla Londra’nınki bir değildi aksine birbirleri arasında tek benzerlik tercih edilebilir bir kent olmalarıydı. Detayların ifşa edilemez bir gerçek olmasıyla birlikte Londra’nın büyünün kalbinin attığı yer olması cezp ediciydi. Özellikle Savannah’nın çoğu arkadaşının orada olması onun için cennetin somutlaşmış haliydi. Bütün gün beraber olmalarına rağmen birbirlerine tek kelime bile etmemeleri her iki tarafı da derinden etkilediği halde gururuna teslim olduklarından dolayı bir türlü zincirlerini kıramıyorlardı. Clementyne’in idealleri vardı, Harleuin’i daha büyük bir mekâna taşımak. Bunu başarabilmesi için Londra’daki dükkânı satıp New York’tan daha büyük bir mekân satın alması gerekiyordu. Aylardır aklının bir köşesinde olan bu fikri Savannah’ya açmamış olması aralarındaki gerginliği daha artırıyordu. Clementyne’in düşünceleriyle Savannah’nın düşünceleri pek nadir zamanlarda çatışırdı. Onun fikirlerini de danışması gerektiğini düşünebilecek kadar anlayışlı biriydi Clementyne fakat Savannah’nın inadı dünyada eşi benzeri görülmemiş bir şeydi. Onun haberi olmadan bu işi yaparken içinin hiç rahat olmadığı gibi bu durumdan oldukça rahatsızdı. İkna etmeye çalışmadığı için derin bir pişmanlık duyuyordu. Belki de günlerdir ruh misali dolaşmasındaki en büyük etken buydu. Savannah’yla aralarındaki soğuk rüzgârların dinebilmesi için Clementyne’in adım atması gerekiyordu. Eve gidince ne yapıp edip harekete geçmeliydi. Savannah’nın düşünceleri daha önemli olmaya başlamıştı.

Siyah diyebilecek kadar koyu kahverengi gözleriyle dükkânda göz gezdirdi. Aslında göz gezdirmesi bahaneydi Savannah’nın bitişiğindeki odada olduğunu gayet iyi biliyordu. Başkalarını kandırmakta usta olup olmaması mühim değildi şu an, kendini nasıl kandıracaktı? Luxa’nın izin gününde olması talihsizlikti. Onunla konuşup derdini anlatabilirdi ve her şeyden önemlisi olaya dışarıdan bakabilecek birinin önerilerine ihtiyacı vardı. Dükkân tenhalaşmaya başlamıştı, saatin olduğu tarafa doğru gitti gözleri usulca. Bir iki masa dışında bütün masaların boş olduğunu görünce içini rahatlama hissinin doldurduğunu fark etti. Bütün bedenini saran huzuru kahveyle ödüllendirmenin iyi bir fikir olduğunu düşünerek en köşe masalardan birine oturdu ve yanından geçen garsondan kahve rica etti. Sol elini çenesine dayadığı sırada içeri giren bayana ilişti gözleri. Siması hayret uyandırıcı ölçüde tanıdık geliyordu fakat hâlen nereden tanıdığını anlayabilmiş değildi. Clementyne’e doğru attığı adımlardan anladığı kadarıyla kadın hakikaten tanıdığı biriydi. Kadın yaklaştıkça suretindeki tanınma hırsı daha da artıyor gibiydi ta ki kadının nefesini suratında hissetiği an Gabrielle olduğunu anlayana kadar. Gabrielle’nın çok fazla değiştiği kanaatindeydi aksi halde tanıması bu kadar uzun sürmezdi. Bugün onun geleceğinin tamamıyla unutmuş olmasının en büyük sebebiyeti kafasının Savannah’yla ettiği kavga yüzünden halen allak bullak olmasıydı. Gabriella’yla Hogwarts’ta araları gayet iyiydi, hatta yeri geldiğinde iyiden de iyi olabiliyordu. Mezun oluncaya dek aralarında hiçbir olay geçmemişti. Gabriella’nın sesiyle düşüncelerinden sıyrılarak ayağa kalktı ve selamladı. "Hey, Clem! Biraz geciktim ama New York sokaklarını bilirsin şekerim. Orada seri bir şekilde hareket etmek, şubat ayında bronzlaşmak kadar zordur." Clem? Uzun bir zamandan sonra Gabriella’dan bunu duymak şaşırtıcıydı, nihayetinde bu kısaltmayı çoğu kişi kullanmıyordu. Luxa ve Savannah dışında birinin kullanmış olması bir iki saniyelik tuhaf bir his yaşatmış olsa da zira bu hoşuna gitmişti. “Hoş geldin tatlım, gecikmiş olman sorun değil hatta tamamen aklımdan çıkmış, bu aralar birçok şeyle meşgul olduğumdan olsa gerek.” İçten bir gülümsemeyle devam etti sözlerine: “Eee nasılsın, görüşmeyeli çok uzun zaman oldu sanıyorum. Sıkıcı ve bir o kadar sinir bozucu iş görüşmesinden önce biraz sohbet etsek hiç fena olmaz gibime geliyor. “ nefes aldı ve garsonun getirdiği kahveyi masanın kenarına koydu. Bir kahve daha rica ederek sözlerine tekrar başladı: “Mezun olduktan sonra senden hiç haber alamadım nerelerdeydin, anlat bakalım. Fransa’ya dönmüşsündür muhtemelen değil mi? Fransa oldukça güzel bir yer uzun zamandır gitmiyorum. Özellikle Marsilya'nın çok ayrı bir havası var, büyüleyici bir şehir.” Çok fazla konuştuğunun farkına varmasının geç olduğunu anımsayarak utandığını hissetti. Kendine olan güveni her ne kadar normal bir bireye oranla tavan yapmış olmasına rağmen ara sıra utangaçlığı onun yakasını bırakmayışını umursamaması gerektiğinden yola çıkarak normale döndü.


_________________

    Gizem candır can.

    Tell me this, is it lonely in the shadow of a masquerade for life you hide behind.
    What's the deal with your reasons to run away and let your feelings leave you undefined.




En son Clementyne Basilevsky tarafından C.tesi Ağus. 13, 2011 3:04 am tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Gabrielle A. Dantès
The Harlequin Çalışanı
 The Harlequin Çalışanı
avatar

Gerçek İsim : asenaa
Mesaj Sayısı : 11
Kayıt tarihi : 10/08/11

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
90/100  (90/100)
Patronus:

MesajKonu: Geri: Geçmişin Kokusu    Cuma Ağus. 12, 2011 6:31 am

Hani okul yıllarında her zaman yakın olup da içten içe kıskandığınız bir kız vardır, hep kol kola gezersiniz ama siz bahçede yürürken bile uzaktan hanginizin daha iyi göründüğünü düşünür durursunuz. Gaby ve Clem de öyleydi işte. Clementyne her zaman daha içten, ötekilere daha yakın ve daha sevimli olmuştu. Gaby ise daha soğuk, daha mesafeli, daha güvensizdi. Sosyalitesi her ne kadar tavan yapmış olsa da insanlara güvenmeyi bir türlü beceremiyordu işte, ona göre sırlarını dinlemeye gelen her can yoldaşı hayat yolunda önüne konan başka bir tuzak demekti. Bu yüzden her şeyini içine atmaya alışmış ve en yakınlarıyla bile özel olmayan şeylerini paylaşmıştı. Bu güvensizliği; ortalamanın çok çok üstünde bulduğu kişiliğinin kusursuz olarak adlandırılışındaki tek engeldi belki de. Kendinizi bile tanıyamıyorken, ötekilerinin göründükleri gibi olduklarını kabul etmek yüzyılın en büyük saçmalığıydı. Çok iyi görünen biri arkadan kuyu kazabilir, çok kötü olan biriyse istediği insan karşısına çıktığında birden melek kesilebilirdi. Dünya garipti, çok garipti. “Hoş geldin tatlım, gecikmiş olman sorun değil hatta tamamen aklımdan çıkmış, bu aralar birçok şeyle meşgul olduğumdan olsa gerek." Clementyne'ın - yani onun tabiriyle Clem'in - sesiyle birden sıyrıldığı düşüncelerden irkildi Gabriella. Birkaç saniye içinde nasıl bu kadar fazla şey getirebilmişti ki aklına? Clem'in sözleri içtenlikle söylenmiş olabilirdi ama Gabriella her zamanki şüpheciliğiyle bu sözlerin arkasında bir ima sezdi. Çok meşgul olmak? Gaby'nin işsizliğini ve başıboş dolanıp bütün gün babasından kalan parayla alışveriş yapıyor oluşunu mu eleştiriyordu içten içe? “Eee nasılsın, görüşmeyeli çok uzun zaman oldu sanıyorum. Sıkıcı ve bir o kadar sinir bozucu iş görüşmesinden önce biraz sohbet etsek hiç fena olmaz gibime geliyor. “ Saçlarını düzeltiyormuş gibi yaparak - bu aralar en çok yaptığı şey buydu, neredeyse bir tik haline gelmişti - başını yana eğdi ve yüzünü buruşturdu. Bu kadar şüpheci olma, diye geçirdi içinden. Bazen insanlara güvenmek iyidir, ama unutma. Sadece 'bazen'. Üstelik gerçekten de paranoya yapıyor olabilirdi, Clementyne şu an onunla ilgili hiçbir şey bilmiyordu. Yalnızca okul yıllarından kalan silik hatıralar vardı işte. Gerisi? Parçaları kaybolmuş bir yapbozun kayıp kısımları işte. Zamanla onlar da tamamlanacaktı. O bu sessizlikten faydalanarak kafasından bir şeyler kurarken, Clementyne bir garsonun getirdiği kahvesini masanın üzerine koydu ve biraz daha kahve rica ederek devam etti.

“Mezun olduktan sonra senden hiç haber alamadım nerelerdeydin, anlat bakalım. Fransa’ya dönmüşsündür muhtemelen değil mi? Fransa oldukça güzel bir yer uzun zamandır gitmiyorum. Özellikle Marsilya'nın çok ayrı bir havası var, büyüleyici bir şehir.” Onun suratına sabit bir gülümsemeyle bakarken, bir yandan da bu sevimli kızın çok konuştuğunu mırıldanıyordu içindeki bir ses Gaby'e. Artık sussaydı da biraz da Gabrielle bir şeyler söyleseydi iyi olmaz mıydı? Hatıralarında bir yerlerde, onun hep böyle bilgiççe ve çok uzun cümleler kurmayı sevdiğini anımsıyordu. Bir bakıma bu güzel bir şeydi, özlerinden kopmamışlardı. Clem son sözünü de bitirip onun suratına baktığında - ki ne dediğini idrak edene kadar bir 3 saniye eski dostuna mavi gözlerini boş boş dikmişti - sıranın kendisine geldiğini anladı. Her zamanki şen şakraklığına ve kendini beğenmişliğine bürünerek düzgün bacaklarını üst üste attı, sarı saçlarını omuzlarının üzerine bırakarak başını hafifçe yana yatırdı ve bir parmağını saçlarına dolayarak rahat bir edayla konuşmaya başladı. "Mezun olduktan sonra Fransa'ya döndüm birkaç sene, biliyorsun bütün ailemiz orada. Oldukça rahat yaşıyordum denebilir, Fransız sokakları, Fransız şıklığı, Fransız erkekleri..." Çapkın bir edayla göz kırptı Clem'e, zaten Clementyne Gaby'nin ne kadar şıpsevdi olduğunu ve de asla aşık olup bağlanabilecek bir yapıya sahip olmadığını çok iyi bilirdi. Devam etti, "Ama burada geçirdiğim süre boyunca - yani Hogwarts'ta diyorum - İngiltere'yi daha çok sevdiğimi fark ettim. Bu yüzden tekrar buraya gelmeye karar verdim. New York'a taşındığımdan beri ailemin bana gönderdiği parayla geçiniyorum, ama Clem! 24 yaşındayım. Artık kendi ayaklarımın üzerine basmalıyım." Gözlerini devirdi sıkkın sıkkın, aileye bağlı olarak yaşamak ve habire onların yolladığı paraları harcamak gururuna dokunuyordu. Hadi bir yaşa kadar bunu yapmak normal sayılabilirdi ama o artık yetişkindi. Ve zamparalarla flört ederek cüzdanını dolduran bir kadın olamayacak kadar da değerli buluyordu kendini. Öyle bir şey yapsa bile zevk için yapardı, para için değil. "Bu yüzden de iş aramaya başladım. Ve çok şükür Tanrı seni karşıma çıkardı. Kendimi daha çok geliştirene kadar yanında çalışabilirim diye düşünüyorum. Peki sen Clem? Sen neler yaptın? Birileri var mı hayatında? Zengin mi? Kaç yaşında?" Daha fazla şey soracaktı ki, Clementyne'dan daha fazla konuştuğunu fark ederek sustu. Bozuntuya vermeden ona baktı ve dudakları muzur bir gülümsemeyle kıvrıldı. İnsan bazen soluksuz konuşmak isterdi. Ve konu erkeklere gelince, Gabrielle bunu yapmaya bayılırdı.



En son Gabrielle A. Dantès tarafından Cuma Ağus. 12, 2011 10:24 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Clementyne Basilevsky
The Harlequin Sahibesi
 The Harlequin Sahibesi
avatar

Gerçek İsim : Merve.
Mesaj Sayısı : 111
Kayıt tarihi : 23/08/10

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
92/100  (92/100)
Patronus:

MesajKonu: Geri: Geçmişin Kokusu    Cuma Ağus. 12, 2011 7:12 am

"Mezun olduktan sonra Fransa'ya döndüm birkaç sene, biliyorsun bütün ailemiz orada. Oldukça rahat yaşıyordum denebilir, Fransız sokakları, Fransız şıklığı, Fransız erkekleri..." Gabriella’nın dünyevi zevklere düşkün olması küçüklüğünden beri süregelen bir şeydi. Sosyetik yaşam tarzının yanı sıra baba parasının cezp edici rahatlığı kulağa oldukça hoş geliyor olsa da Clementyne için tercih edilir bir boyut olması olanaksızdı. Özellikle erkeklerle olan ilişkilerinde çoğu zaman seçici davranması dolayısıyla uzun süreli ilişkiler yaşamıştı zira Clementyne gibi birinin sırf eğlence uğruna erkeklerle harcayacak zamanı yoktu. Okul yıllarında bile flört ettikleri erkekler beş parmağın beşini geçecek ölçüde sayılmazdı. Nihayetinde bütün yıllarını dersleriyle boğuşarak geçiren bir ravenclaw öğrencisinden beklenebilecek en doğal şey buydu belki de. Zekâsını beyhude şeyler için kullanmaması gerektiğini babası ve annesi gayet iyi bir şekilde aşılamışlardı ona. Gabriella tiz sesiyle düşüncelerini bölmek için gecikmiş sayılmazdı. "Ama burada geçirdiğim süre boyunca - yani Hogwarts'ta diyorum - İngiltere'yi daha çok sevdiğimi fark ettim. Bu yüzden tekrar buraya gelmeye karar verdim. New York'a taşındığımdan beri ailemin bana gönderdiği parayla geçiniyorum, ama Clem! 24 yaşındayım. Artık kendi ayaklarımın üzerine basmalıyım.” Hala babasının parasıyla geçindiğine göre hala da aynı çocuk Gabriella’ydı karşısındaki kadın. Hiçbir zaman olgun biri olamayacağı küçüklüğünden belliydi zira olgunluğun meyvesini tadabilmiş olsaydı daha ağır başlı olabilirdi fakat ona bu tavırlar daha çok yakışıyordu içindeki çocuğu dışarı çıkarabilmek cesaret gerektiren bir olaydı ki Gabrielle en iyi şekilde cesaretini gözler önüne serebilecek bir oyuncuydu. Gabriella sözlerine devam ettikçe Clementyne’in suratındaki tebessüm yerini kahkahaya bırakıyordu. ""Bu yüzden de iş aramaya başladım ve çok şükür Tanrı seni karşıma çıkardı. Kendimi daha çok geliştirene kadar yanında çalışabilirim diye düşünüyorum. Peki, sen Clem? Sen neler yaptın? Birileri var mı hayatında? Zengin mi? Kaç yaşında?" Birileri mi? Neden bahsediyordu bu kız! Bir kahkaha çınlattı Harlequin’in duvarlarında. “Hey nefes al, sakinleş biraz!” kahkahasının yakınlandığı dükkân nihayet boşalabilmişti. Artık rahat rahat sohbetlerine devam edebilirlerdi. “Hayatımda hiç kimse yok Gabriella ve gayet memnunum halimden. Aslında kafamı dağıtacak birileri olsa fena olmazdı ama işten vakit ayırabildiğim söylenemez. Bu aralar ruh halim de pek iyi sayılmaz. Sebebini soracak olursan şayet, sana özet geçeyim; Savannah’yla aramız bozuk.” Derin bir nefes aldı ve kahvesini yudumladı.

_________________

    Gizem candır can.

    Tell me this, is it lonely in the shadow of a masquerade for life you hide behind.
    What's the deal with your reasons to run away and let your feelings leave you undefined.




En son Clementyne Basilevsky tarafından C.tesi Ağus. 13, 2011 2:57 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Gabrielle A. Dantès
The Harlequin Çalışanı
 The Harlequin Çalışanı
avatar

Gerçek İsim : asenaa
Mesaj Sayısı : 11
Kayıt tarihi : 10/08/11

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
90/100  (90/100)
Patronus:

MesajKonu: Geri: Geçmişin Kokusu    C.tesi Ağus. 13, 2011 12:59 am

Ard arda dizdiği cümlelerine bir yenisini daha eklemeye fırsat bulamadan, eski dostunun kahkahaları pastane duvarlarında yankılandı. Gabrielle bu ani tepkiden dolayı yerinden sıçradıktan sonra onları gören var mı diye telaşlanarak çevresine bakındı, ama korkacak bir şey yoktu. Onlar konuşmaya başladığından beri kalan son bir-iki müşteri de gitmiş ve bütün dükkan onlara kalmıştı. Rahat bir nefes vererek ellerini dizlerinin üzerinde birleştirdi. Gaby laubaliliği pek sevmezdi. Aslında; dışarıdaki insanların tanıdığı Gaby demek daha doğru olur. Gabrielle'i tanıyan pek çok kişi onun hakkında soğuk, bencil ve mesafeli diyebilirdi. Çoğu zaman yüzünde mutlak bir sahte neşe olurdu ama birbirlerine belli etmese de o da çevresindeki insanlar da bunun gerçekçi olmadığını bilirdi. Ama onun kalbine gerçekten inebilirseniz... İşte o zaman haylaz bir kızın kaçamak gülücüklerine rastlayabilirdiniz. Ve şu an etrafta kimse olmadığını idrak edince, o haylaz kızın gözlerinde muzur bir parıltı belirivermişti işte. “Hey nefes al, sakinleş biraz!” dedi Clementyne, kahkaha atmayı kesmişti ama hala gözlerinde gülen bir ifade vardı. "Hayatımda hiç kimse yok Gabirelle ve gayet memnunum halimden. Aslında kafamı dağıtacak birileri olsa fen aolmazdı ama işten vakit ayırabildiğim söylenemez. Bu aralar ruh halim de pek iyi sayılmaz. Sebebini soracak olursan şayet, sana özet geçeyim; Savannah'yla aramız bozuk." Birden dalgın ve neşeli tavırlarından sıyrılarak daha ciddi bir hale büründü Gabrielle. Şu an içinden hiç birisinin sorunlarıyla uğraşmak gelmiyordu ama kendisinin en büyük sorununun 4 dolabının 4'ünde de yazlık kıyafetlerini koyacak yer olmayışı olduğunu göz önünde bulunduracak olursa, belki de onu dinlememek veya bir bahane bularak kalkmak bencilce olacaktı. Üstelik merak etmediği de söylenemezdi, zaten merak hangi kadında yoktur ki? "Özet geçmeni istemiyorum ki ben." dedi anlayışlı bir ifade takınarak. Böyle yakınlıklara pek alışık değildi, o yüzden nasıl davranması gerektiğini kestiremiyordu. Clem'in masada duran ellerini avuçlarının içine aldı ve sıktı. "Anlatmak ister misin?" Hey! Birine bunu demeyeli ne kadar uzun zaman olmuştu?


En son Gabrielle A. Dantès tarafından C.tesi Ağus. 13, 2011 2:54 am tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Clementyne Basilevsky
The Harlequin Sahibesi
 The Harlequin Sahibesi
avatar

Gerçek İsim : Merve.
Mesaj Sayısı : 111
Kayıt tarihi : 23/08/10

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
92/100  (92/100)
Patronus:

MesajKonu: Geri: Geçmişin Kokusu    C.tesi Ağus. 13, 2011 2:17 am

"Özet geçmeni istemiyorum ki ben. Anlatmak ister misin?" Gabrielle’nin avuçlarının arasındaki sıcaklığın içtenliğini sezebilmek zor değildi. Eski bir dostun yakınlığını hissetmeyeli bir hayli olmuştu. Söze nereden ve nasıl başlayacağını bilmemesindeki en büyük neden şüphesiz kuruntularıydı. Gabrielle’ye karşı güveni sonsuzdu, onunla beraber geçirdiği günleri anımsadıkça o günlere geri dönüyordu. “Aslına bakarsan, nereden başlayacağımı bilmiyorum. Kavga ettik Gabrielle. Bilirsin, sürekli atışırız fakat bu sefer hakikaten ciddi bir kavgaydı. “ Kardeşlerin arasında her zaman kavga olurdu fakat Clementyne ve Savannah’nın son kavgası fazla ses çıkarmıştı. Dudaklarındaki acı dolu tebessümle birlikte saniyeler süresince sessizliğe soyunmuştu. Ellerini kafasında birleştirerek beynindeki acıya son verme çabalarına girişmeye çalışsa bile yaptığı her şey faydasız kalıyordu. Günlerdir bununla başa çıkmaktan yorulmuştu baş ağrılarıysa cabasıydı. “Londra’daki dükkânı biliyorsundur, orayı satılığa çıkardım. Emlakçıyla görüşmeleri uzun zamandır ayarlamaya çalışıyordum fakat bunların hiçbirinden Savannah’nın haberi yoktu. Ona neden danışmadığım konusunda hiçbir fikrim yok. Belki de… Belki de planımın yürürlüğe girmesindeki engelleri ortadan kaldırmak niyetiyle söylemedim. Hâlbuki Savannah'nın Harlequin’i oraya taşımak istediğini biliyordum, bu düşünceyi kafamdan atmalıydım. “ Pişmanlığının son evrelerini yaşıyordu keşkeleri muhakak sona erecekti belki, fakat bugünlerin telafisi meçhuldü. Kararından dönmemesi gerektiğini biliyordu nihayetinde Londra’da küçük bir mekân yerine yıllardır yaşadıkları yerde daha büyük bir mekân daha akıllıcaydı. Özellikle New York’ta tercih edilebilir bir yere ulaşmışken Londra’da her şeye yeniden başlama riskini göze alabilecek kadar cesaretli olduğunu düşünmüyordu. Kim bilir, belki bir gün Savannah’nın çabalarıyla Harlequin Londra’ya taşınabilirdi, her şeyi zaman gösterecekti. “Onunla konuşmalıyım Gabrielle. Konuşup, aramızdaki bu saçma şeye son vermeliyim fakat nasıl yapacağımı hangi yüzle gideceğimi bilmiyorum. Çok fazla abarttığımızın farkındayım ama elimden bir şey gelmiyor. Savannah’nın düşüncelerini doğru bulmuyorum değil zira gayet iyi bir fikir fakat Londra’da her şeye yeniden başlama riskini göze alamıyorum. Onun yerine burada daha büyük bir mekâna geçmek daha akıllıca değil mi? “ Fikirlerine katılmasını dört gözle bekliyordu. Bununla başa çıkabilmesi için Gabrielle’nin desteğine ihtiyacı vardı.

_________________

    Gizem candır can.

    Tell me this, is it lonely in the shadow of a masquerade for life you hide behind.
    What's the deal with your reasons to run away and let your feelings leave you undefined.


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Gabrielle A. Dantès
The Harlequin Çalışanı
 The Harlequin Çalışanı
avatar

Gerçek İsim : asenaa
Mesaj Sayısı : 11
Kayıt tarihi : 10/08/11

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
90/100  (90/100)
Patronus:

MesajKonu: Geri: Geçmişin Kokusu    Ptsi Ağus. 15, 2011 12:23 am

“Aslına bakarsan, nereden başlayacağımı bilmiyorum. Kavga ettik Gabrielle. Bilirsin, sürekli atışırız fakat bu sefer hakikaten ciddi bir kavgaydı." Sözlerindeki acıyı gizleme ihtiyacı hissetmemesi ve gözlerinden okunan içtenlik, Gaby'e ne kadar güvendiğinin bir göstergesiydi. Peki birine neden güvenirdi ki insan? Yıllarca birlikte gülüp eğlenilen insanlar bir günde unutulup siliniyorken, nasıl olur da senelerdir görüşmediği bu arkadaşının hala eski güvenilir Gabrielle olduğuna kanaat getirebilirdi ki Clementyne? Bu anlaşılmazdı. Birinin gözlerinin içine bakar ve güvenip güvenmeyeceğinize o an karar verirdiniz. Bunun ötesi yoktu. Ne olursa olsun bencil ve diğerlerine karşı soğuk olan Gabrielle, karşısındaki bu genç kadının yüzündeki acı dolu tebessümle içinden bir şeyler koptuğunu hissetmişti. “Londra’daki dükkânı biliyorsundur, orayı satılığa çıkardım. Emlakçıyla görüşmeleri uzun zamandır ayarlamaya çalışıyordum fakat bunların hiçbirinden Savannah’nın haberi yoktu. Ona neden danışmadığım konusunda hiçbir fikrim yok. Belki de… Belki de planımın yürürlüğe girmesindeki engelleri ortadan kaldırmak niyetiyle söylemedim. Hâlbuki Savannah'nın Harlequin’i oraya taşımak istediğini biliyordum, bu düşünceyi kafamdan atmalıydım. “ Kendisini Savannah'nın yerine koydu. Bir zamanların küçük şirin kızına, belki de hala öyleydi. Değil mi ki, insanlar birbirleri için hiçbir zaman değişmezlerdi. Seneler geçse bile olgun bir yetişkin diğerlerinin gözünde hala küçük bir çocuk olabiliyordu. Özellikle Clementyne için kız kardeşi hiçbir zaman büyüyememiş olmalıydı. Bu yüzden de bu kararı verirken ona danışma ihtiyacı hissetmemişti, hatta bir bakıma oyunbozanlık yapıp işleri bozacağından korkmuştu... Ona hak vermiyor değildi ama kimin haklı olduğu çok açıktı. Savannah. “Onunla konuşmalıyım Gabrielle. Konuşup, aramızdaki bu saçma şeye son vermeliyim fakat nasıl yapacağımı hangi yüzle gideceğimi bilmiyorum. Çok fazla abarttığımızın farkındayım ama elimden bir şey gelmiyor. Savannah’nın düşüncelerini doğru bulmuyorum değil zira gayet iyi bir fikir fakat Londra’da her şeye yeniden başlama riskini göze alamıyorum. Onun yerine burada daha büyük bir mekâna geçmek daha akıllıca değil mi?“ Gaby hala Clem'in avuçlarının sıcaklığını hissetmekte olan elini nazikçe çekti ve olanları gözden geçirdiğini belli etmek istercesine başının avuçlarının arasına aldı. Dudaklarını bir şeyler düşündüğünde hep olduğu gibi büzmüştü. Nihayet bakışlarını masa örtüsünün döşemesinden Clementyne'in kara gözlerine kaldırdı ve konuştu. "Bak şekerim, düşününce seni haklı buluyorum. Ama yine de Savannah'ın tepkilerinin son derece normal olduğunu söylemek zorundayım." Derin bir nefes aldı ve saçlarını kenara atarak konuşmayı sürdürdü. "Ondan habersiz bir şeyler yapmana çok kızmış, sonuçta o artık senin sorumluluğundaki küçük kız kardeşin değil. Kendi düşünceleri var ve yaptığın her işte en az onun kadar fikir payı olmalı. Bunu yapmış olsan bile... Öncelikle ona danışman ve ikna etmen gerekirdi. Londra'da dükkan açma fikri bence de çılgınca, bunu ben de kabul etmezdim. Ama ondan gizli iş çevirmek yerine bunun saçmalığını neden ona anlatmadın ki?" Düz bir mantıkla konuşuyordu, bunun Savannah'ta hoş bir etki yaratmayacağı açıktı, ne de olsa kendi fikirleri resmen saçmalık olarak nitelendirilmiş olacaktı. "Yani derim ki ben... Aranızdaki bu ufak düşmanlık zamanla zaten affedilecektir. Dükkanı satmaktan vazgeç, bırak orası askıda kalsın. En azından Savannah'yı ikna edene kadar." Dudakları yumuşak bir gülümsemeyle kıvrıldı ve cevabı beklemeye başladı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Clementyne Basilevsky
The Harlequin Sahibesi
 The Harlequin Sahibesi
avatar

Gerçek İsim : Merve.
Mesaj Sayısı : 111
Kayıt tarihi : 23/08/10

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
92/100  (92/100)
Patronus:

MesajKonu: Geri: Geçmişin Kokusu    Ptsi Ağus. 15, 2011 10:42 pm

"Bak şekerim, düşününce seni haklı buluyorum ama yine de Savannah'ın tepkilerinin son derece normal olduğunu söylemek zorundayım. “ Normal? Neye göre normal? Her şeye rağmen onun haksız olduğunu söyleyemezdi, haksız olan kendisiydi. ”Ondan habersiz bir şeyler yapmana çok kızmış, sonuçta o artık senin sorumluluğundaki küçük kız kardeşin değil. Kendi düşünceleri var ve yaptığın her işte en az onun kadar fikir payı olmalı. Bunu yapmış olsan bile... Öncelikle ona danışman ve ikna etmen gerekirdi. Londra'da dükkan açma fikri bence de çılgınca, bunu ben de kabul etmezdim ama ondan gizli iş çevirmek yerine bunun saçmalığını neden ona anlatmadın ki?" “O senin sorumluluğundaki küçük kız kardeşin değil…” Gerçeğin suratına çarpmasından aldığı yara, pişmanlığından daha fazla acı vermişti. Yıllardır onun sorumluluğunu üzerinde taşımıyor muydu? Kendi düşünceleri elbette olacaktı, fikirlerine daima açıktı fakat bu konuda fikirlerine danışmamasının en büyük nedeni karşı çıkacağıydı. Hırsına kurban mı olmuştu yani? Sırf karşı çıkmasın diye onun düşüncelerine önem vermemesi bu yüzden miydi? Bu yüzden mi bozuktu araları? Aklı almıyordu, saçma sapan bir hırs yüzünden kardeşiyle arasını bozmakla kalmamış; tavan yapmış egosu yüzünden gidip bir özür bile dilememişti. Kendinden nefret etmeye başlamış, utanmıştı. "Yani derim ki ben... Aranızdaki bu ufak düşmanlık zamanla zaten affedilecektir. Dükkanı satmaktan vazgeç, bırak orası askıda kalsın. En azından Savannah'yı ikna edene kadar." Harlequin’e gelen müşterilerin ara sıra yer bulamadığı zamanlar bile oluyordu. Daha büyük bir mekâna geçmek şarttı fakat Gabrielle haklıydı, emlakçıyla en yakın zamanda bir görüşme daha ayarlamalıydı. Pencereden dışarıya doğru baktığında havanın bir hayli kararmış olduğunu görünce şaşırmaktan kendini alamadı. Zaman ne de çabuk geçiyordu. Savannah’nın odasından gözlerini ayırmayarak konuşmasına devam etti: “ Aslında… Savannah birazdan odasından çıkar. Özür dilemek için iyi bir fikir ha? “ Pişmanlığıyla karışmış bir acı tebessüm belirdi dudaklarında. “Yanımıza muhakkak gelecektir. Sizin aranız nasıl Savannah’yla? Hogwarts’tayken iyi anlaştığınız söylenemez nihayetinde Savannah çoğunlukla sessiz biridir ve bazen sinir bozucu olabiliyor. Seni anlayabiliyorum.” Gülümsemeye devam ediyordu. Tek amacı ortamı neşelendirmekti. “Her şeye rağmen o mükemmel biridir, her açıdan”

_________________

    Gizem candır can.

    Tell me this, is it lonely in the shadow of a masquerade for life you hide behind.
    What's the deal with your reasons to run away and let your feelings leave you undefined.


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Geçmişin Kokusu
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Ateş Oku RPG ~~ Hogwarts :: Diğer Mekanlar :: New York :: The Harlequin-
Buraya geçin: