Ateş Oku RPG ~~ Hogwarts
Merhaba

Foruma Hoşgeldiniz

Kayıt Olduktan Sonra Rütbe Seçmelisiniz. Ve Daha sonra Lejant Oluşturmalısınız;

Ateş Oku RPG ~~ Hogwarts


 
AnasayfaAramaÜye ListesiKayıt OlGiriş yapKapı

Paylaş | 
 

 Cassandra Malfroy

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Cassandra Malfrey
Hırsız
Hırsız
avatar

Gerçek İsim : Melis
Mesaj Sayısı : 25
Kayıt tarihi : 15/08/11
Yaş : 31
Lakap : Cass, Nava, Nova

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
79/100  (79/100)
Patronus: Kutup Kurdu

MesajKonu: Cassandra Malfroy   Ptsi Ağus. 15, 2011 6:53 am

Uzun süre attığı çığlıklara karşılık bulamayışından yorgun düşmüş olsa gerek,ayakları kırılmak üzere olan eski bir kanepenin üzerinde uyuya kaldı. Uyuyor izlemini veren yüzünün altında, şehir merkezindan uzak, çok eskilerden kalma tarihi köşkten kurtulmayı -kurtarılmayı- bekleyen bir ifade saklıydı. Uzandığı kanepeden korkunç kabuslar görmüş gibi sıçradı. Ağlamaktan şişmiş olan göz altı torbalarından buz mavisi gözleri belli olmuyordu. Umutsuzca; kangren olmasına ramak kalmış ellerine bağlı kalın ipleri çözmeye çalışıyordu. Gözlerini elindeki ipi kesebilecek birşey ararcasına eski salonda gezdirdi. Burası daha çok yemek salonuna benziyordu. Yemek salonu olan bu odada eski masanın üzerinde birkaç damla kan ile kirlenmiş masa örtüsü, beş gümüş tabağın üzerinde yılların vermiş olduğu lekeler ve paslanmaya yüz tutmuş çatal, bıçaktan başka hiçbir şey yoktu. Ellerini birbirine bağlayan kalın ipi kesmekte bu paslı bıçakların işe yarayabileceğini düşündü. Uzandığı kanepeden kalmak istedi. Ne var ki ayaklarının da bağlı olduğunu hissedemedi. Kendini yerde bulunca, ayağa kalkamayacağını anladı ve sürünmekten başka bir çare olmadığını düşündü. Süründükçe elbisesinin açılan eteğini kapatma çabasını göstermek istedi fakat ellerine bağlı olan bu ipler izin vermiyordu. Belinin üzerine kadar açılan eteği indiremediğinden uzun pürüzsüz bacaklarında derin çizikler belirmeye başladı. Her zaman dümdüz görünen göbeğinin üzerinde çizikler oluştu. Canının yandığını hissetse de, bacaklarında ve belinde çizikler olduğunu bilse de hiç durmadan devam etti.


Masanın yanına varmış olması her şeyin bittiğini göstermiyordu. Sırada masanın üzerindeki bıçağı almak vardı. Ayağa kalkamayacağını bildiğinden masasının ayaklarına kadar uzanan beyaz masa örtüsünün aşağıya doğru çekerek almayı düşündü. Bu durumda kendisinide riske atmış olucaktı. Bıçaklardan birisi vücuduna saplanabilirdi. Masa örtüsünü sıkıca tuttu ve sert tahtanın bedenini zedelenmesini aldırmadan yuvarlandı. Zarar görmeyen gümüş tabakların ardından düşen porselen tabakların parçaları etrafa saçıldı. Kendisini bu parçalardan korumak için birbirine bağlı olan elleriyle başını kavradı. Camdan kadehler teker teker kırıldı. Bu gürültüye dayanamayan köşk titredi. Yere düşen bıçağı almak için tahtanın üzerinde binbir parçaya ayrılmış cam kırıklarına aldırmadan süründü. Bedenine saplanan cam kırıkları canını yaksa da, kurtulması için paslanmış bıçaklardan birini alması gerekiyordu. Zar zor eline aldığı bıçakla ipi nasıl keseceğini düşündü. Bir eliyle ipi kesemeyeceğini anlayınca bıçağı ters çevirdi. Bıçaktan ayrılmak üzere olan tahta sapı ağzıyla kavrayarak ipi kesmeye çalıştı. Körelmiş bıçağı ipe sürttükçe toz çıkıyordu. Bıçak ne kadar körse, kalın ipte o kadar zayıftı. Ellerini birbirine yapıştıran ip ,uzun uğraşlar sonunda koptu. Morarmış bileklerini ovuşturmaya çalışıyordu. Ellerini kurtarmanın sevincini yaşayamadan vücudundaki cam parçalarının sızısıyla irkildi. Koluna batan büyük cam parçasını korkunç bir acıyla yere fırlattıktan sonra karnındaki bebeğini kontrol edercesine ellerini karnına koydu. Ayaklarındaki ipi hızla çözdükten sonra ayağıya kalktı.

Elbisesine ve bedenine saplanan cam kırıntılarını hızlı bir hamleyle temizledi. Bu esnada parmaklarına batan cam parçalarına aldırmadı. Yeni yeni düşünmeye, kafasını toplaya başlamıştı sanki. Aklından geçen sorular kafasını iyice karıştırmış gibiydi. Kim getirmişti bu eski köşke Néuvenia'ı? Neden getirmişti? Kim ne istiyordu ondan? Tüm bu soruları cevaplandırılmak üzere aklının bir köşesine yerleştirdikten sonra ayaklandı. Odanın bir köşesinde unutulmuş bir hazine gibi duran kapıyı farketti. Çıkışı bulmak umuduyla hızla kapıya yönelip demir kapı kolunu vargücüyle yokladı. Kapının açılmasıyla gördüğü manzara karşısında çıldırmamak için kendini zor tuttu. Sevdiği adam odanın bir köşesinde soğuk bir ceset olarak yatıyordu. Uzun süredir içinde tuttuğu nefesi vererek gözyaşlarının arasında Andrew'a koştu. Yeniden hayat vermek istercesine sarıldı cesede. Sanki derin bir uykuya dalmışta, kısa bir süre sonra uyanacakmış gibi geliyordu Néuvenia'ya. Yavaş yavaş ve ayaklarını yere sürterek odaya giren kişiye omzunun üzerinden göz ucuyla baktı. Bu O'ydu; Michael...
"Ne istedin ondan Michael?" Titreyen sesinde beklenen cevabın hüznü vardı. Bir anda odayı dolduran kahkahalar soğuk duvarlarda yankılandı. "Asıl o benden ne istedi? Seni elimden aldı. O adam hayatımı çaldı. Sen benimdin Néuvenia, benim kalmalıydın!" Silik bir anının attığı çığlıklara benzetmişti bu cevabı. Müthiş gücüne karşın, olanaksız derecede çaresiz, yalnız bir çığlıktı bu. Yüzünü Andrew'un solgun yüzüne çevirdi. Bir ipucu verir gibiydi henüz kapanmamış gözleri. Yerde bir noktayı ısrarla işaret ediyordu. Yere yayılan cübbesinin altına belkide son gücüyle sakladığı asaydı bu ipucu. Nauvenia'nın bunu fark etmesi uzun sürmedi, Michael'in akıl erdiremeyeceği bir hızla çekti cübbenin altından asayı. Hiç düşünmeden Micheal'a dönerek " Sen beni değil ölmeyi hak ediyorsun Michael! Avada Kedavra!" Soğuk kanlılığını korumayı iyi biliyordu, fakat bu soğukkanlılık Andrew'un ölümü karşısında yerini ürkek bir kız çocuğunun gözyaşlarına bırakıyordu.



Hıçkırıklarları tüm köşkü sardı. Sevdiği adamın cesede dönüşmesi yeterli değilmiş gibi karnındaki bebeğin hayatından da şüpheliydi. Gerçekte ne olduğunu Tanrı'dan başka kimse bilemezdi. Andrew gibi tahtaların üzerine uzandı. Onun cansız bedenine sarıldı. Aşkının varlığını hayal ederek yokluğuyla konuştu. Ne zayık ki çıldırmıştı Néuvenia. "Bebeğimizi yanına mı aldın, aşkım? Beni yalnız mı bıraktın? Neden beni de götürmedin? seninle olmaya ihtiyacım var. Öyleyse ben sana geliyorum, sevgilim." Dakikalarca, saatlerce yanından kalkmadı, kalkmayacaktı da. Aradan geçen birkaç saatin ardından aşkın verdiği acıyla gözlerini kapatıp sessizce ölümü bekledi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Valeria Nerissa Wesley
Sihirli Yaratıkların Bakımı Profesörü
Sihirli Yaratıkların Bakımı Profesörü
avatar

Gerçek İsim : Ebru.
Mesaj Sayısı : 1504
Kayıt tarihi : 13/09/09
Yaş : 23

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
100/100  (100/100)
Patronus: Beyaz Leopar

MesajKonu: Geri: Cassandra Malfroy   Ptsi Ağus. 15, 2011 8:34 am

Betimleme: 24 / 30
Paragraf Düzeni: 4 / 5
İmla Düzeni: 8 / 10
Anlatım: 31 / 40
Kurgu: 12 / 15

Puanınız, 79. Keyifli Roleplayler... ^^

_________________

Benim hatun benim gibi dengesiz. *.*:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Cassandra Malfroy
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Ateş Oku RPG ~~ Hogwarts :: Karakter ve RO Dünyası :: Oyun Vadisi :: Seviye Belirleme-
Buraya geçin: