Ateş Oku RPG ~~ Hogwarts
Merhaba

Foruma Hoşgeldiniz

Kayıt Olduktan Sonra Rütbe Seçmelisiniz. Ve Daha sonra Lejant Oluşturmalısınız;

Ateş Oku RPG ~~ Hogwarts


 
AnasayfaAramaÜye ListesiKayıt OlGiriş yapKapı

Paylaş | 
 

 Mimbulus Mimbletonia

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Aubrianne Parnella
Bitkibilimci
Bitkibilimci
avatar

Gerçek İsim : kim olduğumu bilirsin sen
Mesaj Sayısı : 158
Kayıt tarihi : 30/07/11

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
100/100  (100/100)
Patronus: Yabani Tavşan

MesajKonu: Mimbulus Mimbletonia   Ptsi Ağus. 15, 2011 9:13 pm


Aubrianne Parnella&Annette Elainé Jeseven


    Dudaklarından eksik olmayan gülümsemesiyle seraya gitmek için kapıya yönelmişti ki büyük annesinin uyaran sesini işitti. “Sakın Hogwarts’a gideyim deme. Gizli geçit falan bildiğini biliyorum…” Gözlerini devirerek kapıyı açtı. Cevap verme gereği duymuyordu. Ne olurdu görücü olmayan bir büyük annesi olsaydı. Kapıdan çıkmadan kapının hemen yanındaki askılıktan hasır şapkasını aldı. Havanın çok güneşli olmaması umurunda değildi. Bu şapkaya bayılıyordu. Bu şapkayı taktığında birkaç muggle’ın dalga geçmesine maruz kalsa da gülüp geçiyordu. Etrafına çizilmiş mutluluk sınırından asla çıkmazdı. Etrafına saçtığı gülücükleri, bazen engellemek istese de yapamıyordu işte. Adımları hızlanırken elindeki küçük sırt çantasını, sırtına attı. İçindeki saksının sallandığını hissetmesine rağmen yavaşlamadı; bugün eğlenceli olacaktı, değil mi?

    Hogwarts’a girmek kadar huzur verici bir şey daha bilmiyordu Aubrianne. Beauxbatons’un, o ihtişamlı şatosu bile bu etkiyi yaratmıyordu. Belki de eğlencenin asla ulaşılamadığı bir okul olmasından kaynaklanıyordu bu; ancak Hogwarts’ı tattığında bir daha hiçbir yere gitmek istemiyordu insan. Belki de sadece Aubrianne hissediyordu bunu. Devam etmeyi çok isterdi. Tam da SYB’si tavan yapmış ve hayallerine ulaşacakken büyük annesinin zoruyla alındığı okulda profesörlerin yardımıyla arada takılıyordu ki bu anları hiçbir şeye değişmezdi. Tek gözlü cadı geçidi, her zamanki tozlu ve karanlık havasına hapsolmuştu. Elindeki asanın ışığı olmasa hiçbir şey göremeyeceği bir gerçekti. Çıktığı merdivenlerin sonuna geldiğine eliyle önündeki duvarı ittirdiğinde açılan heykelin ardından Hogwarts’ın muhteşem üçüncü kat koridoruna çıkmıştı. Asasını, giydiği tişörtün, sihirlenmiş cebine koydu. Dudaklarında zaten var olan gülümseme iyice yayılırken adımları iyice sıklaştı ve aşağıya inmeye başladı.

    Seraya gidene kadar, birçok öğrencinin şaşkın bakışlarıyla karşılaşması kötü bir durumken, aksine Aubrianne memnun oluyordu. Öğrencilik yıllarında da –aslında tam olarak mezun olmamıştı- bu tür bakışların esiri olmuyor değildi. Seranın içine girdiğinde Profesör Jeseven’in, Küçük, al yaprakları olan bir bitkiyle uğraşıyor bulması beklemediği bir durum değildi. Yapraklarındaki mor çizgilerin merkeze doğru ilerlediği bitkinin ‘Muggle Siğili’ olduğunu anlayabiliyordu Aubrianne. Seraya girdiğinde Profesör başını kaldırarak gülümsedi. Bilindik selamlaşmadan sonra Aubrianne geliş sebebini açıklaması gerektiğini düşündü. “Profesör, ben… Nadir bulunan bir bitkiyi buldum ve size vermek istediğim için geldim.” Diyerek sırt çantasını seranın bitkilerle dolu masasının köşesine koydu. Fermuarını açarak elini derinlere indirdi ve bir saksıyla birlikte geri çıkardı. Çok nadir bulunan bu Asur bitkisinin, dikenleri yerine çıbanları olan bir kaktüse benzemesi, onu daha ilginç gösteriyordu.



En son Aubrianne Parnella tarafından Salı Ağus. 16, 2011 2:43 am tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Annette Elainé Jeseven
Bitkibilim Profesörü
Bitkibilim Profesörü
avatar

Gerçek İsim : Merve.
Mesaj Sayısı : 78
Kayıt tarihi : 05/08/11

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
92/100  (92/100)
Patronus:

MesajKonu: Geri: Mimbulus Mimbletonia   Salı Ağus. 16, 2011 1:49 am

    Gölgesini takip edercesine attığı adımların her birinde tanıdığı huzuru an be an yaşıyordu cadı. Dizlerine kadar uzanan kaşmirden yapılmış toz pembesi elbisesini hafif hafif esen rüzgârla dans ettiği çimenlerin üzerine yayılmış anıların hepsi gözünde canlanıyordu. Eğitimini tamamladığı okuldaki zamanlarını hatırladıkça vişne çürüğü dudaklarındaki gülümseme git gide yayılıyordu. Beauxbatons’tan geldiği ilk günkü heyecanı hissetmemek pek mümkün değildi. Aynı heyecanı mezun olarak çıktığı kapıdan, bir profesör olarak girdiğinde hissetmişti. Ne kadar geçmişti üzerinden 5 yıl? Belki de daha fazla. Her ne kadar diğer profesörlere oranla çiçeği burnunda bir profesör olarak nitelendirilse de Elainé halinden gayet memnundu. 10 yılı geçemeyecek olan profesörlük hayatında bir sürü tecrübe kazanmış, yılların deneyimiyle yoğrulmuştu. Bitkibilim adına yaptığı fedakârlıkların haddi hesabı yoktu.

    Seradan içeri her girdiğinde hissettiği bu duygu Elainé için bambaşkaydı. Evim diyebileceği tek yerdi belki de. Çocukluğundan beri ilgi duyduğu bitkilerin büyüsü her büyüden bin kat daha iyiydi; daha çok mutlu ediyordu cadıyı. Hogwarts’tayken arkadaşlarının aksine daha eğlenceli olabileceğini düşünerek seçtiği tek dersin bitkibilim olması rastlanabilir bir tesadüften ibaret değildi. Ders programı için ele aldığı bitkilerin incelemesine başlayabilmek için hazırladığı masanın yanına doğru ilerledi bilindik bir tavırla. Askılığa astığı beyaz önlüğü kafasından geçirirken saçlarının bozulmamasına dikkat ediyordu. Nihayetinde saçlarına fön çekerken muggle yollarını kullanıyordu ve bu herhangi bir cadı için adamotunun çıkardığı sesi susturabilmekten daha zor bir şeydi. Kafasından nihayet geçirdiği önlüğün iplerini belinden geçirdi ve fazla sıkı olmayacak bir biçimde düğüm attı. Ellerine giydiği eldivenin verdiği his rahatsız edici olsa da buna mecbur olması yüzünün ekşimesine yol açtı.

    Ellerini Muggle Siğili adı verilen bitkinin üzerinde gezdirirken yüzündeki ekşi sıfat yerini tebessüme bırakmıştı.
    Çalıların sınıfından bir bitki olmasıyla beraber kırmızı yaprakların üzerindeki zıt bir görüntü oluşturmasına yol açan mor çizgiler bitkinin merkezine doğru ilerleyen bu bitkinin en büyük dezavantajı şüphesiz muggeleların yerleşim yerlerinde de yetişmesidir. Büyü dünyası için oldukça yararlı bir bitki olmasının yanı sıra mugglelar için tam bir faciadır; mugglelar kullanımında aşırıya kaçtığı zaman yüzlerinde oluşan siğiller bitkinin adının nereden geldiğinin açıklayıcısıdır. Muggle Siğili’yle uğraştığından dolayı seraya girdiğinin farkında bile olmadığı küçük cadı ufak adımlarla Elainé’ın yanına geldiğinde cadı sadece başını eğerek selam verebildi. Yapraklarla uğraşmaya devam ederek cadının sözlerini dinlemeye başladı. “Profesör, ben… Nadir bulunan bir bitkiyi buldum ve size vermek istediğim için geldim.” Nadir bulunan bir bitki! Gözlerinin parıldamasına yol açan bu sözler karşısındaki mutluluğunu anlatabilmek için kelimeler kifayetsiz kalırdı şüphesiz. Çantasından çıkardığı saksıyı gördüğünde adeta sevinçten ağlayacaktı. Nadir bulunması yönünden hakkını en gerektiği şekilde veren bu bitki bu yılki ders programının gözdesi olabilecek ölçüdeydi. [color=#8080C0] “Aubrianne, sana nasıl teşekkür edebileceğimi bilmiyorum. Mektuplarında bahsetmemene çok şaşırdım, açıkçası çok sevindiğimi de söylemeden edemeyeceğim.” Ellerine aldığı saksıyı inceleyebilmek için masanın köşesine doğru ilerledi ve saksının köşesinden tuttu. Çekmecesinde bulunan gözlüğü alabilmek için saksıyı yerine bıraktı ve çekemeden çıkardığı gözlüğü taktı. Eline tekrardan aldığı bitki karşısındaki mutluluğu onun çocuksu tavırlara bürünmesini sağlamış adeta çocuklaştırmıştı. ” Kaktüse benzediği aşikâr fakat, dikenleri yerine çıbanları olmasının sebebini biliyor musun?“ Gözlüklerini çıkardı ve Aubrianne’ye doğru adım attı. Konuşmasına devam ederken gözleri hala bitkinin üzerindeydi: “Tabii ki de biliyorsun, çıbanlar savunma açısından çok önemlidir; herhangi bir tehlikeli olayda Kokanözsü adı verilen bir sıvı sıçratırlar. Zehirli olduğu konusunda ileri geri konuşuyorlar misal bir büyücünün bu sıvıdan zehirlendiği gibi. Fakat inandığımı söyleyemeyeceğim. Zehirsiz olduğu kanaatindeyim” dedi dudakları hafifçe kıvrılırken.


_________________


Bu tipsizi sever miyiz?:
 


En son Annette Elainé Jeseven tarafından Salı Ağus. 16, 2011 10:57 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://havadakiburun.tumblr.com/
Aubrianne Parnella
Bitkibilimci
Bitkibilimci
avatar

Gerçek İsim : kim olduğumu bilirsin sen
Mesaj Sayısı : 158
Kayıt tarihi : 30/07/11

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
100/100  (100/100)
Patronus: Yabani Tavşan

MesajKonu: Geri: Mimbulus Mimbletonia   Salı Ağus. 16, 2011 3:11 am


    Profesörün, bitkiyi gördükten sonra görülmeye değer sevinci karşısında, gülümsemeden edemedi genç cadı. Beauxbatons’dan beri görüşüyorlardı profesörle. Aubrianne, Fransa’da eğitime başladığında profesör son yılındaydı. Aubrianne birkaç kez karşılaştığı genç cadıyla ders konusunda sohbet etmişti ki Hogwarts’a geldiğinde de, onunla karşılaşması büyük bir sevinç etkisi yaratmıştı. Birlikte seralarda geçirdikleri bir yılın ardında, Hogwarts’da da seralarda bitkileri incelemeye başlamışlardı. Aubrianne altıncı yılında, büyük annesinin gördüğü görü yüzünden, okuldan ayrıldığında da profesör sayesinde okulun seralarına girip çıkma izni elde etmiş, budan sonra da bitkiler hakkında mektuplaşmaya bile başlamışlardı. Aubrianne bu durumdan oldukça memnundu. Profesör bitkiyi inceleyip, konuştuğunda Aubrianne şapkasını düzeltti. “Ah, bence de zehirsizler profesör; çünkü büyükbabam… Şey biraz incelemiş ve… Onu baygın olarak seramda buldum. Süzerindeki yeşil sıvıyı temizlemek bir haftamızı almıştı; o ise sadece iğrenç koktuğunu hatırlıyor.” Sonunda kıkırdama da edemedi. Bitkiyi bulduktan sonraki en az üç hafta o kokudan daha iğrenç bir şey koklamadığını söyleyip durmuştu. Onu bulduğunda ki korkusunu da anlatamazdı Aubrianne. Yaşlı adam masanın altına yığılmıştı bir et yığını gibi. Genç cadı kendisine engel olamayarak bir çığlık koy verdiğinde büyük babası uyanmıştı. Üzerinde yeşil, yapışkan bir sıvı dağılmıştı; ancak o sürekli burnunu sıkıyor ve kusma sesleri çıkarıyordu.

    Aubrianne, girdiği anıların içerisinden çıkarken hemen önündeki bitki gözüne çarptı. Adamotu bitkisine her zaman bir sempatisi olmasına rağmen serasında sadece üç tane bulunduruyordu. Bu bitkinin çıkardığı ses korkunçtu. Okul yıllarını hatırladığında, dudakları özlemle kıvrıldı. Profesörün önündeki bitkiye yaklaştı ve “Muggle Siğili, değil mi?” diyerek parmaklarını narince kırmızı yaprakların üzerindeki mor çizgilerde gezdirdi. Bitkilerde onu bu kadar etkileyenin ne olduğunu asla öğrenememişti, öğrenemeyecekti de; ancak şu bir gerçekti ki asla etkilenmediği bir bitki olmuyordu. Ah, adamotlarının çığlıkları hariç, diye içinden geçirdiğinde onun bile cezp edici bir noktası olduğunu ama keşfedemediğini de hissediyordu. “Profesör, oluşturduğum seramı genişlettiğimi söylemiş miydim?” dedi neşeyle, elini Muggle Siğili’nden çekerken. Profesör tebrik ettiğinde adamotuna tekrar baktı. Küçükken kulaklarına taktığı kulaklıklar işte oradaydı. Ve masanın sonunda ilk tohum çıkaran kişi olmuştu kendisi. Dudakları çehresine yayılan gülümsemesiyle gerilirken “Profesör…” dedi soru sorar bir edayla ama bu bir ricaydı. “Adamotu tohumuna ihtiyacınız var mı? Bir deneyebilirim…Gerçekten özlemişti…
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Annette Elainé Jeseven
Bitkibilim Profesörü
Bitkibilim Profesörü
avatar

Gerçek İsim : Merve.
Mesaj Sayısı : 78
Kayıt tarihi : 05/08/11

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
92/100  (92/100)
Patronus:

MesajKonu: Geri: Mimbulus Mimbletonia   Salı Ağus. 16, 2011 11:25 pm

    “Ah, bence de zehirsizler profesör; çünkü büyükbabam… Şey biraz incelemiş ve… Onu baygın olarak seramda buldum. Süzerindeki yeşil sıvıyı temizlemek bir haftamızı almıştı; o ise sadece iğrenç koktuğunu hatırlıyor.” Başına böyle bir şey gelmediği için kendini şanslı hissetti. Yıllardır bu işle uğraşmasına rağmen hiçbir zaman başına bu tür şeyler gelmeyişinin altında yatan sebeplerden biri de bitkileri çocuklarıymış gibi sevmesi olabilirdi. Dolayısıyla pür dikkat kesilerek bitkiyi inceler, özen gösterirdi. “Muggle Siğili, değil mi?” Evet dercesine kafasını salladı cadı. “Profesör, oluşturduğum seramı genişlettiğimi söylemiş miydim? Profesör… Adamotu tohumuna ihtiyacınız var mı? Bir deneyebilirim…” Küçük cadının gözlerinden okunan özlem Elainé’ı gülümsetmişti. Küçüklüğünü anımsatan bu kıza karşı duyduğu sempati bambaşkaydı. Beauxbatons’tan bu yana seralarda beraber inceledikleri bitkilere olan sevgisini anlayabilecek tek kişinin Aubrianne olduğunu düşünüyordu çoğu zaman. Tabii ki, ayrıca özlemiş olduğun gözlerine bakınca bile fark ediliyor.” Dediğinde çınlayan kahkaha seraya canlılık getirmiş gibiydi. “Beraber yapmak ister misin? Eski günlerdeki gibi ha? Eski günler demişken… Neden mezun olmayı beklemedin Aubrianne? Beklenenin üstünde bir not alacağına emindim.” Aubrianne derslerinde çalışkan olmasıyla göz dolduran bir öğrenci olmasıyla birlikte oldukça sorumluluk sahibi biriydi. En azından kendi dersinde sınıfın ileri gelenlerinden bile üstün olması beklenebilir bir şey olmasının yanı sıra munis tavırlarıyla bile kendisine bağlamayı iyi biliyordu.

    Masanın en ucuna yerleştirdiği adamotunu eline aldı ve Aubrianne’ye doğru yürüdü. Her adımında kızın gözlerindeki sevinci gördükçe o da mutlu oluyordu; kız adeta mutluluk saçıyordu. Yetişkin bir adamotu bulundurduğu için kendisiyle gurur duymadan edemedi. Her ihtimale karşı seranın tenha bir bölümüne yerleştirdiği bitkiye doğru yürürken ayağına takılan eldiven dengesini kaybetmesine yol açmıştı; 10 santimlik topukluların ayağını burkmasından korkan cadı dengesini kontrol altına almayı başardığında zafer kazanmış hissine bürünürken haline gülmeden edemedi. Arkasını döndü ve Aubrianne’ye göz kırparak “Oh, bu kötü oldu ama yine de atlattık.” diyerek kahkahalarıyla küçük cadıyı da güldürdü. Eline aldığı saksıyı Aubrianne’nin saksısının yanına yerleştirirken hala gülüyordu. Elainé’ın dudaklarından eksik olmayan bu tebessüm, yaşadığı acıların süsüydü; her şeye rağmen gülmeyi başarabiliyordu. Çekmeceden bulduğu bir çift eldiveni eline aldı ve kulaklıkları karıştırırken üzerinde Aubrianne yazan kulaklığı görünce “Ah, bak buldum; sevineceğine eminim.” Diyerek elindeki kulaklığı ve eldivenleri cadıya uzattı. Kulaklığı gördüğünde Aubrianne’nin suratındaki ifade Elainé’ın gülümsemesinin bütün suretine yayılmasını sağlamıştı.


Spoiler:
 

_________________


Bu tipsizi sever miyiz?:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://havadakiburun.tumblr.com/
Aubrianne Parnella
Bitkibilimci
Bitkibilimci
avatar

Gerçek İsim : kim olduğumu bilirsin sen
Mesaj Sayısı : 158
Kayıt tarihi : 30/07/11

Karakter Bilgileri
Rol Puanı:
100/100  (100/100)
Patronus: Yabani Tavşan

MesajKonu: Geri: Mimbulus Mimbletonia   Çarş. Ağus. 17, 2011 7:25 am





    Mezun olamadan okuldan ayrılmak zorunda kaldığını, profesöre mektuplarında bahsetmemişti. Buna gerek duymamasını mantıksız bulsa da cevap verme girişiminde bulunmaya yeltenemeden profesör, seranın içinde ilerlemeye başlamıştı. Aubrianne, o mükemmel bulduğu bitkinin tohumları için izin verdiğini anlayabiliyordu. Küçüklüğünde bile bu bitkilerin, şifa konusunda gösterdikleri hünerleri, ilgisini çekiyordu. Tek zararlı yönü; çığlığının duyan kişiyi öldürmesiydi. Küçükken her zaman fide halinde olanlarıyla çalışmıştı ve fide olanların çığlığına maruz kalıp bayıldığı da olmuştu; ancak kendi oluşturduğu serasında bulunan üç adamotundan biri yetişkindi ve onunla epey vakit geçirdiğinden artık alışkın olduğu bir konu üzerinde çalıştığını düşünüyordu. Aslında bir tane vardı o güzel serasında ama dayanamayıp tohumunu çıkarmış, onun büyümesini izlemişti. Adamotlarının büyümesini izlemek, kesinlikle olağanüstüydü. Adamotları, zamanla daha kaprisli olurlar ve sır saklarlar. Bu da onların büyüdüklerini gösterir. Ergenlik sivilceleri kaybolduktan sonra tekrar dikilmeye hazır olan adamotları, birbirlerinin saksılarına doğru hareket ettikleri zaman olgunlaştıkları anlaşılır. Bundan bir süre sonra kesilip kaynatılmaya hazır hale gelmeye başlarlar; tabii Aubrianne, bu gerçekten canlı halde olduğu belli olan bitkiyi kaynatmaya kıyamamıştır hiçbir zaman.

    Profesör elinde gördüğü yetişkin bitkiyle gülümsemesi, dudaklarında daha çok yayılmıştı. Profesör gülümseyerek ona, takacağı kulaklığı uzattığında, belki de anlamsızca gözlerinin yaşarmaya yüz tuttuğunu fark etti. Kuruyan dudaklarını yaladı ve üzerine Aubrianne yazan kulaklığı ve eldivenleri taktıktan sonra, büyük bir sevinçle teşekkür etti. Toprağın üstüne kıpırdayan yaprakları tuttu ve “Başlıyorum.” Diye fısıldadı; ancak duyduğundan daha yüksek sesle söylemişti bu kelimeyi. Yaprakları kavrayıp toprağın içinden çekti bitkiyi. Kulaklığını bile delip geçen, çığlığı duyduğunda yüzünü ekşitse de içinde bir sevinç oluşmuştu. İşte ikinci sınıftaydı. Zor da olsa fide olan bir adamotunu çekmişti ki hayallerinden çıkmak zorunda olduğunu söyledi ruhunu. Aubrianne bitkiyi, şöyle bir inceledi. Topraktan çıkmaktan hoşlanmadıkları gibi, toprağa girmekten de hoşlanmayan bu bitkinin her iki durumda da kıvranmasını, tekme atmasını ve küçük ama sağlam yumruklarını savunmalarını izlemeyi severdi. Çamurlu ve son derece çirkin bir bebek olan bir yaratığın olağanüstü bir şekilde yaratıldığını düşünüyordu. Açık yeşil benekli bir cildi vardı ki bu da ona daha çok canlılık katıyordu.

    Bebeğin vücudundan uzanan kök gibi çıkıntıların küçük bir kısmını kesti ve içinden, çok küçük olmayan iki tohum çıkardı. Adamotunu tekrar boş bir saksının içine koymuştu ki ne kadar dikkatsiz davrandığını hemen anladı. Yetişkin adamotu kendini saksının içinden atmış. Masanın üstündeki saksıları devirmeye başlamıştı. Telaşla kenara çekilirken adamotu kavramaya da çalışıyordu. Saksılar yerlere devrilirken “Özür dilerim, profesör… Özür dilerim.” Diye tekrar edip duruyordu. Adamotuyla olan savaşına profesörde katıldığında adamotunu yakalamak konusundaki umutları artmıştı.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Mimbulus Mimbletonia
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Ateş Oku RPG ~~ Hogwarts :: Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu :: Bahçe :: Bitkibilim Seraları-
Buraya geçin: